ÖZEL VURGUNLAR MI?
Yaşı 20'nin üstünde olan hemen hemen herkes hatırlayacaktır. Eski ve pislik içinde, dar koridorları olan devlet hastanelerinde muayene olabilmek için saatlerce sıra beklediğimizi. Hele hele tavırlı bakışları ile aşağılar gibi bakan doktorlardan 1-2 dakika muayene olabilmek için sabahın erken saatlerinde saatlerce sıra beklemek zorunda olduğumuzu mutlaka çoğunuz hatırlayacaksınız.
Beğenelim yâda beğenmeyelim ancak 'yiğidi öldür ama hakkını da ver' misali, bu hükümetin yapmış olduğu en büyük çalışmalardan biri hiç kuşkusuz sağlık alanında olmuştur. Eskiye nazaran bir kıyas yapmak gerekirse hastanelerimiz devrim hatta evrim geçirdi diyebiliriz.
Köhne yapılardan bugün son derece modern yapılar ile tam donanımlı hastanelere gelmek hakikaten büyük bir başarı. Bunları elbette ki inkâr etmek mümkün değil.
Ancak sağlık sektörü büyüdükçe geliştikçe bu sektörün içinde bulunan embesil ve sülüklerde aynı oranda büyüdü gelişti ve evrim geçirdi. Özel hastanelerin olmadığı zamanlarda devleti soyma kalemleri üçü beşi geçmezken, gelişen sağlık sektörü ile birlikte bu sektöre el atan para babalarının devleti soyma yöntemleri de değişti ve gelişti. Bugün ne yazık ki sağlık sektörü en çok suiistimallerin yaşandığı bir sektör haline geldi.
Bugün sağlık, sektörü tüm dünyada para babalarının ve Yahudi sermayesinin vazgeçilmez gelir kaynaklarının başında yer almaktadır. Kendilerini üstün ırk gören bu köhne beyinlerin tekelinde olan büyük ilaç firmalarının insanlığın üzerinde ilaç denemeleri yaptıkları herkesin malumu. Yapılan ilaçlar bir yeri tamir ederken bir yeri tahrif etmesi lazım ki sürekli bir sermaye döngüsü olsun.
Hadi insanlıktan nasibini alamamış, insanları ve insanlığı metadan ibaret gören bu zihniyetin insanları sermaye görmesini anladık. Ancak kendi özel veya kamu hastanelerimizin insanımızı sermaye görmesine ne demeli?
Yapılan araştırmalarda bir kişiye yapılan tomografi çekiminin bir röntgen çekimine nazaran onlarca kat daha fazla radyasyon yaydığı ispatlanmıştır.
Özel hastaneler tarafından 3-5 kuruş daha fazla kasalarına girsin diye olmadık yerde ve hiç gereği yokken hastaların hayatları hiçe sayılarak hastalara defalarca yapılan tomografi çekimleri, ameliyat olmamış binlerce kişiyi ameliyat olmuş gibi gösterip devletten milyarlar cukka lamalar, sizi güler yüzle karşılayıp hastaneden çıkarken o güne kadar yediğiniz en büyük kazığı size hediye edenler, devletin vermiş olduğu milyarlara rağmen gözü gariban halkın cebindeki 3 kuruşa göz dikenler, hiç gereği yokken sizi hastaneye yatırıp döner sermaye zıkkımlanmaya çalışanlar, sırf 3 kuruş daha fazla komisyon alacak diye parmağınız ağrısa ayağınıza dahi röntgen çektirmeye çalışanlar, kısaca bizi yolunacak kaz gören bu zihniyetin Yahudi zihniyetinden ne farkı var ?
Tabi sağlık alanında ki yolsuzlukların sadece özel hastanelerde yapıldığını söylemek haksızlık olur. Çünkü son zamanlar da özellikle araştırma hastanelerinde yapılan vurgunlar, özel hastanelerde yapılan vurgunları aratır oldu. İhalelerde yapılan yolsuzluklar, satın almalar da yapılan yolsuzluklar, hizmet alımlarında yapılan yolsuzluklar vs... vs…
Tabi kamu hastanelerinde yapılan vurgunlar genelde birey bazında yâda 5-10 kişilik çeteleri geçmezken, özel hastanelerde yapılan vurgunlar daha çok sistematik ve bireyselden öte o sağlık kuruluşunun hedefi ve misyonu oluvermektedir.
Modern görünümlü binalar, alacalı bulacalı giydirilmiş manken gibi baylar ve bayanlar, ışık oyunları ile düşenmiş giriş katları ve kendilerini otelde hissetmeleri için girişe bırakılan vitrin oturma alanları, tüm bunların arkasında sizi sadece müşteri gören bir zihniyetin olduğunu bilmek, vermiş olduğunuz kimlik bilgilerinin sizden sonra nerelerde ve nasıl kullanıldığını bilememek...
Tamamıyla ticaret ve siz bu ticarette sadece bir ürünsünüz.
Şunu unutmamak gerek yolsuzluk hele hele büyük çaplı, kurumsal yolsuzluklar merkezin haberi olmadan olmaz... Evet, bu kadar kesin ve net söylüyorum... Olmaz... Minareyi çalan kılıfını hazırlar misali, yolsuzluk yapmak isteyen de mutlaka bu yolsuzluğuna bir kılıf bulur.
Siz bu işi takip etmekle yükümlü kişiyi denetlemezseniz. bu kişi hastane sahipleri ile gezip tozacak, onların paraları ile tatillere gidecek, onların paraları ile evler alacak, lüks arabalarda gezip dolaşacaktır. Ve tabi ki kendisine lütfeden hastane yetkililerinin ufak tefek hatalarını, istismarlarını görmezden gelecektir.
Bugün özel bir hastanede çalışan bir uzman doktorun sabit maaşının 10 bin ile 15 bin arası olduğunu göz önüne aldığınızda ve gelen her hastadan doktorun istediği tahlil ve tetkik karşılığında da kendisine bir yüzde verildiğini düşündüğünüzde doktorların almış oldukları paranın 20 bin ile 25 bin arası olacağı kesindir. Bu parayı bir başbakanın bile alamadığını size hatırlatırım...
Bugün özel hastanelerin artık özelliğini kaybettiği bir gerçektir. Özel hastaneler devlet hastaneleri olma yolunda hızla ilerlemektedirler. Bugün hangi özel hastanenin koridorlarına baksanız tıka basa dolu olduğunu göreceksiniz. Ve artık özel hastaneler özel değil... Ama buna karşın haksız olarak alınan paralar ne yazık ki çok özel paralar.
Yönetime sorsanız özel hizmet verme bedeli. Ancak halka sorsanız özel olmayan bir hizmetin bedelinin bu olmaması gerektiğidir. Hele hele birde gelen her hastanın masraflarının büyük bir kısmının devlet tarafından özel hastaneye verildiğini bilmek ne kadar büyük soygunların yapıldığının bariz bir resmidir.
Şuan bile hasta başı 20 lira para alınıyor, karşılığı nedir oda belli değil. Oysa devletten bu paralar zaten alınıyor. Bir sorun daha var, bazı hastaneler para alıyor bazıları almıyor gel de çık işin içinden şimdi.
Aslında biraz detaylı bir inceleme yapılsa özellikle sağlık alanında yapılan yolsuzluklarda kullanılan yöntemler şeytanın bile aklına gelmez. Saatlerce saymaya kalksanız bitiremezsiniz. Ancak bu yolsuzlukları yapanın dini dili ırkı hiç fark etmez. Yapılan bu haksızlık kul hakkına girer. Ve ben bu kul hakkımı bunlara asla helal etmem.