Tarih: 13.08.2021 13:24

İNSAN OLMAK...

Facebook Twitter Linked-in

İnsanlığın var olduğu tarihten itibaren dünya aleminde afetler, felaketler hep var olmuştur. İnsan eşref-i mahlukat olarak hep bu dönemlerde afetzedelerin yanında olma çabası içinde olmuştur. Son zamanlarda gerek iklim değişimi, gerekse art niyetli insanların sebep olduğu afetler dünyanın bir çok yerinde kendini göstermeye başlamıştır. Bunlara insan olarak sevinmemiz veya siyasi, dini polemik konusu hâline dönüştürmemiz doğru bir davranış değildir . Dünya denilen bu köyde bütün felaketlerin müsebbibi maalesef insanlardır. Doğa ve hayvanlar bu fikriyatın mağdurlarıdır.

Ülkemizde seksen beş milyon insan yaşamakta. Bu insanların aynı düşüncede siyasi tercihte olmasını ebetteki bekleyemeyiz. Lakin aynı gemide bulunduğumuzu unutmamamız gerekmektedir. Hele konu vatan olunca gerisi teferruat olmalı. Ülkemize gelen mülteciler ve kendilerine tanınan imkanlar her platformda şikayet konusu edilmekte. Elbette ki bu serzenişlerin haklılık payı vardır. Amma velakin bu haklılık onların evlerini, iş yerlerini yakıp talan etme hakkını kimselere vermemektedir. Hele o küçük yavru çocukların şiddete maruz bırakılması olayını kimseler haklı göstermeye kalkmamalıdır.  

İnsanlar hakkında hüküm verici olan muhakkak ki Allah olduğu halde, genelde yargılayıcı olan ve aldanan biz insanlar oluyoruz. Hani Fatih Sultan Mehmet Han'ın bir sözü var ki;
İnsanlara dinin nedir?
Namaz kılıyor musun?
Oruç tutuyor musun?
Gibi, Allah'ın soracağı sorular sormayın.
İnsanlara aç mısın?
Bir şeye ihtiyacın var mı?
Bir sorunun mu var?
Gibi, kulun kula soracağı sorular sorun!
Ne de güzel açıklamış. Bizlerin tebliğ ile, davet ile görevli olduğumuzu hatırlayarak, hidayete yalnızca Allah'ın gücünün yettiğine, tam olarak inanmamız gerekmekte. Hiç kimseyi ibadeti ile, Müslümanlığı ile sorgulamaya hakkımız yok. Peygamber hayatlarına baktığımızda bunun öyle çok örneği var ki,
Hz. Nuh peygamber olduğu halde evladının ve eşinin hidayetine sebep olamamıştı.
Hz. Yakup, Yusuf gibi bir Peygamber'e baba olmuşken, diğer evlatlarının kıskançlık gibi bir bataklığa girmelerine engel olamamıştı.
Hz. Adem insanlığa gönderilen ilk Peygamber olma şerefinde iken, evlatlarının kavgasına ve katil olmalarına engel olamadığı gibi bir çok örnek var bizlere ulaşan kaynaklarda.
Bizler bunları okuyup ibret alalım diye...
Evladına, eşine, anne-babasına, komşusuna, çalışanına kendi Müslümanlığı ile örnek olabilmeli bir mü'min... Etrafındakilere ayna tutabilmeli, yol gösterebilmeli...

Bizler son dönemlerde yaşanan felaketlerle birlikte belkide sağlıklı düşünebilme yetimizi yitirdik. İrkilelim kendimize gelelim. Vatanımız, devletimiz  için birlik beraberlik ruhumuzu yeniden pekiştirelim. Ülkemizde misafir konumunda bulunan mülteci kardeşlerimizin yargılama görevini de adlî makamlarımıza bırakalım.  




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —