A. Baki KARACA


VAN’IN GERÇEK İHTİYACI ve KENTSEL DÖNÜŞÜM PLANLAMASI

VAN’IN GERÇEK İHTİYACI ve KENTSEL DÖNÜŞÜM PLANLAMASI


VAN’IN GERÇEK İHTİYACI ve KENTSEL DÖNÜŞÜM PLANLAMASI
Malumunuz depremin üzerinden yaklaşık on ay geçti. Van kendisini toparlamaya çalışan, hızla ayağa kalkmaya çalışan bir çabanın içinde. Van’da yeni bir hayatI TOKİ’lerle birlikte sıfırdan birçok değişiklikle yaşayacağız. Yani şehir genişliyor ve yapılan yeni TOKİ’lerle gelişeceği kanısındayım. Umarım yanılmam. Zira Van hep plansız büyüyen, çarpık kentleşmenin çok acısını çekti. Çıkıp yukarılardan yapılara bir bakın, ne kadar çirkin görüntüler olduğunu göreceksiniz. Bugüne kadar çok düzensiz ve gelecek düşünülmeden günü kurtaran bir yapılanmayla yola çıkan Van’ı idare edenler umarım depremden sonra depremi kişisel çıkarları için fırsata dönüştürmez, ilin ve yaşayanlarının menfaati ve geleceği için fırsata çevirirler. Bunun için de yapılacak çok işin olduğunu bilmek lazım.
Günümüze kadar gelen ve kentsel sorunlara kısa vadeli çözümler getirmek isteyenler, ne yazık ki hizmet yerine kendi düşüncelerinin egemen olması için daha çok çaba sarf etmişler, dolayısı ile kentimiz bugünkü karmaşık düzende kalmıştır. Ancak olması gereken, insana saygılı, insan ölçeğinde, insanın geçmişini göz önünde bulunduran bugünkü ve gelecekteki gereksinimlerine yanıt verebilecek, uzun vadeli köktenci bir yaklaşımla kent planlamasının yapıl­ması ve bu doğrultuda kent bilincinin verilmesidir.
Yönetenlerin asıl amacı; yıllardır bilinçli ve sağlıklı hizmetten yoksun olan kentimiz ve insanına daha iyi bir yaşam getirmek, insancıl çalışmalara katkıda bulunmak, kent düşünce yapısının iyileşerek gelişmesine yardımcı olmaktır.
Günümüz şehircilik anlayışı ve imar yasası sonucu maddi ve manevi çok sorunlar yaşayan halkımız, yapılacak yeni imar planıyla umarım rahat bir nefes alırlar.
Peki, “yeni yaşam alanlarına hazırlanan Van halkı için, neler yapılmalı, nelere dikkat edilmeli, halkın yeni yaşam alanlarından beklentileri neler olmalı ve dikkat etmesi gereken neler var,” bilgim dâhilinde dile getirmeye çalışacağım. Karmaşadan soyutlanmış, kentsel bilincin oturduğu, yeşil ile iç içe geniş düz yollar… Oluşturulacak yapılar estetik ve sanatsal kaygı ile gerçekleştirilmeli, insanın öz çevresinde oluşabilecek gelişimlere yanıt verebilmeli, bölgenin iklim koşullarına, geleneksel mimarisine uygun olarak tasarlanmalıdır. Tarihsel dokularda olduğu gibi her sokağın kendine özgü bir özyapısı olmalı, kentte bir noktadan başka bir noktaya giden birey geçtiği her noktayı başka algılamalı, tek düzelik kıskacına düşmemeli.  Taşıt dolaşımı-yaya ilişkisi birbirinden koparılmamalı, taşıt dolaşımı tıkanıklık yaratmayacak biçimde düzenlenmeli, çözümleyici kavşaklarla ve gerekli yerlerde yapılacak otoparklarla desteklenmeli, bunların konutlarla olan bağlantısı insanları sıkmayacak düzeyde olmalıdır.
Kentte oluşturulacak fiziksel düzenlemelerin bazı bölümleri denetimli olarak halkın isteğine bırakılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, kenti oluşturan beyin yine kente ait olmalıdır ki kentsel gelişim süreci olabilsin.
İnsan-çevre ilişkisinde, insan için bulunduğu konum çok önemlidir.  Özellikle kura çekimleri yapılınca kentin dokusunu bozmadan aile ve akraba ilişkilerine dikkat edilmesi son derece önemlidir ve bu husus Van halkının en önemli beklentisidir. Yıkılan siterin sakinlerine, aynı mahallede oturan insanlara, komşulara hem eski mahallelerine yakın TOKİ’lerde ev verilmeli hem de eski yakın komşuluk ve mahalle ilişkileri göz ardı edilmemeli.
 
