Abdulhalim Almalı


TOPLANILMASI İSTENİLEN SEKÜLER GÜÇLER?

TOPLANILMASI İSTENİLEN SEKÜLER GÜÇLER?


 TOPLANILMASI İSTENİLEN SEKÜLER GÜÇLER?

Önce sekülerizm'i tanıyalım: Toplumda ahiretten ve diğer dinî, ruhanî meselelerden ziyade dünya hayatına odaklanılması yönündeki hareket. Yani sorumsuz bir hayat, sorumsuz olan bir hayatın sorunlu olması kaçınılmaz olur. Bunu söyleyenler veya savunanlar farkında değiller mi?

Farkındadırlar zaten istedikleri şey inançsız, mabetsiz, ahlaksız bir toplum modeli oluşturmak. Bilindiği üzere böyle bir yaşam tarzını dayatanlar işe laiklikten başladılar aslında 'laiklik ateizmin kalkanıdır.' İşe din işleri ile devlet işlerini ayırarak vicdanlara hapsederek başladılar yani dini sosyal hayattan soyutlayarak tamamen seküler bir din anlayışı dayatarak insanı özellikle bedeni üzerinden sömürülmesinin yolunu açtılar.

Ve İthal vekilden ithal söz ve eylemler 'laik ve seküler' gelmeye devam ediyor!.

Bir insanın atandığı topluma yabancı olması, tanımaması toplumda hâkim olan ahlak olgusuyla çatışması garipsenmemelidir. Esas garip olan şey, Kürt halkının kendisine dayatılan gelenek-görenek-kültür vs. lerine yabancı birine asabiyetlik dürtüsü içinde destek verdirilerek vekil tayın ettirilmesidir.

Bu vekil Daha önce Kemalistlerin kendilerini tanımasını ve gerici olarak nitelediği Müslümanlara karşı ortak hareket isteyen DTK Başkanı Aysel Tuğluk, benzer çağrısını yeniledi. Tuğluk, seküler güçlerin zaman geçirmeden AK Parti'ye karşı kendileriyle birlik olmasını talep ediyor, 'Süreç konusunda devletin geleceğini düşünenler ve seküler güçler hızla sorumluluk almalıdır'. Bu açıklamayı aslında Nasyonalist solun bundan başka bir savunmasının özellikle Türk-Kürt halklarına verebileceği başka bir şeyin olmadığının dışavurumu olarak da ele alabiliriz.

Çünkü bu anlayış son doksan yıllık süreçte inkâr ve asimilasyonla Kürt halkını nasıl ötekileştirdiğini, yok saydığını, işkencelerden geçirdiğini, Kürt halkının kadınlarını köy meydanlarına toplayarak nasıl aşağıladığını bütün bunları bilmiyor değillerdir.

Cizre'nin Yeşilyurt köyünde 1989'un ocak ayında bir binbaşı ve üç asker tarafından köylülere dışkı yedirdiğini bilmiyor değillerdir. Tüm sol sekülerlere çağrı yapanlar 1925 şeyh Said kıyamında Kemalist rejimin sekülerizm adına yaptıklarını bilmiyor değillerdir. O dönemde birçok yerde insanlar ahırlarda toplu bir şekilde yakıldılar, öyle ki zalimler için çocuk, ihtiyar, kadın veya hayvan hiç fark etmeden yakıldığını bilmiyor değillerdir. Haydi, geçtik eskileri, daha acıları devam eden Diyarbakır cezaevinde Kürt evlatlarına yapılan işkenceler insanlık tarihine kara bir leke olarak geçti. Herhalde bunu bilmiyor değillerdir.

Tahkir edilen, baskılanan, tenkit altında tutulan, asimilasyona maruz bırakılan, kuşatılan, engellenen, onurları sistematik olarak rencide edilen halkların, toplumların her durumda direniş hakları vardır. Ancak nasyonal sol sistemin oluşturduğu hava içerisinde Kürt halkının bir kısmının bunu seküler bir ideolojinin gölgesine sığınarak çözmeye çalışmasına olan inancı yok olmaya başladığı için sekilerleri çok cesaretlendirmiş olacak ki, vekil hanım tüm sekülerlerin toplanması çağrısı yapmaya itmiş.

Seküler güçleri İslami hassasiyetleri olanlara karşı güç birliğine çağıran zihniyetin dertlerinin Kürt halkının geleceği refahı özgürleşmesi olmadığını görmesi lazım. Bilinçsizlik, sorumsuzluk, keyfilik ve korkaklık insanımızın daha iyi kullanılmasını sağlıyor, bununda hiçbir kimseye faydası yoktur.

Tarihimizi iyi okumak iyi değerlendirmek lazım, seküler anlayışın Kürt halkına neleri reva gördüğünü görmek lazım. Sekülerlerin yaşattıkları tarihi görmezden gelmek dışında kalmak demek siyasal nesne olmak, Kürt halkının değerleriyle örtüşmeyen ideolojinin oyuncağı haline gelmek, her durumda sömürge konumuna mahküm olmak demektir.

Herkesin eşit ve özgür olacağı 'Yeni Türkiye'ye varmak üzereyiz. Ama önce nasyonal solu(Kürt olsun Türk olsun) hainleri, ajanları, iç düşmanları iyi tanımak lazım. Aksi halde seküler güçler bir araya geldiklerinde yeni sürgünler, idamlar, işkenceler kaçınılmaz olacak. Dersim katliamı, yanı başımızdaki Zilan katliamı, şeyh Said, seyyid Rıza türü, katliamların yeniden işlerlik kazanması çok zor değildir.

Nasyonalist solun tuzağına düşmemek için, gün birlik beraberlik günü, oyunlara gelmeme günüdür. Kanın gözyaşının akmaması sekülerlerin en büyük kayıplarıdır çünkü sekülerizmin tek geçim kaynağı vardır o da mazlum halkların sömürülmeleri. Buna dikkat etmek lazım.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.