AKKÖPRÜ DERESİ’NİN BİLİNMEYEN DEĞİRMENLERİ!
Van'ı iyi tanıyan ve arşivi güçlü gazetecilerden biri olan İkram Kali'nin yaptığı Akköprü Deresi hakkındaki bilgileri sizler için yayınlıyoruz. İşte geçmişten günümüze Akköprü Deresi ve önemi.
AKKÖPRÜ DERESİ’NİN BİLİNMEYEN DEĞİRMENLERİ!
Günümüzde Tuşba ve İpekyolu ilçe sınırlarından geçen 8 km uzunluğundaki Akköprü Deresi yağmur, kar sularını toplayarak İskele sahilinde Van Gölü’ne döker.
Ekolojik sorunun, kuraklığın yaşanmadığı bereketli dönemlerde Toprakkale’yi sağına alan Akköprü Deresi’nden bir arabayı götürecek güç ve debide akan coşkun su kimi zaman yatağına sığmaz etrafını da yıkarak geçerdi. Toprakkale yamacında eğitim yapan Jandarma mızıka bölüğü askeri bando müzik aletlerinin çaldığı marşlar bazense farklı müzik parçaları ile kurbağaların sesi su sesine eşlik ederdi.
Dünde bugünde, Akköprü Deresi denildi mi başta Hıdırellez akla gelir. Vanlıların asırlar boyu devam etmekte olan köklü kültür geleneklerinden, ilkbahar, ardından yaz mevsiminin gelişini, doğanın uyanışını müjdeleyen günlerinin başladığı Hıdrellezde kadınların, kızların geleneksel buluşma adresi Akköprü Deresi Değirmen Başı idi.
Kadınlar, kızlar 5 Mayıs akşamı dilekler tutarak, konuşmadan yola düşer, gün ağarmadan çeşitli ritüel ve geleneklerle Akköprü Deresi Değirmen Başı’nda toplanırlar. 6 Mayıs sabahı koca arayanlar, ev isteyenler, çocuk isteyenler, sağlık bekleyenler dileklerini kâğıtlara yazarak suya bırakır veya dere kenarında taştan, ağaçtan, kâğıttan tasvirler yaparak dilekte bulunurlar. Gün ağarığınca kırlarda yenilir içilir, maniler eşliğinde eğlenilerek güzel vakit geçirilir.
Van’ın daha betonlaşmadığı, çok varisli arsalar ve hazine arazilerinin yağmalanmadığı 1990’lı yıllara kadar Akköprü Deresi’nin sağlı sollu güzergâhı söğüt, kavak, karaağaç, çalı ve iğde ağaçlarıyla çevriliydi. Suya eğilen söğüt dalları dere suyunu adeta koşardı.
Akköprü Deresi akarak geçtiği her yer insana huzur mutluluk veren yeşilliklerle bezleydi. Akköprü Deresi yatağına mandaların yayılışını çocukluğumuzda ilgiyle izler burada zaman geçirince çok mutlu olurduk. Dini bayram günleri Akköprü mezarlığı ziyareti sonrası eve dönüş yolumuz bazen derenin huzur veren yesillliklrle süslü yanı başı olurdu.
Bahar ve yaz aylarında lezzetli yöresel Van yemekleri yapan kadınlar de yarpuz, evelik, tere gibi otlar toplamak için Akköprü Deresi’nin yolunu tutardı.
Okullar öğretmenler eşliğinde öğrencilerini evlerinde annelerinin hazırladığı yiyeceklerle Akköprü Deresi etrafındaki yoncalık, çayırlık alanlara kır gezintisine çıkararak doğayla buluştururdu. Gün boyunca yeşillikler içinde çeşitli oyunlar oynayan öğrenciler doğayla buluşmanın mutluluğunu yaşar, keyfini doyasıya çıkarırdı.
Pansumancı Mehmet Kıran'ın evinin bulunduğu yerin arka tarafında ağaçlar arasında geçmişte Dere Kilise'ye ev sahipliği yapan Akköprü Deresi etrafında yaşanan sosyal kültürel hayat bunlarla sınırlı değildi tabi ki.
Akköprü Deresi etrafındaki ağaçlıkların gözden ırak kuytu yerler, kafa çekip felekten gün çalmak isteyenlerin buluştuğu gizemli mekândı. Şehir eşrafına, el âleme reklam olmamak, etrafı rahatsız etmemek ayrıca erkekliğe leke sürememek istemeyenlerin kavga ederek kozlarını paylaştığı adres de Akköpü Deresi idi. 1980’li yıllara kadar Akköprü Deresi’nde kavga edecek olanları ayıracak kimse olmadığından dereye davet de gitmek de cesaret işiydi. Hatta dere çevresi o dönem pek güvenlikli sayılmazdı.
