Hulusi Akar'dan sert tepki: Bedeli neyse ödeyecekler

104 emekli amiralin imzaladığı rezil bildiriye ilişkin açıklamalarda bulunan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, bildiriyi yazanların bedelini ödeyeceklerini söyledi.

GÜNDEM 7.04.2021 13:50:23 0
Hulusi Akar'dan sert tepki: Bedeli neyse ödeyecekler
Tarih: 01.01.0001 00:00

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 104 emekli amiralin darbe imalı bildirisine tepki gösterirken; S-400 ve F35 hakkında açıklamalarda bulundu.

Bakan Akar'ın açıklamaları şöyle:

Bütün istihbarat raporları şunu gösteriyor; teröristler Mehmetçiğin nefesini daima enselerinde hissediyorlar. Mehmetçiğin nefesi teröristlerin ensesinde. Bu sonuna kadar devam edecek. Taarruzi bir anlayış ve artan bir şiddetle operasyonlarımız devam edecek. Ne zamana kadar? En son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar. Böylece uzun yıllardan beri devam eden terör belasından asil milletimizi kurtaracak ve güvenliği sağlayacağız. Örneğin bir aile buradan arabayla çıkacak, Diyarbakır’a, Şırnak’a, Hakkari’ye, Yüksekova’ya, Mardin’e gidecek. Orada dolaşacak, dağlarda yürüyüş yapacak ve bunun için ekstra bir güvenlik önlemi alınmayacak. İşte bu terörün bittiği anlamına gelir. Bizim için varılması gereken nokta bu. Dışarıdan bunların yolu kesildikçe, imkanları azaldıkça doğal olarak içerideki etkileri de azalacak.

TSK terörle mücadelesine yaz-kış demeden hiç temposunu bozmadan devam etti. İçeride ve dışarıda şartlara bakmaksızın teröristlerin peşinden, etkisiz hale getirmek için yapılması gereken ne varsa yaptık yaptık, yapmaya devam edeceğiz. 1 Ocak’tan itibaren 723 terörist Irak ve Suriye’nin kuzeyinde etkisiz hale getirildi.

Irak’ın toprak, siyasi bütünlüğüne, anayasal düzenine saygılı olduğumuzu konusunda samimiyiz. Komşumuzun barış ve istikrar içinde olmasını istiyoruz. Diğer taraftan da Bağdat ve Erbil’e 40 yıldır devam eden ve binlerce şehit verdiğimiz bu terör belasını bitirmeye kararlı olduğumuzu ilettik.

(Sincar ve Mahmur’daki terörist varlığı) : Yaptığımız görüşmelerde buraları yakından takip ettiğimizi, oradaki terörist faaliyetleri bildiğimizi, Bağdat’ın bu konuda gerekli tedbirleri almasını beklediğimizi ve bu konuda her türlü desteğe hazır olduğumuzu kendilerine bildirdik. Oradaki teröristlerin temizlenmesi işinin Irak’ın toprak ve siyasi bütünlüğüne uygun şekilde çözülmesinden yanayız. Ama diğer taraftan da vatandaşlarımızı ve sınırımızı korumak bizim asli görevimiz. Terör nerede olursa olsun bitecek.

Suriye’nin kuzeyinde doğrudan Ruslarla konuşuyoruz. Arazideki Türk-Rus general görüşüp değerlendirmelerde bulunuyorlar. Saldırılardan duyulan rahatsızlığı belirtmek için 25 Mart’ta Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu ile görüştük. Yapıcı bir görüşme oldu, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Bazı önlemlerin alınması konusunda mutabakata vardık. Saldırılara ilişkin elimizdeki bilgi ve belgeleri bir mektupla kendilerine ilettik. Bu konuda önümüzdeki dönemde gelişme olmasını bekliyoruz.

Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarla terör koridoru tahrip oldu. İçimizden, dışımızdan bu operasyonlara karşı yorum yapanlar oldu. Ama bu yorumlar matematiğe aykırı. Eğer TSK gerekli tedbirleri almasaydı bugün Suriye’deki oluşumları bir düşünün. Ülkemizin güneyinden herhangi bir tehdidi kabul edemeyiz. Bugün bazılarının ümitlerinin yeşerdiğini, bazı girişimler içinde olduklarını görüyoruz. Muhataplarımıza açıkça söyledik, 84 milyon gerekirse ölür, şehit oluruz ama bir terör koridoruna asla müsaade etmeyiz.

Suriye’de bir anayasa, seçim yapılması konuşuluyorsa bu, yaptığımız operasyonlar sayesinde oldu. Bunu da görmek, bilmek lazım. Eğer bu operasyonlarımız olmasaydı terör koridoru başka şeye dönüşür, mülteci sayısı daha da artar, rejim kim bilir kaç masum Suriyeli kardeşimizi daha katleder, bölgedeki radikalleşme artardı.

Şu an bizim güvenliğini sağladığımız harekat alanlarına bir milyon Suriyeli daha güvenli, gönüllü ve saygın bir şekilde döndü. Bunların 450 bini İdlib’deki topraklarına geldi. Alicenap Türk devleti ve milleti uluslararası kurum ve kuruluşlarla buraya ciddi insani yardım sağlıyor. Türkiye’nin ihtiyaçlarını sağladığı mülteci sayısı 4 milyonu ülkemizde, 5 milyonu ise Suriye’nin kuzeyinde güvenliği sağlanan alanlarında olmak üzere 9 milyona ulaştı. Dünyanın bunu ve Türkiye’nin ne kadar yük aldığını görmesi lazım.

NATO, AB ve Avrupa’nın da güney sorunlarını biz koruyoruz. Teröristlerin Avrupa’ya geçmesini biz engelliyoruz. Bunu da NATO Genel Sekreteri Stoltenberg her yerde ifade ediyor.

Yunanistan

Biz sorunların çözümü için her zaman diyalog, iyi komşuluk ve uluslararası hukuk diyoruz. Her şeye rağmen diyalog diyoruz. Ancak bizimle alay eder gibi, Yunan komşumuzun dünyada ve tarihte eşi benzeri olmayan uygulamaları var. Karasuları 6 mil hava sahası 10 mil diyor. Dünyada böyle bir uygulama var mı? Uluslararası anlaşmalara saygı diyoruz. Lozan, Paris uluslararası anlaşma değil mi? Bu anlaşmalarda 23 ada silahlandırılamaz diyor. 16’sını silahlandırdınız sonra da çıkmış Türkler bizi tahrik ediyor. Çok kaba ve terbiye sınırları ötesinde söylemleri olan bir Genelkurmay Başkanları var. Türkiye’ye uzaklığı 1950 metre olan 10 kilometrekarelik Meis için 40 bin kilometrekare deniz yetki alanı istiyorlar. Bu nasıl mantık, buna hayır deyince gerilimi tırmandırmış oluyoruz. Tehdit dilinin bizim için hiçbir kıymetiharbiyesi yok. Uluslararası değerler ve anlaşmalar çerçevesinde görevimizi yaptık, yapmaya devam edeceğiz.

Biz barış, diyalog diyoruz. Bunun da somut göstergesi bizim ısrarlarımızla tekrar başlayan istişari görüşmeler, NATO’da yaptığınız ayrıştırma görüşmeleri ve güven artırıcı önlemler çerçevesindeki görüşmeler. Güven artırıcı önlemler çerçevesindeki iki kere Atina’ya gidildi, bir kere Ankara’ya geldiler. Şimdi sıra onlarda. Yunan muhataplarımızı Ankara’ya bekliyoruz.

