KİRLETİLEN VATSO ve ‘K BELGESİ’
Son dönemlerde ilimiz Van’da yolsuzluk iddiaları ayyuka çıktı ve sıkça konuşulmaya başlandı. Önce AFAD sonra VATSO. Yolsuzluk ve usulsüzlüklerle esaslı bir mücadele edilir, bazı kurum ve STK’larda geniş kapsamlı incelemeler başlatılır, denetlemeleri dürüst insanlar yürütürse; birçok benzeri şeye rastlamak mümkün. Yeter ki güçlü bir irade ortaya çıksın. Bu ilde yıllardır kimin eli kimim cebinde belli değil. Mercek doğru yerlere tutulursa işlerin arkasının da çorap söküğü gibi geleceğini göreceksiniz ama bu pislikleri ortaya çıkaracak, sonra manevra yapmadan arkasında duracak namuslu insanlara ihtiyaç var. Aslında böylesi insanlar çok yerde var, bizde de ortaya çıkıp bu kurumların hepsinde tepeden tırnağa denetleme yaparlar inşallah.
O zaman namuslu geçinenlerle namussuzların gerçek yüzünü göreceksiniz. Daha önce Van Basını’ndan bazı arkadaşlar bu konu üzerine yazılar kaleme aldı. Ben de önemli bulduğum ve bu kirli tezgâhların temizlenmesi için bu sorunun gündemde tutulması lazım dedim ve bu yazıyı kaleme aldım. Çünkü sorunun asıl sahipleri ayak oyunları oynuyor gibi. Bir gerçeğimizi daha ortaya koymak lazım: Artık liyakatsiz, hiçbir şey bilmeyen ve üç kelimeyi bir araya getiremeyen adamları önemli yerlere getirmemek ve bu toplumu, esnafı, sanayiciyi yönetmesine müsaade etmemek gerekir. Çünkü zararını Van halkı görüyor.
Şimdi gelelim VATSO’daki yolsuzluk iddiasının nasıl geliştiği ve nasıl yapıldığı iddialarına… Bir aracınız var ve siz bu aracınızla yurtiçi eşya taşımacılığı yapacaksınız, bunun için ne yapmanız gerekir? ‘K türü’ yetki belgesine sahip olmanız gerekir. TOBB’un, Ulaştırma Bakanlığı ile yaptığı anlaşmaya göre, bu işle yetkilendirilen kurum Ticaret ve Sanayi Odaları ve bu belgeyi bu kurum veriyor. VATSO’da bu iş ile yetkilendirilen odalardan biri. K Belgeleri işlem yetkisi VATSO’ya 2006 Şubat ayında verildi ve belgeye sahip olabilmek için yaklaşık 13 bin TL’lik bir ödeme yapmanız gerekiyor.
Ancak odadan birileri size ‘ben bu bedelin daha altında bir bedelle size bu belgeyi verebilirim’ diyor. Ve ihtiyaç duyduğunuz bu belge merdiven altı ilişki ve yöntemlerle temin olunmuş oluyor. Niyet kötü olunca iş yoluna uyduruluyor. Bu belgeyle Türkiye sınırları içinde istediğiniz yerde eşya taşımacılığı yapabiliyorsunuz. Ancak bu sorun şimdiye kadar yokmuş gibi gösterilerek yeni olmuş gibi gösterilince mızrak çuvala sığmıyor. Bir kere K Belgeleri işlem yetkisi 2006 Şubat ayında veriliyor VATSO’ya. Odaya ihbar şikâyet mektupları 2012 de yapılıyor nedense, yani bu yolsuzluk yapılıyorsa, yedi yıldır yapılıyor ve hiç kimsenin haberi yokmuş gibi davranılıyor. Durumun bu şekilde gelişmesi üzerine VATSO yönetimi hemen Bakanlık ve kendisinin de bağlı olduğu TOBB’u konudan haberdar ediyor. Hemen müfettiş ve uzman görevlendiriliyor. Şimdilik 400’ün üzerinde belge bu şekilde verilmiş.
