İnsanı değerli kılan en önemli faktör 'İnsan' olması olabilmesidir. İnsan olabilmeyi kalabilmeyi sağlayan insan değerlerine sadık kalmayı da bilir!.
Peki nedir bu değerle diye baktığımızda?..
Kendi soyu başta olmak üzere diğer canlı cansız tüm varlıkların tamamına da insan gibi bakmasıdır!.
Kul olduğunun farkında olan ve bu farkındalıkla ancak gerçek özgürlüğü bulabileceğine inanmasıdır!..
Birlikte yaşadığı insanlara saygı duyması, herkesi olduğu gibi kabul etmesidir!..
Kendine saygı duyulmasını isterken aynı saygıyı başkasından esirgememesidir!..
İnsansın veya inanmasın insanlığı gerektiren düşünce, hal, hareket, davranışları yaparken insanı merkeze almasıdır!..
İçinde yaşadığımız toplumda din denince ilk akla gelenin İslam olduğu realitesinden hareketle bu dinin olmazsa olmazı olan Allah'a kulluk bilincinde olmasıdır!.
Hak, hukuk, adalet vs. gibi insanın olmazsa olmazları olan bu hakları herhangi bir rejimin bir lütuf olarak değil, yaratılıştan bütün insanlara Allah tarafından verildiğinin farkında olmasıdır!..
İnsan olarak varlık amacımızın hiçbir sistem ve izm(demokrasi, sosyalizm, komünizm, faşizm, liberalizm vs.)'e değil yalnız Allah'a kulluk olduğunun farkında olunmasıdır!.
Reklama,mevkie,makama ilgi duymadan, hatalarının farkında olup toplumca beraber sahih ve net bir duruşa sahip olunmaktır!..
Sistemlerin oluşturdukları bir takım algılara kanıp kafa bulanıklığına kapılıp dinden İslam'dan uzaklaşacak kadar kafası karışık olmayandır!.
Saydığım bu değerleri insan olarak bizi biz yapan değerlerin bazılarıdır. İşte bir kalkarda bu değerleri basite alırsa bizi kim ciddiye alır?..
Adı Müslüman olup, Müslüman gibi yaşamayan, İslam yerine İslam karşıtı başka sistemler adına mücadele veren dini İslam'a dehledenler mi?..
Kul hakkını gözetmeyen soyutluktan öte bir anlam ifade etmeyen insan hakları kavramını dillerine pelesenk edenler mi?..
İslami ve insani olan bir takım kutsallara saldırmayı marifet bilip, sözde demokrasi adına bunlara hakaret etmeyi kendilerine bir hak olarak gören batıl ideolojilerin savunucuları mı?..
Kendi ülkesinin gelişmesini, gelişmişliğini kabullenmeyip dış düşmanlarla işbirliği içinde engellemeye çalışıp, sürekli iç savaş çığırtkanlığı yapanlar mı?..
Kim?..
Bütün bunlara karşılık, gereği gibi inanan insan, hayatını gelişen dünya standartlarına ters düşmeyecek şekilde iman ve ahlâk kurallarına göre tanzim etmesini bilir.
Allah'a hesap verme şuuruyla hareket ederek, fırtına da olsa, karda, kışta da bulunsa, rengârenk süslenen, yüzümüze gülen baharlarla da karşılaşsa, yine de hayatından memnun olur, huzur duyar.
Bilir ki, Fırtınalar(en karanlık günler) rahmetinin tecellisi olarak yağmurun(aydınlık), yağmur ise baharın(gerçek özgürlük) müjdesidir!.
Kim ne derse desin bu toplumun mayasında bulunan İslam mayası toplumun bölünüp parçalanmasına engel olduğu gibi, tüm mazlum coğrafyalarda yaşayan mazlum halkların umutlar olmaya bizi biz yapan değerlere sahip çıkmaya devam edecektir.
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.