Yakın zamanda bir televizyon kanalında, geçmişte ve günümüzde Edebiyat Dergiciliğini, konu alan bir program izledim. Genç bir edebiyatçıya “neden Edebiyat Dergisi? Diye sorulduğunda Genç:“Sözün anlamını yitirdiği bir zamanda anlamlı söz söylemek istedik.” şeklinde cevap vermişti. Bu cevap o an çok hoşuma gitti ve zihinsel bir yolculuk yapmama vesile oldu. Bu zihinsel yolculuğu yaparken bu yazıyı yazmak tabii ki aklımda yoktu. Bu zihinsel yolculukta şunu düşündüm: Görsel medyanın nicelik olarak bu kadar fazla olduğu, yıllarca peşpeşe akan programların yapıldığı; Din, siyaset, ekonomi, sağlık, tarih, sanat, at yarışları, spor, magazin, diziler, filmler ve belegesellere kadar 24 saat zarfında sarfedilen milyonlarca sözün ne kadarı anlamlıydı? Yada anlamlı olanları ne kadar itibar görüyordu. Bunun yanı sıra Radyo programları, internet yayıncılığı, sayısız site, arama motorları, haber siteleri, farklı içeriğe sahip sosyal paylaşım siteleri ve internetteki köşe yazıları! Merak ediyorum bunların kaç tanesi okunur, kaçı anlam barındırır, ya da anlam barındıranın kaçı itibar görüyor ve anlaşılıyor diye düşündüm.
Piyasadaki gazete sayısının hiç de küçümsenmediği bilinen bir gerçek, ama kaçının anlamlı söz söyleme gibi bir derdi var. Öte taraftan söze anlam katmaya çalışan gazetelerin de ne kadar teveccüh gördüğü malumdur. Gazetelere baktığımızda hangi sayfalar daha çok okunuyor acaba? Reklam, üçüncü sayfa, ekonomi sayfaları, spor, sanat, iç haberler, dış haberler, siyaset, televizyon sayfaları, magazin ve köşe yazıları… Yine bilinen bir gerçektir ki en çok okunan sayfalar spor, televizyon, magazin ve üçüncü sayfalardır.
Hangi köşe yazarlarının daha çok okunduğunu zihinsel yolculuğumda düşündüm. Bunu anlamak zor olmasa gerek. Ülkemizde en çok satan gazetelerinde yine magazin gazeteleri olduğu hepimizin malumudur. Söze anlam katmaya çalışan/yada anlamlı söz söylemeye çalışan gazetelerin tirajını hepimiz biliyoruz. Aynı trajedi dergiler içinde söz konusudur. Rağbet gören dergileri magazin, araba, spor, motor vb dergiler olduğu bilinen bir gerçektir. En çok satan edebiyat dergilerin tirajının 1500- 2000 arasında değişiyor. Bu gerçekten yetmiş milyonluk ülkemiz için komik bir rakam. Ya gönül yaramız olan kitaplar. Binbir çaba ile ortaya çıkan bilimsel değeri yüksek olan kitapları acaba kim ne kadar okuyor? Yani söze anlam katmaya çalışan kitaplar ne derece teveccüh görüyor?.
Ama popüler kültürün etkisiyle yazılan, edebi değeri düşük ve adeta bir zihin yanılsaması olan kitapların yok sattığına da şahit olunmaktadır. Aşk romanı, bilm-kurgu tarzı yazılan; sözün anlam bulmadığı, hatta anlamlı sözün içinde yer almadığı bu tür eserler en çok rağbet gören, bestseller konumuna geçiyor. Maalesef insanımız özelikle de gençlerimiz o kadar internet, televizyon ve sanal alem düşkünü oldular ki bu tür eserler okumalarını bile kazanç olarak görmeye başladık.
Sözün kısası günümüzde söylenen söz çok, ama anlamını yitirmemiş söz az. Onun içindir ki bizden öncekiler “mühim olan gök kubbede hoş bir seda bırakmak demişler” ve kelam söz konusu olunca rabbimizin şu buyruğunu da unutmamak gerektiğini düşünüyorum “öğüt ver eğer fayda verecek ise (A’la, 9)” Sözün anlam bulduğu ve anlamlı sözlerin hayatımıza hakim olduğu günler dileğiyle.