siyaseten idare etmek için yola çıkmış olan

'Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra:37)'
VAN 23.03.2015 21:06:21 0
 "BÖBÜRLENME"

"Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra:37)"

Kutsal kitabımız Kur-an'ı kerimdeki bu hitap vahyin ilk muhatabının(Hz. Peygamber) şahsından tüm insanlaradır. Buradan çıkarmamız gereken ilk çıkarım, eldeki güç imkân ne olursa olsun hiçbir işe yaramayacaktır!.

Bir insanın kılavuzu neyse doğal olarak tutumu davranışı ve yaşamı da ona göredir. Mal mülk ve makamlar, şan ve şöhret birçok insanı aşırı yücelttiği gibi, hiç beklenmediği bir anda al aşağıda edebilmektedir ki, etmiştir.

Böbürlenmek insanın başına gelebilecek en büyük hastalık ve en büyük bir felakettir!.

Buna kendisini kaptıran biri ne önünü görür ne de kimseyi, adeta megaloman kesilir. İşte bu hastalığa Kur-an perspektifinden baktığımızda nasıl bir tabloyla karşılaştığımızı bu hastalığın nasıl bir portre oluşturduğunu/oluşturabileceğini görüyoruz.

Mesela bu örneğe baktığımızda: "Karun, Musa'nın milletindendi; ama onlara karşı azdı. Biz ona, anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazineler vermiştik. Milleti ona: "Böbürlenme," Allah şüphesiz ki böbürlenenleri sevmez.(Kassas:76)"

Karun Musa(as)'ın milletinden olduğu gibi mal mülk sahibi, servet sahibi, anlı şanlı şöhretli biri. Malı şöhreti ne acı ki, onu batırdı, öyle battı ki, onun malını saltanatını kıskananlar bile ondan uzaklaşıp Kur-an'ın ifadesiyle iyi ki bize aynısı verilmemiş dediler.

Ne verilmişti diye baktığımızda sadece sahip olduğu hazinelerin anahtarları bile sayılarca deve yükü kadardı. Anahtarlarının güçlü toplulukça olan birinin servetini varın siz düşünün. Var mı şu anda dünya üzerinde öyle biri?.

O elindekilerin kıymetini bilmek yerine azmış, halkını küçümsemiş malını mülkünü şöhretini kimseyle paylaşmak istememiş böbürlenmişti. Halkı ona yazıktır günahtır seni ne malın ne mülkün ne siyasetin kurtarmayacak "Böbürlenme".

"Allah'ın sana verdiği şeylerde, ahiret yurdunu gözet, dünyadaki payını da unutma; Allah'ın sana yaptığı iyilik gibi, sen de iyilik yap; yeryüzünde bozgunculuk isteme; doğrusu Allah bozguncuları sevmez demişlerdi.(Kassas:76-77)"

Milleti Karun'dan ne istiyordu: Allah'ın kendisine verdiklerinden insanlara vermesini, ahreti hatırlamasını, çünkü ahiret insana sorumluluğunu dünyanın geçici olduğunu hatırlatır. Allah ona iyilik yapmış, kendisine yapılan iyilikten insanlara iyilik yapmasını istemiş. Mal mülk makam şöhret vs. bataklığına kapılıp halktan uzaklaşmamasını halkın arasına kin ve nefreti sokacak bölüp parçalayacak işlerden uzak durmasını istemiş. Hepsi bu!..

Diğer bir böbürlenme olayına ise lokman(as)ın oğluna yaptığı vasiyette rastlamaktayız. "İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."(Lokman:18)"

Allah'ın kendisine vermiş olduğu imkânlardan dolayı insanları küçümseyip, yüz çeviren, böbürlenen birini Allah sevmediği gibi Allah'ın kulları da sevmez. Mal mülk makam siyaset kısacası dünya hayatı geçicidir. Baki kalan ise Allah ve Allah'a ulaşacak olan güzel amellerdir.

Ölümü bilmekten ziyade iman etmiş olan Hz. Ömer(ra) buna rağmen kendisine her gün ölümü hatırlatacak birini tutuyor. Taaki sakalına bir ak düşünceye kadar!.

Bu günlerde toplumu siyaseten idare etmek için yola çıkmış olan birçok isime böbürlenmemeleri noktasında bende bir hatırlatmada bulunmak istedim. Sakalına ak düşmeden de Hz. Ömer(ra) öleceğini biliyordu, ak düştükten sonra kimsenin uyarmasına ihtiyacı kalmamıştı. Ancak bu uyarıyı şimdi dikkate almayanlar yarın kazandıklarında hiç almayacak olmaları büyük bir olasılıktır. Benden söylemesi. Ey insan: "Yeryüzünde böbürlenerek yürüme; çünkü sen ne yeri yarabilirsin, ne dağlara boyca ulaşabilirsin. (İsra:37)"

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.