A. Baki KARACA


BELEDİYE VANSPOR’A DESTEK OLALIM

BELEDİYE VANSPOR’A DESTEK OLALIM


BELEDİYE VANSPOR’A DESTEK OLALIM
 
Daha önceki yazılarımda Van’ın birçok sorunu olduğunu ve bu sorunların çözümü noktasında önemli ölçüde yerinde sayıldığını belirtmiş, birçok örnek de vermiştim. Bu sorunlardan biri de spor. Daha doğrusu spor anlayış, yaklaşım ve kültürünün tam yerleşmemiş olması. Sporun bütün branşlarında oldukça gerilerdeyiz. Ferdi başarılar var, ama o da oldukça kısır kalıyor. Sebebi açık: İlgisizlik. Herkesin de kabul ettiği gibi spor dallarından futbol, dünyada en çok taraftar toplayan, kabul gören heyecan oluşturan bir dal. Hatta spor olayını aşmış, devasa bir endüstri olarak önemli ve güçlü bir sektöre bürün(dürül)müş.
Dolayısı ile ilimiz Van’ın en önemli sorunlarından biri de futbol takımına, yani profesyonel tek takımı olan ‘Belediye Vanspor’a ilginin olmaması. Düşünün, bir kent futbola küsmüş, 7’den 70’e herkes futbola küstürülmüş. Bunun çok haklı sebepleri var tabi ki, geçmişte çok kötü kullanıldı, kötü amaçlara malzeme edildi. Dünyada eşi ve benzeri olmayacak bir şekilde birinci ligden hiç ara vermeden amatör kümeye oradan da yok olup unutulmuş karanlıklara gitti. (Doğrusu birinci lige çıkışı da aynı senaryonun önemli bir sahnesini oynamak demeye geliyordu. Çünkü herkes bilir ki Vanspor birinci lige normal koşullar ve bir mücadele sonunda yükselmemişti.)
Bu yok oluş, öylesine bir yok oluş ki, 1 milyon 100 bin nüfuslu bir kentin spor geleceğini karartan, yok eden, ekonomisine, reklamına, tanıtımına, turizmine, gençliğin geleceğine, huzuruna, heyecanına, vurulan bir darbe olarak tarihe geçti. Ve herkes bu kâbusu seyretmekle yetindi. Doğrusu, bu takımı bu hale getirenler o kadar tehlikeli ve karanlık güçlerdi ki, kimse ses çıkaramadı. Öyleki sonradan gelen vali ve bürokratlar da geçmişin karanlık ilişkilerinden çekinerek bu ilin futbol takımlarına mesafeli durdular. Tabi ki geçmişi yazsak sayfalar yetmez. Bana göre öyle karanlık bir geçmiş ki ‘Ergenekon, Mafya, Çeteler’e kadar varacak kirli tezgâhları da kendi içinde barındıran bir geçmiş. O karanlık dönemleri yavaş yavaş geride bırakıyoruz, ama hala Van’ın futboluna sahip çıkan yok. 
Belediye Vanspor’un yöneticilerinden Başkan Nihat Gezici Bey ve Asbaşkan Sait Kantarcıoğlu Bey’den çok nazik bir teklif aldım. Bana, “seni yönetimde görmek istiyoruz” diye ricada bulundular. Ben de kendilerine “eğer ‘siyasetspor’sa, yani ‘Ak Partispor’ ya da ‘BDPspor’sa gelmem. Yalnızca spor ise gelirim” dedim. Ayrıca benim öyle ekonomik gücüm falan yok, yönetici paralı olmalı dedim. Kendileri de” biz sizin fikirlerinizden faydalanmak istiyoruz ve Belediye Vansporu da Van’ın takımı yapmak istiyoruz, her kesimden farklı düşünen insanlarla bu takımı başarıya götürerek Türkiye’deki bütün Vanlıların takımlarına sahip çıkmasını bekliyor ve bu takıma her kesimden insanın katılıp katkı sunmasını istiyoruz” ifadelerini kullandılar. Ayrıca “yönetimde hangi görevi isterseniz o görevi alabilirsiniz” dediler ve ben o kadar samimi gördüm ki bu teklifi, bu samimiyet karşısında herhangi bir red cevabı hiç de yakışık olmayacaktı.
