A. Baki KARACA


YENİ ÖĞRETİM YILI-ESKİ SORUNLAR

YENİ ÖĞRETİM YILI-ESKİ SORUNLAR


YENİ ÖĞRETİM YILI-ESKİ SORUNLAR
Bilgi çağı olarak nitelendirilen 21. Yüzyılda eğitim, değişimin ve dönüşümün en temel aktörü haline gelmiştir. Bugün uluslararası toplumda ilköğretim eğitiminin yetersiz kaldığı ve tüm nüfusun en azından lise düzeyinde eğitim alması gerektiği yaygın olarak kabul edilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeni eğitim müfredatında anladığım ve takip ettiğim kadarı ile “bireyin hayatında başarılı ve mutlu olabilmesi için hedeflediği nitelikler, verimli çalışma, sınava hazırlanma, zamanı iyi kullanma, etkili karar verme, problem çözebilme, plan yapabilme, kendini tanıma, etkili iletişim, meslekleri tanıma, kendi yetenek, ilgi ve kişilik özelliklerini tanıma, meslekler arası bağ kurabilme, toplum hayatına uyum sağlayabilme, başkalarına saygı ve yardımlaşma gibi bilgi, değer ve yetenekler” amaçlanıyor. Peki, sormak lazım, bu özelliklerde öğrenci ve insan yetiştirmeyi hedefleyen Milli Eğitim Bakanlığı bireyde olması gereken özellikleri sıralarken, bunları kiminle, nerede ve nasıl yapacağını açıklamış mı dağıtılan “Okulum Geleceğim” kitapçığında? Bu özellikleri, liyakati ve donanmışlığı yöneticide, eğitimcide göremiyoruz ki öğrenciye aktarsın.
Van’ın eğitimine, okullarına baksanız bunu çok net anlarsınız, çünkü müfredatı yine bu eğitimciler aktaracak. Depremden kaynaklı yıkılan okulların yerine yapılan okullar henüz yetişemedi eğitim sezonuna. Yani iki ay daha zamana ihtiyaç var. Birçok okulu gezdim. Gördüğüm şu; kimin ne yaptığı belli değil, kimsenin bir diğerinden haberi yok, kuru kalabalık, belirsizlik, bilgisizlik, ilgisizlik almış başını gidiyor. Öyle yetkililerin yaptığı göstermelik törenlere bakmayın ve aldanmayın. Asıl depremin artçıları yeni eğitim sezonunda belli oluyor, siz bakmayın bol keseden atanlara, hiçbir sorun yokmuş gibi gösterenlere, Yavuz Donat demişti ya ‘Van’da bir artçılar birde zırtçılar var’ artçılar bitti ama zırtçılar zırtlarına devam ediyor hemde halka yanlış bilgiler vererek.
Yine binlerce öğrenci başka okullarda, bir kısmı çadırlarda eğitim görmeye devam edecek. Taşımalı sistem devam edecek. Bu demektir ki bu yıl da travmalarla geçecek. Ön yargılı olmak istemiyorum, ama görünen o ki yine sıralamada sonları kabul etmiş görünüyoruz bu yapılanlarla daha doğrusu yapılamayanlarla. Sonra yeni okulları, yeni arkadaşlık ortamları, yeni muhitler ve birçok çevresel faktörle birlikte değişen öğretmenleri ile yeni bir uyum süreci yaşama, gibi okullar, mahalleler beraberinde yine birçok kafa karışıklığına sebep olacak. Yıkılan okullar ne ise de, peki 40 adet okul güçlendiriliyor şu an. Van’da güçlendirilen okullar neden zamanında yetişmedi? Zamanında başlamadığı için tabii ki. Gerçi güçlendirilmesine hangi akıllar karar vermiş hala bunu da anlamış değilim. Aldığım bir duyuma göre bakanlığın baskısı olmuş güçlendirme konusunda. İnşallah sonra bu güçlendirme yanlışının faturasını uzmanların dediği gibi ağır ödemeyiz. Ayrıca işin vahameti ise, Van’daki okullarda deprem olmasa da yaz tatili döneminde değil de okulların başlamasıyla onarım ve tadilat işleri yapılmaya başlanır. Bu kısır döngü ben kendimi bildim bileli devam eder.
Yetkililere sorduğunuzda, ‘ihale yasasından kaynaklı bir sorun’ derler. Hepsi bu uygulamanın yanlış olduğunu belirtmesine rağmen, kimsenin bu sorunun çözümü için bir dosya hazırlayıp ilgili ve yetkililere aktarması ve kamuoyuna yansıtma konusunda bir kararlılık ve gözüpeklik gösterebildiğine tanık olamıyoruz. Herkes yerini ve konumunu koruma telaşında. Risk alacak, tabuları yıkacak, yerleşik uyuşukluğu aşabilecek cesur adamlar lazım bu mevkilere. Bu nasıl bir vicdan ki, yıllardır birçok okulda her sezon başı çocuklara badanalı boyalı inşaat halindeki okullarda eğitim vermekten rahatsızlık duymaz. Bunun sadece başarı ile değil aynı zamanda insana verilen değerle doğrudan bir bağı olduğu o kadar ortada ki. Bu uygulamalar başarıyı mı getirir, eğitime verilen önem buradan çok net anlaşılmıyor mu?
