A. Baki KARACA


VAN GERÇEĞİ ve ‘HÜSEYİN ÇELİK’ FAKTÖRÜ

VAN GERÇEĞİ ve ‘HÜSEYİN ÇELİK’ FAKTÖRÜ


VAN GERÇEĞİ ve ‘HÜSEYİN ÇELİK’ FAKTÖRÜ
Bu son süreçte gördük ki, Van’ın en önemli sorunlarının başında siyasi liderlik sorunu var. Van’ı ve sorunlarını tek ağızdan, doğru bir şekilde Ankara’ya taşıyıp anlatacak ve yaptırım gücü olacak, ne istediğini ve ne yaptığını bilen birinden bahsediyorum tabi ki. Bu kentteki başıboşluğu, vurdumduymazlığı, muhatapsızlığı ve deprem kaynaklı sorunları gösterdi ki; Van için, etki altında kalmayan, sülükler ve yalakalar tarafından yanlış yönlendirilmeyen aynı zamanda yanlış ve ön yargılı bilgilerle ayartılamayacak bir lidere acilen ihtiyacı vardır.
Geçmişte bunu az da olsa eski bakan Hüseyin Çelik yürütmeye çalışıyordu ama Allah kabul etmesin, çevresi ve yakınları -tabii ki Hüseyin Çelik in de katkılarıyla- hem kendilerini halkın gözünde bitirdiler hem de Van’a çok büyük zararlar verdiler.
Hüseyin Çelik ki; memleketimizin yetiştirdiği önemli beyinlerden, bir dönemin üniversite hocası, son 10 yılın siyasetçisi, bilgi birikimi ile herkesin beğeniyle takip ettiği bir isim. Bana göre Kürt Sorunu’nun çözümü noktasında AK Partide en birikimli çözüm önerileri olacak biri. Birçok konuda kültürü ve birikimiyle ön plana çıkan bir isim. Ama gelin görün ki kendi basiretsizlikleri ve çevrelerinin de etkileriyle aç gözlülük ederek basit şeylere tenezzül ederek kendi geleceklerini bana göre heba ettiler. Tabi büyük ihtimalle kendilerine ve bir çok kimseye sorsanız, yetmişyedi sülalesi ile birlikte hayatlarını ve geleceklerini kurtardılar diyecekler. Ancak bu, elbette ki bakış açısına göre değişir. Yine bana göre başbakandan sonra bu ülkeye başbakanlık yapabilecek yetenekte gördüğüm, çevresi ve yakınarı ile birlikte karizma sarhoşu olan, Hüseyin Çelik in son günlerde Van için ismi sıkça geçeceğe benziyor.
Hüseyin Çelik Bey’i en çok eleştiren ve aynı zamanda doğrularını en çok sahiplenenlerden biriyim. Yaptığım haberlerle en çok mal varlıkları üzerinde durdum ve hala o sorularım cevap bulamamış. Hala imtiyazlarını kendi çıkar ve gelecekleri için kullandıklarını iddia ediyorum. Adil yönetilen ülkelerde hakkaniyetli bir yönetim biçiminde siyasilerin geçmişi ile sonrası sorgulanır ve kamuoyu ile paylaşılır tabiî ki. Yani bütün siyasilerin ve yakınlarının mal varlıkları her dönem bir gözden geçirilmeli. Gerçi minareyi çalan, kılıfını uyduruyor ama bu belki caydırıcı olur. Ama neresinden bakarsanız bakın, sevelim ya da sevmeyelim, Van şu dönemde bütün olumsuzluklara rağmen Hüseyin Çelik’i arıyor. İçinden çıkılmaz bir şehir durumuna geldi. Öyle ki halk, sorunlarını anlatacak, derdini dinletecek bir muhatap bulamıyor.
AK Parti’nin kallavi kurmaylarından Hüseyin Çelik, başka bir kente kendince küs ve dargın gitse de, ilimizde halen en çok tartışılan isimlerden biri ve bu gidişle artı ya da eksileri ile daha çok konuşulacağa benziyor. Kendisi, ailesi ve yakın çevresi için bir şey diyemeyeceğim lakin ilimiz için iyisi, kötüsü üzerinde bir hesaplama yapıldığında opsiyonsuz kalıyorum.
Bunu zaman gösterecek diyorduk ve o zaman da geldi çattı. Hiç bir şey gizli kalmaz, her şey ortaya çıkar diyorduk. Ne çıktı? Dünleri ve bugünleri. Geriye kalan tabi ki vicdan… Ve hesap günü…
Kabul etmek gerek, Hüseyin Çelik’in birçok hatası olmuştur. Haddi hesabı olmayan yanlışları da olmuştur. Ama bu ile yararı da çok olmuştur. Birçok kesim bundan yararlanmıştır.
Son günlerde ismi çok fazla anılmaya başladı, bilmem farkında mısınız? Gerek konuştuklarıyla, beyanatlarıyla, gerekse de ilimizde yapılacak olan 2014 Büyükşehir Belediye seçimleri ile alakalı olarak... Yani Van’dan bazı çevreler Hüseyin Çelik’e; “gel bu dönem Van’dan büyükşehir belediye başkan adayı ol” diye teklifte bulunmuş ya da teklif hazırlığı içindeler. Çelik kabul etmezse durum başbakana iletilecek, sonrası malumunuz. Kabul edilir, edilmez bilemem ama asıl önemli olan Van halkının kararı olacak. Tabi ki geçmiş temizlenmeden, yani aklanmadan halkın önüne çıkmak ne kadar sağlıklı bir yol olur? Van halkı bunu nasıl değerlendirir, zaman gösterecek bunları. Ama şu an görünen bir gerçek var oda; Hüseyin Çelik aday olursa, BDP’yi bayağı zorlayacağı kesin. Nedeni de, Hüseyin Çelik bu bölgenin örfünü, kültürünü çok iyi biliyor, kanaat önderlerini arkasından sürükleyecek bir kabiliyet, dil ve iletişim özelliği olan biri. Ama ben ısrarla söylüyorum, tekrar hatırlatayım Büyükşehir belediyesini kimin alacağına, deprem kaynaklı sorunları çözen partinin daha yakın olacağı kaçınılmaz görünüyor, bütün kesimlerin tek derdi bu çünkü. Halkın içine girenler bunu görecek. Geçmişe döner ve o dönemi sorgulamak istersek; karşımıza çok enterasan konuların çıktığını görürüz. Zamanında onu göklere çıkaran sonra da yere vuranların Hüseyin Çelik’e olduğu gibi ilimize de çok büyük zararları olduğunu da ilave etmek gerek.