İnsan toplulukları için önemli olan bir konu da, ‘çevre’nin büyüme ve yetişme üzerinde olumlu ya da olumsuz yönde güçlü bir etkisinin olmasıdır. Çevremizin düzenlenme biçimi iç varlığımızı, yaşama anlayışımızı ve hatta karakterimizi etkiler. İçinde yaşadığımız toplum kültürümüzün aynasıdır. İnsanlar kültürleri, ekonomik güçleri, psikolojik eğilimleriyle iyi bir çevre düzeni için çabalarlar. Bu nedenle bireyin tüm yaşamını geçirdiği, yaşadığı ortamı, onun bilinci ile ölçmeksizin bu temel hakkına yanıt verecek biçimde hazırlanmalıdır.  
Unutulmamalı ki şehrin gürültüsü, dumanı, karmaşık yaşama biçimi ve yıpratıcı etkilerinden sıyrılmak amacı ile doğaya kaçma isteği ya da aksine köylerin tek düze ve yetersiz yapısından kurtularak kentlere geçme çabaları, insan mekân ilişkileri­nin sonuçlarıdır.
Özetlersek, kentteki fiziksel ve toplumsal çevre, bireye güzel, duygusal, estetik açıdan katkıda bulunacaktır. Bu etkinin artması da bireyin içinde bulunduğu yaşam düzlemine daha fazla katılmak, katkıda bulunmak isteğini arttırarak bi­reyin yaratıcılık ve üretkenlik niteliklerini harekete geçirecektir.
Bu duygunun oluşabilmesi için bireyin öz çevresinden, genel kentsel çevresine kadar olan ortamın, insanın güzellik özlemine yanıt verecek biçimde, insancıl bir biçimle tasarlanması gerekli ve kaçınılmaz bir ödevdir.  Sizler de takdir edersiniz ki insanların doğup büyüdükleri ortam, onlar için anıların biriktiği, yaşamların oluştuğu ayrılmanın güç olduğu bir yuvadır.
Kentte doğup büyüyenler için de kent onların yuvasıdır. Hatta sonradan kentte yaşamlarını sürdürenler için bile kent bir yuva konumuna gelebilmektedir. İnsanların yaşadıkları yeri sahiplenmesi ve oranın biçimlendirilmesi konusunda karar verme hakkı olması, aynı zamanda bu sürece katılması ile mümkündür. İnsanlar ancak kendilerini ait hissettikleri yerleri sahiplenirler. İşte arzulanan bu kentte sürekli bir yarış ve yaratıcılık olmalıdır.
Özellikle kalkınma çabası içinde bulunan az gelişmiş illerde son 30-35 yıl içerisinde karşılaşılan en önemli iki sorun, hızlı nüfus artışı ve hızlı kentleşmedir. Bizde kentleşme yok ama hızla nüfus artışı yaşıyoruz. Bu nedenle bazen şehir merkezi koca bir köyü andırıyor insana. Bence Van’da bu fırsatı iyi değerlendirmeli, esaslı bir kentleşme hareketi başlatmalıyız. Şehir plancıları tarafından yeni, güzel, temiz, yaşanılır, huzurlu bir Van oluşturmak için bugünden daha iyi bir fırsat doğmaz bir daha.  Halk olarak hepimiz üzerimize düşen sorumluluktan kaçınmayalım. Biz de Van’ın kalkınması için elimizi taşın altına koyalım. Yeni imar planı ve kentsel dönüşüm yasası ile umarım hatalar yapılmaz. Her gün nüfusu artan ilimizin bu gidişle en fazla on yıl sonra bir buçuk milyon olacağı kaçınılmaz görünüyor. Bu nedenle en az 150 yıllık planlama yapılması en akli olandır ve buna geç kalmış değiliz.  Ayrıca bu kapsamda Van gölü ve havzasını da düzenlemiş oluruz inşaallah.