Biz hala düşünmek yerine, birilerini izliyorsak, başkaları bizim yerimize düşünüyor ve bizlerde onları takip ediyorsak medeni cesaretimizi daha kazanamadık demektir. Bugün hala irademizin esiri olarak, akılsallığımızı kaybetmiş bir şekilde, birey olmayı hayal ediyoruz.
Bize yakın üç ilimizden(Diyarbakır-Mardin-Batman) oralardaki STK’ların sağladıkları toplumsal değişimden bahsetmek istiyorum. Toplumsal irademizi, bireysel aklımızın önüne koydukça, sorunlarımızın bölünüp, azalmışlığı duygusu bir suçluluk duygusundan arınma aldatmacasından başka bir işe yaramadığını bilmemiz lazım. STK’ların desteğiyle toplum, değişimi talep etiği için siyasi irade ister istemez buna ayak uydurmak zorunda kaldı.
Bizde ise hala eski Türkiye eski anlayış kalıplaşmış hatta kin-nefret-önyargıdan başka bir işe yaramayan STK anlayışı maalesef toplumsal değişimi sağlama noktasında yeni Türkiye yolunda istediğimiz mesafeyi alamadık.
Artık bunu görmemiz lazım, Türkiye eski Türkiye değildir siyasi irade değişim gösterdiği için artık ülkede huzur ortamı oluşmaya hayat normalleşmeye başladı. Yani Türkiye’deki darbeci anlayış, darbeci hukuk, baskıcı vesayet, yönlendirici medya vs.ler de dönüşüm ve değişime ayak uydurma zorunda kaldı.
Bu süreç toplumun çatışma yerine siyaseti ön plana çıkaracağı ve hedefine siyaseten ulaşacağı süreçtir. Eski vesayetin devamından yana olanlar direnmeye devam ediyorlar, öyle ki görevlerini yapmak yerine toplumu germek için ellerinden gelen neyse onu yapmaya çalışıyorlar buna da bir takım STK’larımızın lakayt kalması bu çevrelerin işlerini kolaylaştırmaktadır.
BU ŞEHRİN HUZURUNA KASTEDENLER KİMSE?
85 yıllık devlet baskısının eğitimden siyaset sosyal hayattan ekonomiye kadar her alanda tam olarak yetişmiş olan geleneksel anlayışın değişimini öyle birkaç paketle birkaç günle sağlamak sanıldığı kadar kolay değil. Yılların getirmiş olduğu birikim doğal olarak bir takım çevreleri rahatsız etmektedir, ancak bu rahatsızlığı toplumu yaralayacak şekilde kullanmak topluma yapılabilecek en büyük ihanettir.
Bölge insanına çok acılar yaşatıldı, köy boşaltmaları, zorunlu göç, ekonomik nedenlerle yapılan göç bütün bunların normale dönmesi için öncelikle bu şehirde yaşayan herkesin birbirine tahammül etmesi empati yapması lazım.
Geçtiğimiz seçim döneminde olduğu gibi, cumhurbaşkanı adaylarının(Başbakan Erdoğan ve Selahattin Demirtaş) ilimizde yaptığı mitingler sırasında ve sonrasında şehrimizin ana caddelerinde olaylar cereyan etti ve bu olaylar esnasında mobese kamera direkleri devrildi, birçok işyeri ve kamu binalarının camları kırıldı, birçok vatandaş olayların içerisinde kaldı, saatlerce bulundukları binalardan çıkamadılar.
Özellikle o gün ilimizde bulunan bazı turist grupları(özellikle İran) da otellerinde veya bulundukları mekânlarda mahsur kaldılar, korku ve panik içerisinde şehri terk ettiler. Turizm firmalarının yıllardır verdikleri mücadele Van üzerinden diğer illere gidişin önü bu sefer Van’a çevrildi fakat yaşatılan hadiseler maalesef bütün emeklerin boşa gitmesine sebep oldu.
Bu olayları yapanlar bu şehri sevmeyenlerdir. Bu olayları yapanlar bu şehrin kalkınmasını, gelişmesini istemeyenlerdir. Yaşanan tüm bu olaylar şehre gelecek yatırımları önlemekte, şehre gelecek turistleri önlemekte ve şehrimizde olan işsizliği artırmaktan öteye geçmemektedir.
