A. Baki KARACA


VAN’IN POSTUYLA KÜRK GİYENLER NEREDE?

VAN’IN POSTUYLA KÜRK GİYENLER NEREDE?


VAN’IN POSTUYLA KÜRK GİYENLER NEREDE?
 
Yıllardır söyleyip duruyoruz değerli okurlar. Van’ın gerçek sahibi, yine ezilen, haksızlığa uğrayan, hakkı yenilen, çoğu zaman bu haksızlıklara sesini çıkaramayan, ya imkânsızlıklardan dolayı sıkıntılarında ya da çok sevdiği için ilinden ayrılamayan, başta seçim süreçleri olmak üzere, genel yaşamlarında da siyasiler tarafından hep kandırılan, aldatılan, çoğu zaman yalnızlığa terk edilen, seçilenlerin her sözüne hemen inanan, her türlü haksızlığı bir tebessümde unutan, bunca zamandır yaşadığımız sıkıntıların giderilmesi için belki yardımcı olurlar umutlarıyla bekleyen, aslında kendini avutan, zaman zaman da istemeden kendini kandırmak zorunda kalan, ama özünde asil olan Van halkıdır.
 
Bir dönüp etrafınıza bakar mısınız değerli okurlar, kim ya da kimler var şimdi yanınızda… Ona göre aklınızı başınıza alın. Hani Van halkını çok seviyorlardı, Vanlı’nın tırnağına iğne batsa onların yüreğine hançer saplanır gibi acı çekerlerdi. En dürüst onlardı. En iyi Kürt onlardı. En iyi Vanlı onlardı. En iyi Türk onlardı. En milliyetçi onlardı. Siyaseti en iyi onlar biliyordu. Van halkını en iyi onlar yönetecekti. Bu söylemleri o kadar çok arttırabiliriz ki yazının sonu gelmez. Yani halkın her türlü değerine sahip ve sadık olduklarını her platformda anlatırlar.
 
Sevgili Vanlılar, ilimiz çok zor bir süreçten geçiyor. Bir taraftan depremin acıları, insanlar üzerinde bıraktığı çok yönlü etkiler, toplumsal hasar, Van’daki belirsizlik, kimsenin yarınının ne olacağını bilememesi, elektrik faturaları sorunu… Malum AFAD’ın Van halkının başına ördüğü çorap, aldıkları yanlış kararlarla halkı perişan etmeleri, bu da yetmiyormuş gibi kararı beğenmeyenlere ‘mahkeme yolu açıktır’ pişkinliği içinde yapılan açıklama… Sanki mahkemeler Van halkının sorunlarını hemen çözecekmiş gibi başlarından savmaları… Yıllarca Van halkına ‘gidin mahkemelerde sürünün’ demek istemeleri, kendilerince sorunun çözümü olarak göründüğünü ifade eden basit bir yaklaşım… Yani kendilerinde hata görmeyen, vicdanlarını sorgulamayan bir düşünce.
 
Zaten ‘işsizlik’ bu ilin kanayan yarası…
 
YGS de Van ilinin dibe vurmasının nedenleri çokça sorgulanmalı! Vali Karaloğlu, yumruğunu masaya vurarak sorumlulardan bunun hesabını sormalı. Çünkü Valinin, Van’a gelince eğitimle ilgili söylediği ‘Van’ı en iyi yere getireceğiz’ sözleri şu anda kendisini bağladığını, sorumluluğunu da yerine getirmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.
 
İşte değerli Vanlılar, olumsuzluklarda hep sondan birinci olan ilimiz ‘Van’ın gerçek sahibiyiz’ diyenler nerede? Şu anda Van Valisi Münir Karaloğlu tek başına bu ilin sorunlarını çözmeye çalışıyor. Hakikaten durmak bilmiyor. Allah yardımcısı olsun. Vali de Van’a daha çok hizmet etsin. Düşünün, tek kişiyle Van’ın devasa sorunları nasıl çözülecek doğrusu çok merak ediyorum.
 
Bu arada Valiler kararnamesinde Valinin başka yere gitmemesi lazım. Böyle bir durumda Van halkının bunu kabul etmemesi gerekir, diye hatırlatmak isterim. Van’ın mevcut haline, dününe ve yarın neler olacağına vakıf olan Karaloğlu’nun, 5 yıl daha Van’da kalması gerektiğine inanıyorum.
 
Değerli okurlar, bunlar Van’ın bazı sorun ve sıkıntıları. Asıl sorun ve yazımızın konusu olan yukarıda değindiğim meseleye geçelim.
 
