AK Parti ve KADEM'in Abdurrahman Dilipak'a açtığı davada yeni gelişme!

AK Parti ve KADEM'in Abdurrahman Dilipak hakkında açtığı davanın dünkü duruşmasında karar çıkmadı. AK Parti Genel Merkezi'nden katılımın olmadığı dava 14 Eylül 2022 tarihine ertelendi.
SİYASET 11.03.2022 17:33:05 0

Akit Gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak hakkında AK Parti Genel Merkezi, Genel Merkez Kadın Kolları ve AK Parti 81 İl kadın kolları başkanı ile KADEM ve ayrıca KADEM Yönetim Kurulu Başkanının müşteki oldukları davanın dünkü duruşması 6 saat sürdü.

Mahkeme bir sonraki duruşmanın 14 Eylül 2022 tarihinde devamına karar verdi.

AK Parti Genel Merkezi'nden katılan olmadı

Dilipak duruşmada ekleri ile 100 sayfalık yazılı ifade ve 6 saat süren sözlü ifadede bulundu. Duruşmaya Dilipak’ın vekilleri Ali Paccı, Faruk Keleştimur, Av Doğan Karakuş, Av Abdulkadir Topal, Av. Mustafa Erkulu katıldı. Ayrıca müşteki olarak KADEM Kadın ve Demokrasi Derneği ve Saliha Okur Gümrükçüoğlu’nun vekili Müjgan SiyahçevikAv. Esra Canyiğit ile müşteki Düzce AK Parti Kadın Kolları Başkanı Gönül Asuk vekili Av. Büşra Aslan katıldı. AK Parti Genel Merkezi ve AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı ile 81 il’den Düzce dışında kimsenin asaleten ve vekaleten katılmaması dikkat çekti.

Dilipak, Kur'an, İncil ve Tevrat'tan bölümler okudu

Mahkeme, KADEM’in müdahillik talebini reddetti. Dilipak duruşmada konunun Türk Dil Kurumu ve Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan konu ile ilgili olarak ifadeleri hakkında bilgi istenmesini talep etti ve çok sayıda şahit dinletebileceğini ifade etti. Kur’an-ı Kerim, İncil ve Tevrat’tan bölümler okudu.

Ajanslar ve gazeteler muhabir göndermedi

Duruşmayı, Hamza Türkmen, Adem Çevik, Ahmet Tanman, Muhammed Binici, İsrafil Altıner, Sezen Altıner, Mustafa Tuna da izledi. Duruşmayı izlemek için ajanslardan muhabir olmaması dikkat çekti. STK olarak ise sadece Vahdet Vakfı ve Aile Platformu temsilcileri vardı.

KADEM Avukatı Siyahçevik, kendisine ait olmayan ifadeleri Dilipak'a yamamaya çalıştı

Dilipak bir gün önce de dava süreci ile ilgili olarak Adalet Bakanlığı'na ve HSK’ya şikayette bulunmuştu. Ayrıca KADEM avukatı Müjgan Siyahçevik’in ifadeleri dolayısı ile kurucusu ve üyesi olduğu İstanbul 2 Nolu Baro'ya şikayette bulunulmuştu.

Dilipak’ın vekili Keleştimur, ''Çevik savcılığa verdiği şikayet dilekçesinde, Dilipak’ın yazısında, MÜSİAD kurucu başkanı Erol Yarar'dan alıntılanan bir cümleden yola çıkarak, (“konuşmak yerine ‘sözleşmeye dokunmayın’ mantığı ile hareket eden STK” bahsettiği KADEM’dir)“ ifadeleri ve devamında “Köşe yazısının başlığı ‘AKP’nin Papatyaları’ olup Sn Cumhurbaşkanının kızının müşteki dernekte yönetim kurulunda olması ve derneğin muhafazakar çizgide olması hasebiyle yazının aslında doğrudan Kadın ve Demokrasi Derneğini ve yetkililerini hedef aldığı hukuken tartışmasızdır”) gibi bir cümle ile Dilipak’a atfenmiş gibi algılanıp ve “Cumhurbaşkanının kızının da dernekte yönetim kurulu üyesi olduğu” gibi garip bir mantıkla, Dilipak’ın “çirkin ifadeleri” ile KADEM’i hedef aldığı ileri sürülmektedir. Dilipak’ın 11 paragraftan oluşan yazısından kes yapıştır yöntemi ile oluşturulan bir metin üzerinden suçlama yapılırken, Anlaşılması zor bir mantıkla, Genel Başkanlık, Kadın Kolları Genel Başkanlığı ve 81 il tarafından yapılan şikayet başvurularında, konuyla doğrudan bir bağlantısı olmamasına rağmen AK Parti Genel Başkanlığı sıfatını bir kenara bırakıp cumhurbaşkanı ve kızı sıfatı üzerinden KADEM bağlantısı kurulup, sözler bağlam ve matufiyeti dışında ele alınarak hayali suç isnadının sebebini anlamakta güçlük çekiyoruz. Yazının hedefinde olanlar yazının başlangıcında açıkça belirtilmiştir: “AK Parti içindeki, FETÖ’nün zihniyet ikizi AKP’liler, ve AKP’nin Papatyaları. Hedef AK Parti'nin kendisi değildir ” ifadelerini kullanmıştı.

Dilipak'ın yazısında ne yazıyordu?

İşte Dilipak'ın 'AKP'nin papatyaları' yazısındaki, AK Parti içindeki bir grup menfaatçinin eleştirildiği davaya neden olan o bölüm:

''AK Parti içindeki AKP’liler, FETÖ’nün zihniyet ikizi gibi davranıyorlar. Hem uluslararası fonlarla destekleniyorlar hem de kamu fonlarını kullanıyorlar. Malum “Yeşil Sermaye” de bunlara sponsor olabiliyor. Koç kadar, Sabancı kadar, Eczacıbaşı kadar bizim “Yeşil sermaye” davasına sadakat gösterip, bu fahişelere ve onların türevlerine karşı seslerini yükseltebilecekler mi? Konfeksiyoncu, gıda zinciri, finans kuruluşu, ses ver Türkiye! Ne bekliyorsunuz!''