Artık ilimizin güzel olaylarla anılması gerekmektedir. En büyük ihtiyacımız huzurdur. Bu şehrin huzuruna kastedenler, bu şehri sevmeyen, bu şehrin kalkınmasını istemeyen bu şehrin düşmanlarıdır. Bu şehrin güvenliği sağlamakla yetkili olanlar da bu işte en büyük sorumlulardandır. Bu olaylara göz yuman, onay veren ve sessiz kalanlar da bu olayları yapanlar kadar sorumludur. Bu şehirde yaşayan herkesin sorumlulukla hareket etmesi lazımdır.
CAM'A BAKANLAR, CAM'DAN BAKANLAR
Cam’a bakmakla, Cam’dan bakmak her ne kadarda aynı şeyleri görmemizi sağlasa da içerik olarak farklı farklıdır. Birinde nesneye(Cam’a) bakmak vardır diğerinde ise nesneden özneye bakmak vardır. Tıpkı ilimizde yaşanılan gelişmelere ve olaylara bakıldığı gibi!. Dolayısıyla herhangi bir yere bakanlarla bakılan yerden bakanlar arsında anlam farklılığı, yorum farklılığı, değerlendirme farklılığı çok olur.
Bir yerden bakanlarla, bir yere bakanlar baktıkları şey üzerinde ister istemez farklı yorum ve düşünceler taşırlar. İnsanlar ön yargı, peşin hüküm taşımadan baktıkları yeri ona göre değerlendirirlerse sorunların çözüleceği, insanların birbirlerini daha iyi anlayacakları kanısındayım.
Yukarıda kısmen değinmiştim, ilimizde bulunan sivil toplum kuruluşlarının önemli bir kısmı ideolojik saplantılarından dolayı insanımızın ve ilimizin sorunlarının çözümünden ziyade olaylara, gelişmelere taraflı veya sessiz kalarak izlemektedirler.
Öte yandan geçim sıkıntısı içerisinde olan vatandaşlarımızın önemli bir kısmı ise işsizlik açlık ve sefaletin pençesinden nasıl çıkabilirimin hesapların yapmaktadırlar. Doğal olarak daha iyi bir yaşam, rahat bir ortam, çoluk çocuklarına iyi bir gelecek iyi bir eğitim nasıl sağlayabilirimin telaşındadırlar.
Bütün bu yaşadıklarımızın daha iyisini yaşayamaz mıyız, yaşarız elbette yeter ki şu anda siyasal iradeye karşı toplum adına en büyük muhalefet görevini yapmakta olan STK’lar tıpkı (Diyarbakır-Mardin-Batman) örneğinde olduğu gibi davranır ortak paydalarda birleşirlerse yapabilirler.
PENCEREMİZİ SİLMEYİ BŞARABİLİRSEK NEDEN OLMASIN?
Genç bir çift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine taşınmışlar. Sabah kahvaltı yaparlarken, komşu da çamaşırları asıyormuş.
Kadın kocasına: Bak, çamaşırları yeterince temiz değil, çamaşır yıkamayı bilmiyor, belki de doğru sabunu kullanmıyor. ‘ demiş. Kocası ona bakmış, hiçbir şey söylememiş, kahvaltısına devam etmiş.
Kadın, komşusunun çamaşır astığını gördüğü her sabah aynı yorumu yapmaya devam etmiş. Bir ay kadar sonra, bir sabah, komşusunun çamaşırlarının tertemiz olduğunu gören kadın çok şaşırmış, bak demiş kocasına:
Çamaşır yıkamayı öğrendi sonunda, merak ediyorum, kim öğretti acaba?..
Ben bu sabah biraz erken kalkıp penceremizi sildim’ diye cevap vermiş kocası.
Evet, Hayatta böyle değil midir?
Başkalarını izlerken gördüklerimiz, baktığımız pencerenin ne kadar temiz olduğuna cama bakarken nasıl baktığımıza bağlıdır.
Birini eleştirmeden ve hemen yargılamaya davranmadan önce Kalp(pencere) durumumuza bakmak ve ‘iyi’ olanı görmeye hazır olup olmadığımızı fark etmek güzel bir fikir olabilir!…