Vanlının sırtından geçinen, yani bu halkı yazının başında da ifade ettiğim gibi yıllardır aldatıp-kandıran ve kendilerini milletvekili, belediye başkanı yapan, makam-koltuk sahibi yapan onlarca vekil ve belediye başkanı var. Birer Vanlı olarak neredeler şimdi bunlar? Van halkının en zor, en perişan döneminde, hangisi gelip yanlarında olduklarını söyledi. Şu ana kadar Van’dan seçilen hangi milletvekili ya da belediye başkanı yoksulluk çekiyor? Bir-ikisi hariç, milyoner oldular. Halk onları, kendilerini yönetmeleri için makamlara getirdi ama onlar kendilerini zengin etti. Hakikaten Van’dan seçilip de zengin olmayan biri var mı? Düşünüyorum da yok. Yazık günah değil mi, ayıp değil mi? Van halkı size bunun için mi güvenip oy verdi, sizi makam sahibi yaptı?
 
Ben size bir öneride bulunayım. İşte şimdi tam da zamanı. Gelin bu halka sahip çıkın. Seçilmeden önce ne olduğunuzu, kim olduğunuzu, sizden başkası bilmiyordu. Bu halk sizi o makamlara getirdi. Siz her yerde söz sahibi oldunuz, makam sahibi oldunuz. Ölene kadar bu dünyadaki hayatınızı ekonomik olarak da garantiye bağladınız. Yüklü sermayelerin sahibi oldunuz. Diğer dünyayı da Allah bilir. Şimdi gerçekten bu halktan oy alırken söylediğiniz o sözlerde samimiyseniz, arkasında durmak isterseniz önünuzde bir fırsat var. Gelin bu halka ev yaptırın, paranız da var. Tanıdığınız iş adamları-müteahhitler var, konut yaptırın, Şu ana kadar Van’dan seçilen ama Van’a gelmeyen ya da gelemeyen 100’ü aşkın siyasetçi var. Her biriniz 100 konut yapacak güçtesiniz. Kendinizi hem Van halkına hem de Allah’a karşı tövbe ederek affettirmenin tek yolu bu olsa gerek, benden hatırlatması. Bu halk şu an acı çekiyor ve kendisine uzanacak samimi yardım ellerini bekliyor. Haa, bir şey daha hatırlatayım. TV ekranlarında gösterildiği gibi sorunsuz değil Van. Ekranlarda gösterilenlere aldanmayın, gelin yerinde görün. Her şeyi süt liman göstermeye çalışanlar bir yıl sonra Van’daki sorunların altında ezilecekler haberiniz olsun.
 
Bizim seçtiklerimiz işte böyle değerli Van halkı. Sözün kısası, seçilen gitti bir daha da arkasına bakmadı. Depoyu doldurdu, Van’ı-Vanlıyı unuttu. Artık bundan sonrası size ve vicdanlarınıza kalmış. Kararlarınızı doğru vermeniz gerekiyor. Samimi olan, yalan konuşmayan, dürüst insanlar hiç mi yok bu memlekette? Diyeceksiniz ki, nereden bulalım dürüst insanları… İşte asıl sorun da burada başlıyor… Önce biz dürüst olacağız. Sonra başkasından bekleyeceğiz. Siyaset ve siyasiler meselesi, bizim toplum olarak anlamakta güçlük çektiğimiz bir konu.
 
Siyaset her şeyden önce bir yönetme sanatı veya bilimidir. Yani siyaset bilimdir.
Hükümet/devlet icraatlarını etkileme, değiştirme veya yönlendirme işidir. Devlet yönetimini veya kontrolü ele alma ve elde tutma bilgisi veya sanatıdır. Bireyler ve gruplar arasında güç ve liderlikle ilgili olan rekabettir. Bir takım maharet ve hünerlerle, çoğu kez dürüst veya ahlaki olmayan şekilde uygulamalarla karakterize edilen etkinliklerdir. Bir toplumda yaşayan insanlar arasındaki ilişkiler karmaşasının bir toplamıdır. Yaşanılan zaman veya gelecek için kararlar almak ve uygulamak için koşullar ve verilerin ışığında alternatifler arasından seçilen eylem veya eylemleri ortaya koymak, belirlenen yöntem veya biçimlerde uygulamaktır. Özellikle bir devlet organının uygulanabilir icraat ve genel amaçlarını ana hatlarıyla açıklayan yüksek düzeyli planlardır.
 
Siyaset, yukarıdaki anlamda iken şimdi toplum tarafından nasıl algılanıyor? Yani siyaset mi yalan, ahlaksız, palavra, düzmecelerden oluşan aldatmalar üzerine kurulmuş, yoksa siyaseti bu hale getiren siyasiler mi?
 
Allah bizi uyananlardan eylesin.