Benimle birlikte idarecilikte deneyim sahibi iki önemli sima olan Nejdet Takva ve Hasan Yergin Bey’leri de takıma davet ederek destek vermelerini istediler. Ben de gönüllü bir ferd olarak, kendi ilimin takımına sahip çıkmak için bana ne düşerse yapmaya hazır olduğumu belirttim. Gücüm ve bilgim dahilinde bu takıma faydalı olmak için çok çaba sarf edeceğimi bu kibar teklif sonrası değerli başkan ve as başkan beylere aktardım. Bana göre Belediye Vanspor, kişilerin gelecek adına imtiyaz edinecekleri, şov yapacakları, gelecek kurgulayacakları bir yer değildir ve olmamalıdır, buna fırsat verilmemelidir. Herkesin, kendini içinde göreceği bir alan olmalıdır.
Şimdi gönüllü bir Vanlı kardeşiniz olarak ben, bütün Vanlılardan rica ediyorum; “gelin takımımıza sahip çıkalım,” bu takımın şampiyon olması için ‘üç milyon’a ihtiyacı var, yani eski para ile ‘üç tirilyon’a. Bizden önceki yönetici arkadaşlar çok dürüst çalışmışlar, inanın bir kuruşun bile hesabını yapmışlar. Ayrıca takım şu an Abant’ta kamp yapıyor ve 17 tane Van’ın öz evladı bu takımda oynama fırsatına sahip. Bunların çoğu bu sezon kadroda yer bulacak ve bu Vanlı gençlere Beşiktaş, Trabzon, Bursa, Gençlerbirliği gibi takımlar talip şu an. Bu gelişmeler çok sevindirici, eğer biz takımımıza dürüstçe sahip çıkarsak çok daha güzel şeyler olacak. Sadece yukarıda belirttiğim gibi üç milyon bu takımı şampiyon yapacak inşallah.
Bununla birlikte Van’ın futbolda önemli sorunlarından biri de ‘iyi antrenör’ çıkaramıyor olmasıdır. Bu nedenle Van’ın kıymetli hocalarından Turgay KARETEKİN’i de alt yapı koordinatörü olarak getirmeyi amaçlıyor yönetim kurulu. Hem çokça futbolcu yetişsin alt yapıda hem de antrenör yetişsin isteniyor. Bu girişimlerin başarıya dönüşmesi için Van’ın ve Türkiye’deki bütün Vanlıların takımına sahip çıkması lazım.
Daha önce bir şeyler söylemiştim, şimdi de aynı şeyleri ısrarla savunuyorum: Takımın adının ve aidiyetinin belediye patentli olması onun finansman ve ekonomik yükünün belediyeye ait olmasını gerektirmez. İhtiyaç duyulan bu para belediyeden çıkarsa, halka gidecek hizmet buraya aktarılmış olacak. Belediyenin asıl işi, halka hizmet etmektir, ama kimse sahiplenmeyince belediye de mecbur kalarak takıma sahip çıkıyor. Yoksa bu takım da yok olup gidecek.
 Değerli Vanlılar, Van 3.ligi, 2.ligi hak etmiyor. Türkiye’nin 16. büyük ili olan Van, en az ‘BANKASYA’da olmalı. Van’ın bir takımı dört ya da beş yıl burada kaldıktan sonra alt yapısı ile birlikte neden süper ligde olmasın? En basit örnek Trabzon; Van’ın yarısı kadar bir il, dokuz tane profesyonel takımı var, hangi liglerde olduğunu da sizler biliyorsunuz. Futbol, toplumsal elektriği doğru yakalandığında bir ile heyecan katan, canlandıran, barışı getiren, huzurlu kılan bir etkendir.
