Abdulhalim Almalı


BÜYÜK TOKADI YEMEDEN!..

BÜYÜK TOKADI YEMEDEN!..


 BÜYÜK TOKADI YEMEDEN!..

Kan, gözyaşı, sürgün, zorunlu göç vs. Ortadoğu halklarının kaderleri olmamasına rağmen kader olarak değerlendirmekle öncelikle düşünce sahiplerinin kendilerine vurdukları en büyük darbedir. Müslümanlar olarak hiçbir aidiyete takılmadan zulüm kimden gelirse gelsin, kime karşı yapılırsa yapılsın zulme karşı durmalı, zalime karşı haykırmalıyız. Bu en büyük kutsalımız olsa bile!..

İnsanlar durduk yerde yerlerini topraklarını işlerini en fazla değer verdiklerini kolay kolay bırakıp terk edip gitmezler. Eğer bu şehirde her gün sayıları gittikçe artan insanların şehri terk etmek istediği konuşuluyorsa buna rağmen özellikle yerel siyasetçiler bu durumu sorgulamıyor çözüm için planlar üretemiyorsa bu halı siyaseten ideolojiye teslimiyetin göstergesi olarak görmemek elde değil.

Şiddet, korku, bezdirme, tehdit vs.  insanlar için felakettir, yıkımdır, çirkinliktir!..

Şiddetin galibi yoktur, galibi olmayan ortamlarda kazançlı çıkanlar, insan kanı gözyaşı ve alın terleri üzerine kendilerine gelecek bina edenlerdir.  O kadar çirkin ki, şiddetten yana olanlar, şiddetin figüranlığını yapanlar zaman zaman yaptıklarından utanır duruma gelseler bile bu gerçeği değiştirmiyor.

Değiştirmiyor çünkü vampirlerin, insanlık düşmanlarının beslendikleri tek seçenek vardır şiddet, korkutma bezdirme. Önce şiddeti meşrulaştırmak için planlar programlar kurar, daha sonra özgürlükler adına insanlar şiddet uygular ve uygulatırlar. Özgürce yakıp yıkarlar çünkü kendilerine karşı koyabilecek bir toplumsal reaksiyon yoktur, hal böyle olunca kendi davranış biçimlerini kendileri belirlerler.

İnsanlık düşmanı olan ideolojilerin adı ne olursa olsun tek hedefi vardır daha fazla kan, daha fazla gözyaşı daha fazla zulüm ve işkence. Toplumda doğurdukları mazlum, mağdur ve mahrum sayısı arttıkça toplumsal gerilimde o nispette artmaktadır.

Zulümlere kalben dahi taraftarlığı reddeden ve kınayan bir dinin mensupları olarak,  Ne kerameti kendinden menkul müesses bir ulus-devletin hatırı için, Ne de hasreti çekilen ideolojik bir diğer ulus-devlet için masumlara haksızlık edilmesine razı olamayız.

Hiç bir zulümlü milliyetçilik başka bir zulümlü milliyetçiliğin bahanesi olamaz!…

Hiçbir yanlış başka bir yanlışın yaşanması yaşatılması için bahane olamaz!…

Hiçbir haklılık masum insanların katledilmesi için bahane olamaz!…

Hiçbir düşünce farklıdır diye kınanamaz, horlanamaz hiçbir haklı gerekçeyle engellenemez hakaret edilemez!…

Baskı, zulüm ve işkenceyle temel hak ve hürriyetleri, Allah yolunu, Allah’ın insanlara hak olarak verdiklerini, Allah yolundaki faaliyetleri engelleyenlere, meyledemeyiz. Allah’ın yaratmış olduğu ırkları kabileleri ve her biri Allah’ın birer ayeti olan dilleri inkâr edenlere sessiz kalır görmezden gelemeyiz.

Haksızlık edenlere yakınlık, eğilim gösterenlere destek, onların fiillerine iştirak eder yardımcı olursak, Kürt'ü Türk'ü Çerkez’i Arap’ı demeden ayrımı yapılmadan tokadı yememiz ve ateşin dokunmaması için hiçbir sebep kalmaz. “Sadece içinizden zulmedenlere erişmekle kalmayacak olan bir azaptan sakının ve bilin ki Allah, azabı çetin olandır.(Enfal:25)”

Sadece içimizdeki zulmedenlere bulaşmayacak olan büyük fitne ırkçılık fitnesi, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir fayda getirmeyecektir. İnsanların farklı düşüncelere sahip olması farklı dinlere inanması bütün bunlar insanlığın ortak noktalarının yaşanmasına engel değildir olmamalıdır.

Hiç kimsenin Allah’ın dışında, gerek kullarından gerekse sistemlerden koruyucusu, emirlerine kesinkes itaat edileceği otorite yoktur. Eğer vardır denilirse yaşamakta olduğumuz savaşın galibi tarihte yaşanan savaşların hiçbir döneminde olmadığı gibi, şimdide olmayacak.

Bunu da Allah hiçbir zaman bizlere zulmedici değildir, eğer zulüm varsa ki vardır ortadadır. Zulme uğramanın tek sebebi bizim zulümlere seyirci kalmamız, sessiz kalmamız, zulme uğrayanların hallerinden anlamamız anlamak istemememizdendir.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.