Erek Dağı’ eteklerinden süzülerek yer altından akan 32 kehriz Van’ın içme, sulama suyunu karşılardı. Kenkanlar ve çırpaçların ekmek kapısı kehrizlerdi. Billur gibi akan tarihi kehrizlerin içimine doyum olmayan buz gibi sular aktığı her yeri güllük gülistanlığa çevirerek ferahlık verirdi. Akköprü Deresi’nin yanı başında yer altındaki galeride içme, yüzeye çıktığında bahçe, tarla, bostan sulama suyu olarak kullanılan kehrizlerden Eski Yengi ve Vakıf kehrizleri vardı. Akköprü Deresi’ne asırlar boyu yoldaşlık yapan kehriz suyu Toprakkale önünden başlayarak aynı suyla ardı ardına dört değirmeni çalıştırarak ekonomiye, günlük yaşama katkı sağlar sonra da Akköprü Deresi’ne dökülürdü.
Uzun ve detaylı anlatımdan sonra…
Gelelim Erek Dağı’dan süzülüp Toprakkale kışlasından geçerek eski Devlet Hastanesi önünden İskele ve Sıhke caddelerinden akan, bir kanal dolusu kadar kehriz suyu ile çalışan ancak bugün yerlerinde yeller esen dört değirmene.
TOPÇUOĞLU DEĞİRMENİ
Toprakkale Kışlası altında, Belediye Gazhanesi yanında yer alırdı. Değirmeni babamın ve annemim amcasının öz oğlu olan namı diğer Kör İhsan ( İhsan Balak- sonradan Gündüz soyadı almış) işletirdi. Şehir merkezindeki mahalle ve köylerden getirilen torbalar dolusu buğdaylar öğütülerek un yapılırdı. Ayrıca öküz arabasıyla evlerden alınan buğdaylar bugünkü getir-götür benzeri anlayışla öküz arabasıyla evlerden alınır un yapılarak evlere teslim edilirdi. Değirmen 1980’li yılara kadar ayaktaydı. Değirmenin yanında askerlerin ihtiyacı olan eşya ve yiyeceğin satıldığı bakkalı İhsan amcanın en büyük oğlu Muzaffer Gündüz’ün işletirdi.
REMZİ LEVENDOĞLU DEĞİRMENİ
Akköprü Deresi’nin sol tarafında yer alırdı. Fevzi, Fethi, Hayati Levendoğlu’nün babaları, eski Sanat Okulu kurucu müdürü Vasfi Levendoğlu’nun amcasının oğlu Remzi Levendoğlu’na aitti. Değirmende çevrenin buğdayı öğütülürdü. 1970’lere kadar çalıştı.
YAKUP BAKKALBAŞI DEĞİRMENİ
Vanlı ailelerden Yakup Bakkalbaşı’na aitti. 1970’lere kadar mahallelerden, merkez köylerden gelen buğdayları una dönüştürerek hizmet verdi.
ÇAKKALOĞLU DEĞERİMENİ
Çakaloğlu Kemal Atilla tarafından işletilirdi. Hıdırellez etkinliklerinin geleneksel olarak yapıldığı Akköprü Mezarlığı’na yakın yerdeydi. Değirmen Başı denilen yer burasıydı. 1980’li yıllara kadar hizmet verdi.
HAFIZ EFENDİ DEĞİRMENİ
Ayrıca Sıhke/ Bostaniçi köyünde Osmanlı döneminde öğretmenlik yapan Hafız Hasan Efendi Değirmeni bulunmaktaydı. Hafız Efendi, Dursun, Cemal, Rıdvan Araz’ın babalarıydı. Değirmen uzun yıllar çalıştı, bir kaç yıl önce tarihe karıştı.
Sonunda ne oldu?
Tarihe, kültüre, kent hafızasına gerekli özen, sahiplenme ve korumanın gösterilmediği şehrimizde… Çevresi yeşilden, ağaçtan yoksun beton yapılarla sarılan Akköprü Deresi’nin suyu akmaz, yoldaşı olan kehriz suları bulunmaz, kehriz suyu ile çalışan değirmenler görünmez, kepekli değirmen unu ile yapılan sağlıklı ekmekler yenilmez....
Asil ve güzel Van bilinmez oldu.