Bakınız, ilimizin hiçbir heyecanı kalmamış, renkli bir aktivitesi yok. Futbol, bir ilde sporseverler tarafından merakla beklenen, hep konuşulan bir eğlence dalıdır. Futbol, futbolla ilgilenmeyen insanların da faydalandığı bir spordur. Tekrar tüm Vanlılardan rica ediyorum, “gelin takımımıza sahip çıkalım, hiçbir siyaseti spora karıştırmayalım, sporu bir din, bir inanç, bir dava olmaktan, ahlaklı insanlar olarak birlikte el ele vererek kurtaralım”. Ülkemizde futbolun (spor ve sektör olarak) içinde bulunduğu bataklığa, biz ahlaklı bir duruş ortaya koyarak örnek olalım. Siyasetçisiyle, halkıyla, bürokratıyla, atanmışıyla, taraftarıyla, yöneticisiyle, futbolcusuyla, teknik ekibiyle bütünleşen bir kent oluşturalım. İdeolojik saplantılar ve hastalıklar toplumumuzu o kadar siyasallaştırmış ki futbola, spora da sirayet etmiş ne yazık ki.
Ayrıca geçen yıl depremden dolayı maçlarını dışarıda oynayan takımımız çok sıkıntılar yaşamış. Maçlarının nerede oynanacağı ancak bir gün önceden belirleniyormuş. Bu yıl bunların yaşanmaması için başta Sayın Valimiz Münir Karaloğlu olmak üzere, yedi vekilimize de çok iş düşüyor. Onların da yardımlarını esirgemeyeceğini, katkı sunacaklarını umuyorum.
Stadın kapalı tarafına yıkım kararı verilmiş, seyirci bu yıl maçları büyük ihtimalle açıkta izleyecek. Geçen yıl sahasından ve seyircisinden yoksun kalan bir takım vardı, yetkililerin yardımı ve duyarlılığı ile bu sorunlar umarım bu yıl yaşanmaz. Yönetim olarak hedefi şampiyonluk olarak belirledik. Zaten başarının olmayacağı yerde durmak da bize yakışmaz. Yönetimde görev bölümü yapıldı, mali ekipteki arkadaşlar hatırı sayılır iş adamlarımıza Van’ın takımına sahip çıkmaları, destek vermeleri için ricada bulunuyor, destek turları gerçekleştiriyorlar.
Bazıları parası olmalarına rağmen destek değil akıl vermeye çalışıyorlar kendilerince.  Oysa bu takımın akla değil paraya ihtiyacı var. Ne yazık ki mali ekip de Belediye Başkanı, Vali ya da Milletvekilleri ile gidip bu iş adamlarından destek, katkı isteselerdi sizler de takdir edersiniz ki bu üç trilyon çok kısa zamanda toplanırdı. Neden böyle olduğunu da başka bir yazıya bırakıyorum. 
Bir acı gerçeğimizi daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Vanspor’un sırtından piyasa yapanlar ismini tanıtanlar kendi reklamını yapan eski yöneticilerin bir çoğu şimdi takımın kötü gününde hepsi sırtını cevirmiş durumdalar. Ama vali ya da bir bakan işin içinde olsalardı o adamlar şimdi takımın içinde olmak için el etek öpeceklerdi.
Bir iş adamımıza, ben de mali ekiple beraber gittim. İsmini de vereyim, Abdurrahman Yörük Bey. Bizleri o kadar güzel karşıladı ki yönetimdeki arkadaşlar olarak hepimiz mahcup olduk, “her türlü yanınızdayım” dedi. Karşılıklı teşekkür edip ayrıldık. Bu yaşam dolu, ilini, ülkesini, insanını seven heyecan dolu bir insan olan Abdurrahman Yörük Bey’i geç tanıdığım için çok üzüldüğümü belirtmek istiyorum. Mali ekipteki arkadaşlar birçok değerli iş adamımıza gittiler, ben mali ekipte olmadığım için katılamadım, mutlaka Sayın Yörük gibi birçok kıymetli insanla karşılaşmışlardır.
Dileğim, huzur, barışı ve kardeşliğin gelişmesi için çaba sarf eden ilimize yeni heyecanlar katan böylesi insanlarımız artar ve kısa zamanda kendisini toparlayan her haliyle sıkıntılarını aşmış dimdik ayakta duran bir Van şahlanır karşımızda. Unutmayın değerli dostlar, bu kentte biz yaşıyoruz, geleceğimize sahip çıkmak da bizim asıl görevlerimizdendir. Bu da ancak dürüst insanların yolculuğu ile başarılır. Çünkü bu kentin futboldaki geleceği ile ilgili güzel şeyler düşünülüyor, bu güzelliklere sizde katılarak destek verin, birlikte başaralım.