Bakanlığı döneminde ilimizin, insanlarımızın yararlanabileceği birçok yatırımı yaptırtan, fabrikalar kurduran, yeni iş sahaları açtıran, esnafın, sanayicinin önünü açacak kararlar alabilen, Van’ı organize sanayi ve endüstri bölgeleriyle teşvikten yararlanacak bölgeler arasına koydurabilen, ilimizi daha iyi idare edecek yönetici ve siyasetçileri seçtirmek mümkünken; biz de ayağa sıkan kovboylar gibi ona kurşun sıkmış ve kan kaybetmesi için çaba sarf etmiştik. Onu olabildiğince pis dedikoduların içine çekerek adeta yok edercesine bitirme noktasına getirmiş, yani bir hatasını elli yapıp servis etmiştik.
Havaalanında karşılayan, omuzlarına alan şakşakçıların çoğu, bir gün sonra ellerinde dosyalarla basına Hüseyin Çelik ve yakınlarının yolsuzluk yaptıklarına dair bilgiler veriyorlardı. Muhtemelen onlar da pastadan gereği gibi faydalanamamıştı. Çünkü duruşları çok problemliydi. Ve nihayetinde başbakan kendisini bakanlıktan almış bir dönem dinlendirdikten sonra tekrar yararlanmak için partinin genel başkan yardımcısı yapmakla kalmamış, parti sözcüsü olarak atamıştı. Kongreler esnasında az seçilen MKYK üyelerinden az oy alsa da bu genel başkan, başbakan nezdinde bir şey ifade etmemişti. 
Evet, süreç itibari ile öylesine çirkin iftiraların atıldığı Türkiye siyasetinin ahlaksız yanları maalesef devam ediyordu. Aslında bu durum siyasetin bir kez daha dürüst insanlar tarafından yapılması gereğini gözler önüne seren bir gerçekti anlayana.
Bir dönem parti içinde Hüseyin Çelik’i “Ergenekoncular” olarak adlandıranların, bir çok kötü dedikodunun çıkmasına sebep olan ve belden aşağı vuran kişilerin, bugünlerde Hüseyin Çelik’çi geçiniyor olmalarına çok şaşırmış durumdayım. Madem bu kadar kötüydü, madem ailesi Van’ı soyup soğana çeviriyordu, o zaman sesleri çıkanlar şimdi neden Hüseyin Çelik’çi oldu, hayret. Şimdi ise neredeyse tavaf eder gibi Ramazan Çelik’e gitmekteler bu zatlar. Şimdi akıllara şu soru geliyor; tek suçlu Çelik ailesi ve yakınları mı, yoksa bunları bu hale getiren yardakçı, çıkarcı, gününü kurtaran kesimler mi? Bütün bunlara rağmen Başbakan, Van gezilerinde Hüseyin Çelik’i yanından ayrı tutmamakta ve Van ile alakalı onu sorumlu bulmaktadır.
Neden mi? Tanık olduklarımı anlatayım
Bir fabrika açılışında Başbakan gelen kalabalığı görüp Hüseyin Çelik’e; “heyecanın artıyor, Van senin içini ısıtıyor, tekrar Van’a ne dersin” sorusuna Hüseyin Çelik, “emredersiniz Başbakanım” cevabı ile hazır olduğunu beyan etmişti.
Görüldüğü gibi 2011 seçimlerinde başka bir ile milletvekili olsa da, sanki onun da Van sevdası bitmiş değil. Kaldı ki ilimize kendisinin yerine veya diğer sıralamada aday olanların bu boşluğu dolduramamış olması da buna bir anlamda yardım etmekte, yol açmaktadır.
2014 Van Büyükşehir belediye başkanlığı seçimleri çok büyük sancılar, dedikodular eşliğinde yapılacağa benziyor. Aday olur mu, olmaz mı bilinmez, ama Hüseyin Çelik’in olacağı seçimlerin çok renkli geçeceği kesin. Üç dönem milletvekilliği yapanların parti tüzüğü gereği bir daha milletvekilliğine aday olamayacağından, il için belediye başkanlığına kaydırılacak isimler arasında olan Hüseyin Çelik, en çok önemsenen isim. Kazanırsa, şimdiye kadar yaptığı siyaseti ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı sevindirecek, Selahattin Demirtaş'ı da üzecek, ya da tersi olacak. Yani Demirtaş sevinecek, Hüseyin Çelik ve Başbakan Erdoğan da üzülecek. Sonuçta iki partiye mahkûm olan Van halkı da, bütün bu sorunlar eşliğinde mi sandığa gidecek, yoksa sorunları en aza inmiş haliyle mi, sorunları çözülemeyen bugünkü gibi hep yalanlarla aldatılan ve kandırılan şekliyle mi sandık başına gidecek? Bunu da büyükşehir hayalleri kuranlar düşünsün. Aksi halde bu halk onları çok düşündürecek. Göreceğiz hep birlikte…