Yolsuzluğun şimdilik 4 milyon TL’nin üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Kamunun zararı ise sonuca göre belli olacak. Şimdi düşündüren bir soru da şu: Konuya bakıldığında bu usulsüzlük, bu oda yönetimi tarafından ortaya çıkarıldı. Oda yönetimine düşen, nereye varacaksa varsın, bu işin sonunu getirmek. Ancak yedi yıldır devam eden bu sorunu neden şimdi gündeme getiriyor bu oda yönetimi? Yani VATSO seçimlerine beş ay kala bu işin gündeme getirilmesi sizce de düşündürücü değil mi? 1 Mart itibari ile istifa eden oda eski sekreteri Necdet TAKVA’nın Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına Aday olacağı iddiaları kamuoyuna yansıyınca, yine aday olması beklenen Mirza NADİROĞLU tarafından bir karalama politikası yürütüldüğü düşüncesi de var kamuoyunda. Doğrusu bu iddiaların yıllardır devam ettiği halde şimdi açıklanması kafalarda soru işareti bırakıyor. Kaldı ki eğer yolsuzluk varsa yapılan işlemlerde, sistem gereği genel merkezden de bazı kimselerin bu işin içinde olması kaçınılmazdır.
Ayrıca yönetimin bunca zamandır haberinin olmaması çok da inandırıcı gelmiyor. Eğer iddia doğruysa Yönetim’den birilerinin de bu işte parmağının olduğunu, bunun bir şebeke olduğu sonucuna götürüyor.
Biraz da bu işin nasıl olduğunu, nasıl başladığını, VATSO da işlerin nasıl döndüğünü yaptığım araştırmalar sonucunda edindiğim bazı bilgileri sizlerle paylaşayım istiyorum değerli okurlar. K Belgeleri işlem yetkisi 2006 Şubat ayında verildi VATSO’ya. Bir görevli memur, bir de yetkili memur atandı. Yönetim kurulu kararı ve TOBB ile yapılan sözleşme gereği olmuş bunlar. TOBB muhatap istemiş ve yönetim bu şekilde karar almış. Tüm eğitimlere bu arkadaşlar katılmış ve sistem şifreleri bu çalışanlara zimmetle teslim edilmiş. K Belgesi almak isteyenler dosyalarını hazırlayıp odaya teslim ediyorlar, daha sonra bu bilgiler sisteme giriliyor ve belge ücreti Ulaştırma Bakanlığı hesabına yatırılarak sistem üzerinden onay alınıyor. Yani eğer Ulaştırma Bakanlığı sisteminde onaylanmazsa K Belgesi düzenlenmesi mümkün olmuyor. Bu işlemler varken bu yolsuzluk iddialarının nasıl yapıldığını, nasıl olduğunu varın siz düşünün. Yukarıda da dediğim gibi bu iş, bir-iki kişi ile yapılacak bir iş değil, ya ortağı çok ya da görmezden gelinmiş. Bir insan neden başkasının usulsüzlüğünü, pisliğini görmezden gelir? Ancak açığı olanlar, bundan bir çıkarı olanlar ya da haksızlık karşısında susup dilsiz şeytan olacak kadar korkak ya da haysiyetten mahrum olanlar bunu yapabilir.
Tabi tüm bu kararlar alınır, bu meseleler konuşulurken Mirza Bey, Yönetim Kurulu Sayman Üyesiydi ve yönetimin en etkin kişisiydi. K Yetki Belgesi ile Görevli memur, ilkokul mezunu idi ve odanın en eski personeliydi. 2005 yılında Arşiv Memuru olarak çalışıyordu. K Belgesi ile ilgili yönetimin mutlaka duyumları olmuştur, hem bu konu çalışan personelden çok yönetim kurulu üyelerine iletilmiştir normal koşullarda. Edindiğim bilgiye göre, şimdiki yönetim iyi bilir ki eski yöneticiler bu konuyu sıkça yönetime getirmiş.
