Necla Arpa Gülaçar


Haydi Yüreğim Gidelim Bu Şehirden

Haydi Yüreğim Gidelim Bu Şehirden


 Haydi Yüreğim Gidelim Bu Şehirden

Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden artık burada nefes alamıyorsun bu şehir metruk bir şehir nice yüreklerin bırakıp gittiği tıpkı Hz.Peygamber(s.a.v) in Mekkesini terk ederken söylediği sözleri söyleyerek “mekke güzel şehir seni bırakıp gitmek” içlerinden gelmediği halde doğdukları büyüdükleri şehirde bağlarını bahçelerini topraklarını evlerini akrabalarını ve anılarını bırakıp gitmişti kırgın yürekler.

Son umutları da sönmüş,zira yolsuzluğa ve yoksunluğa neşter vuracak.adamda seçilememişti. Deprem, terör, mülteciler ve çekilemeyen cilalı ayakkabılı ihaleciler.Hangi yana baksan yetim bir çocuğun serzenişli bakışlarında kayboluyorsun.Üç beş adam iyi yaşasın diye,

anneler pencerelerden soğuk girmesin diye üzerini örtecek eski battaniyeleri pencerelere çiviyle tutturmuş,gündüzün güneşini esirgiyor eski battaniyeler.,Ah yüreğim dayanmak zor iki hayat arasında yaşamak nasıl bir şey? Şehrin bir yüzünde yoksunluklar, teneke bir sobanın üzerinde dumandan kararmış bir çaydanlık evinin en kıymetli ikramı ve belki son içeceği olan tezek dumanı kokan fakat samimiyetle sunulan bir bardak çay.Ferahlıkla rahatlıkla içiyorum. Akşam lüks bir otelin yemek salonunda görevim gereği şımarık siyasilerle yemekteyim menüyü beğenmiyor çoğu,ışıklandırma yetersiz salonun ambiyansi iyi değil hele şu muhabbetler hiç çekilmiyor şunun kravatı uymamış ötekinin kıyafetinin rengi hiç uymamış gecenin sonunda evimdeyim başucumdaki kütüphanem kalemim kağıdım ve ben.

Allah’ım hangisi benim? Nerde mutluysam o benim diyorum kendime.Lüks otelde yemek yiyenlerin masadaki sohbet konusu kürt sorunuydu. Sorunu çözmeye çalışırken kürt sorunun çözülmesini isteyen 14-15 yaşındaki çocuklar pencerelere taş atıp mevcut iktidarın canını yakmak için kendileri gibi kürt olan fakat sadece iktidarın partisinden aday oldukları için inticitiyorlar.Belirlenmiş işyerlerine, evlerine molotof atıyorlar,arabalar ya yakılıyor ya da paramparça ediliyor.Bunları gören duygusal yüreğim gidelim bu şehirden diyor.

Ya bugün ziyaret ettiğimiz
ailelerin çocukları ise bunlar. Yardıma karşılık bu mu? Sus yüreğim sus! Onlar bilmiyorlar sen biliyorsun kimsenin dürüst olmadığını düşmanın kör nişancı olduğunu asıl dost görünen biliyor nereden vuracağını. Vuruyorlar işte bizi biliyorlar zayıf noktamızı oysa biz bir zamanlar kardeştik.Şehrimin yerli aileleri,Türk asıllı, göç ile gelenler Kürt asıllı ne vardı bunda hepimiz insandık dillerimiz farklı olsada bizler birbirimizin dillerini çoktan öğrenmiştik. Biz iyiydik birbirimize karşı,fakat ayrıştıran sistemdi ötekileştiren evet hepimiz aynı dindendik ama hepimiz farklı ırtıktandık  bunun ne önemi vardı ki. Kürt olduğu için kendi dilinde eğitim istiyor diğeri Türk,o zaten tercih edilmiş.Haykırasım var! Halkın hizmetkarıyım diyenler tek adam olma sendromu yaşayan,”ben şehrin ağabeyim ne dersem o olacak” iyi de firavun da Tanrılık iddiasında bulunuyordu sonunu görmedin mi be adam? Sus dedim sus! İyi de ne zamana kadar susmalıyım hangi birine göz yummalıyım? Kaderimizi çizip biçenler hayatımızın,şehrimizin,geleceğimizin kararını verenler sadece evlatlarına bir kaç şirket ve taşınmaz bırakmak için koca bir memleketin ahını alanlar.Öksüz bir bebeğin mamasını çalmak nasıl bir şey? Sonra birinin kömürünü diğerinin hırkasını.Liseli kız palto istemiş yanımıza geldiğinde ellerini paltosunun ön kısmından hiç çekmiyor meğerse yanmış görünmesinden utanıyormuş. Partide ise yarın hangi pardesüyü giyeyim,altına hangi renk ayakkabı giysem sohbetleri var sohbeti dinleyen yardıma muhtaç kadın ise çocuğunun ayakkabısı paramparça olduğu için okula gidemediğini söylüyor.Pardesü tartışması yapan arkadaşlarımdan para toplamaya çalışıyorum; bana yanlış yöntem bu şekilde anca birisine yardımcı olabilirsin olmaz hemen bir çay partisi düzenleyelim diyorlar.

Çay partisinde eğlenmeden bu parayı veremiyor musun diyesim var. Sus dilim sus!

Konuş düşüncelerim konuş! Pes yani bunların balığı baştan kokmuşta öbürüne balık tutmayı nasıl öğreteceğim. Öğreteceğim herhangi bir alan yok, halkın hizmetkarı olanlar tek bir çivi çakmamakta azami gayret sarf ediyor. Kimse ne olacak bu memleketin hali demiyor? Varsa yoksa destansı konuşmalar, masum maskelerini takma provalarına şahit oluyorum.

-Bugünkü konuşmama bir ayet bir hadis ekler herkesin gönlünü alırım- tanıklık etmek ağır geliyor bana biliyorum ki tanık olduğum her şeye öteki alemde şahitlik edeceğim o halde sus yüreğim sus dilim ve görme gözlerim haydi artık yüreğim gidelim bu şehirden....
  Necla Arpa Gülaçar
Özgün irade dergisi neclagulacar@gmail.com