Yeni eğitim politikası ile tanışmak ve bilgi sahibi olmak bayağı zaman alacak. Buna en çok eğitimciler dikkat etmeli, çaba sarf etmeli. Velileri bilinçlendirecek programlar düzenlenmeli, çünkü neredeyse sil baştan bir yenilik var özellikle ilköğretim çağında olanlar için. Acı bir konuyu belirteyim sizlere, şu an Van’da okulların geç kalmasının en önemli nedeni, devletten ziyade hayırsever iş adamlarının gelip okul yapmasını bekliyor Van’daki eğitimciler. Hal böyle olunca, yapımına geç başlanan okullarda yetişmeyerek, durum bu hale gelmiştir.
Birkaç bilgi vereyim sizlere. Van’da depremde yıkılan okul sayısı 80, yapılan okul sayısı 102. Bu okulların 60’nı hayırsever vatandaşlar, 12’sini bakanlık, 30’unu da TOKİ yaptırıyor. Yıkılan derslik sayısı 1000, yapılan derslik sayısı 2020. Yani baktığınızda fiziki olarak yapılan çok güzel işler var, içeriği doldurulur yükü birkaç kişiye bırakılmaz, hep birlikte omuzlar, yardımlaşarak çözeriz. Ama bence yeni beyinlerle bu sistem daha verimli olur.
Eğitim gibi hayati bir meseleyi zamanın ruhunu okuyamayan insanlara bırakmak demek, eğitimin Van’ın eğitimi gibi olması demek. Özür dileyerek söylüyorum, ülke insanını yetiştiren iki önemli damarın insanları olan eğitimci ağabeylerimiz yani öğretmenler ile imamlar, istisnalar hariç bu ülkede en az okuyan kesimlerdir. Gündemi en az takip eden, genel kültür ve bilgileri en az olan kesimler olarak bilinirler. Neden en az okuyanlar sınıfında olduklarını, birçoğu ile konuştuğunuz zaman utancınızdan yerin dibine girerek görürsünüz, ama bunları kabullenmeleri tabii ki çok zor. Anket hazırlansın, bu söylediklerimin ne kadar doğru olduğunu göreceksiniz. İşte anlatmak istediğim bu, sorumluluk sahibi insanlar vicdanlarını kontrol etmeli, samimi olmalı, elini taşın altına koymalı.
Bu bahsettiğim eğitimcilerin de birçok sorunu var tabii ki. Özellikle depremleri burada yaşamış ve tayin talebinde bulunan öğretmenlerin mutlaka talepleri yerine getirilmeli. Burada kalmak istemeyenleri zorla tutmak hem onlara hem de eğitime zarar verir. Yani kan değişimine ihtiyaç var. Bana göre Van’ın eğitimindeki başarısızlığının nedenlerinden biri de iç göçe bağlı sürekli değişkenlik, atanan öğretmenlerin aday öğretmen olması, yani acemi birliği gibi adaylıkların kaldırılması ile birlikte tayin isteyip Van’dan gitmeleri perişan olan eğitimimizide çok  etkiliyor. Eğitimin gelişmesi için çeşitli çalışmalar olsa da, asıl çıtayı arttırmanın en önemli yolunun eğitimci kalitesini nasıl arttırabileceği yönündeki çalışmaların olmasına dönük proje ve programlardır. Bununla önce bireysel sonra toplumsal eğitim tasarlanmalıdır. Eğitimin kalitesi, eğitimcinin kalitesinden geçer. Çünkü insan ne yerse, ağzından o kokar.
Bu arada il milli eğitim müdürlüğünde oluşturulan komisyonla, hayırsever vatandaşlarla iletişime geçilerek okulların, pansiyonların, öğretmenevi ve lojmanların, spor salonlarının yapımı için önemli gayretler ortaya koyanları da kutlamak gerekiyor.
Eğitim sendikalarının da dile getirdiği gibi, herkesin rahatsız olduğu taşımalı eğitim sistemine merkezde de devam edilecek. Eğitimin aslında en can alıcı noktalarından birisi de çocukların zihinsel ve bedensel uygunluk ve hazır olmuşluğu meselesidir. Yani bu sistemle çocukların yorulması, uzun yolculuklar, trafik, güvenlik problemleri gibi birçok sorunun yanında buna ödenecek paralarla eğitim için çok daha önemli işler yapılabilirdi. Bu meseleyi insanların en çok etkileneceği ve eğitime zarar verecek konu olarak görüyorum. Belki seneye okulların fiziki yapısı düzelecek ama içeriği dolmaz yani kafalar boş kalırsa ne anlamı olacak ki.