Hatta 2009 yılında, konu ile ilgili Emniyete yazı yazılmış ve basına açıklamada bulunulmuş. Ama K Belgesi Bürosunda çalışanlara hiçbir şekilde dokunulmamış ve özlük haklarında hiçbir kesinti ve azaltma yapılmamış. Bu neyi gösteriyor? Bu iş masum bir iş değil ve uzantıları var. Bakın bu, VATSO’nun ne kadar kirletildiğini, zaman zaman aile şirketi haline getirildiğini, yönetim sorunu olduğunu gösteren önemli ve kayıtsız kalınamayacak bir durum. Geçmişte yaşananları da size bir hatırlatayım: Benzer bir olay 2005 Mart ayında ‘evrakta ve çeklerde sahtecilik’ yapmak sureti ile Yusuf YERİŞ diye bir personel tarafından yapılmıştı. Yargılandı ve ceza yedi. O zaman, bazıları da görevi ihmalden yargılanmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam Necdet TAKVA Oda’ya başladığında dördüncü ayıydı ve olay gerçekleştiğinde bu sahtekârlığı da Necdet Bey ortaya çıkarmıştı. Şimdi o dönem yöneticilerin ihmali yok muydu? Vardı. Ancak yönetici diyor ki’ bize bir şey olmasın olan personele olsun.’ O olayda da yönetim, hâkime aynen söylemiş; ‘Bunlara her şey yapabilirsiniz’ diye.
Yani insanları harcamanın daniskası yapılmış. Bir başka deyimle ispiyonculuk ve ihbarcılık işleri de yapmışlar. Doğruluk için değil kendilerini pislikten kurtarmak için. Yusuf YERİŞ hakkında bilgilere devam edeyim: Daha önce ‘kesinlikle mali servislerde çalıştırılamaz’ hükmü varmış, önceki bir davada. Ancak yönetime oy kazandıracak diye, adam Muhasebe Şef Yardımcısı olarak en yüksek maaşı alıyormuş. Ayrıca 2007’de Taner İNAL piyasayı epey dolandırdı. Bu da yöneticiydi. Yöneticiler olunca üstün gitmek yok, aksine olay kapatılmaya çalışılıyor. O gün de yönetim bu olayı kapatmak için var gücünü kullanmıştı. Personel olunca ‘vurun abalıya’ deniyor. Haksızlık, yolsuzluk varsa ve kim yaparsa yapsın üstüne sonuna kadar gidilmeli. Bu tip sahtekârlıkları seçime alet etmek, birilerine iftira atarak karalama girişimleri kimseye yarar değil zarar verir ancak.
‘Seçimle gelenler asla odayı düşünmezler’ diye bir söz var. ‘Onların umurunda olan şey koltuklarıdır’ derler, işin böyle olmadığını herkesin bilmesi lazım. Hedefe varmak için her türlü iftira ve yalan mubahtır anlayışından vazgeçilmeli. Odayı düşünmedikleri ortada. Eğer odayı düşünmüş olsaydılar Van için çok önemli olan ‘K Yetkisi’nin Oda’dan alınmasına asla müsaade etmezler ve buna rıza göstermezlerdi. Şimdi, bir yerde yolsuzluk olunca o yetki alınmaz. AFAD’da yolsuzluk oldu, ne oldu? Soruşturma başladı, süreç devam ediyor.
AFAD’ı Van’dan kaldırıp yetki iptali oldu mu? Hayır. Oda yönetimi ne yaptı? Kendi yönettikleri odada “operasyon yaptıklarını” haber yaptılar. Ne için? Hal böyle olunca yetkiyi odadan alıp Diyarbakır Kara Ulaştırma Bölge Müdürlüğü’ne verdiler. Şimdi bu hakkaniyetli bir iş midir? Asıl mesele 4000 dosya sahibinin mağdur edilmesidir. Her kurumda her zaman benzer yolsuzluklar olabilir. Bu az gelişmiş, antidemokratik toplumlarda sıkça görülen bir durumdur. Süreç işletilir ve elde edilen veriler ışığında hüküm verilir. Ancak bu süreç içinde yetki alınması asla doğru değildir. Yönetim buna sebebiyet vermiş maalesef.
Bu da gösteriyor ki her zaman insan kalitesi öncelikli mesele olmalıdır. Bu nedenle bizleri yönetenlerin bizden iyi olması lazım. İnsan kaynağı sorunumuzu çözmek gerekir.