Biz hak, alaka ve menfaatlerimizi korumakta kararlıyız, azimliyiz ve buna muktediriz. Ama bunu söylemek tehdit değil. Diğer yandan da konuşalım diyoruz, bu da acziyet değil. Şu anda Yunanistan’da bazı siyasiler, emekli askerler, akademisyenler bizim haklı olduğumuzu, doğru söylediğimizi ifade ediyorlar. Üçüncü taraflardan objektif, tarafsız olmalarını bekliyor, entelektüel namus diyoruz. Üçüncü taraflardan AB ortaklığı duygusu ile hareket etmemelerini, Yunanistan’ın bizimle arasındaki problemleri buradan çıkartıp Türkiye-AB, Türkiye-ABD haline dönüştürmelerine müsaade etmelerini istiyoruz.

Yunan komşumuza da başkalarına güvenerek nağra atmamalarını, kendi boy ve kilolarına uygun davranmalarını bekliyoruz.

Yunanistan’ın ekonomik durumu malum. Dünyanın parasını silahlanmaya harcayarak en büyük zararı kendi halkına veriyor. Silahlanma yarışına girmeleri matematiksel olarak yanlış. 3-5 silah, uçakla bu denklem değişmez.

Ciddi bir sorun da ABD’nin FETÖ’nün yaşadığı ve yeşerdiği bir yaşam alanı olmasına müsaade edilmemesi. Bunu söyledik, söylüyoruz.

S-400 ve F-35 açıklaması

S 400 sistemi bir tercih değil zorunluluk. Ülkemiz ciddi bir hava ve füze tehdidi altında. Özellikle 2011’de Suriye’deki gelişmelerin ardından hava savunma ihtiyacı aciliyet kazandı ve hava ve füze savunma sistemi alımı için çalışmalar hızlandırıldı. Patriot ve Samp-T konusunda çalışmalar da sürdürüldü. En başından beri “Biz pazar değil ortağız” anlayışıyla tedarik istedik. Sadece satın almak değil yatırım, teknoloji transferi, ortak geliştirme üzerinde durduk. Maliyet ve teslim süresi dahil bir sürü faktör var. Bize en yakın olan Patriat ve Samp-T iken gelmediler, Ruslar bu kriterlere evet dedi. Burada yanlış olan ne var? Bizim hiçbir art niyetimiz, gizli ajandamız yok. Bunu herkes biliyor. F 35 için de durum bu. Türkiye ve ABD’nin ülkelerimiz, NATO ve bölge için yapacağı bir sürü iş var. Gelin bunları bir S400’e feda etmeyin, görüşelim, konuşalım diyoruz.

S 400 bir savunma silahı. Türkiye’ye herhangi bir taarruz niyeti olmayan için zararı olmayan bir sistem. Kendimizi savunmak için aldık.

Ermeni meselesi

1919’da yayımlanan General Harbord Raporu benim doktora konum. Bu rapor ABD Milli Arşivi’nde var. Eylül 1919’da ABD Avrupa Seferi Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı olan Tümgeneral James G. Harbord, sivil ve asker uzmanlardan oluşan 47 kişilik bir heyetle Anadolu, Kafkasya ve Erivan’ı 58 gün gezerek 1603 sayfalık bir rapor hazırlıyor. Bu raporda Türklerle Ermenilerin 500 yıldır birlikte yaşadığı, biz karışmazsak 500 yıl daha bir arada sorunsuz şekilde yaşarlar değerlendirmesine yer veriliyor. Hatta gördük ki kiliseden çok camii yıkılmış deniliyor.

Rusya-Ukrayna ilişkileri

Barışçıl şekilde diyalogla iki ülke arasındaki sorunların çözümünden yanayız. Kırım’ın işgalini tanımadığımızı Sayın Cumhurbaşkanımız defalarca ifade etti. Kırım Tatar Türklerinin daima yanındayız. Karadeniz’deki sorunların “Bölgesel Sahiplik İlkesi” kapsamında kıyıdaş devletler arasında çözülmesi lazım. Bu ilkeye uygun davranılması gerekmektedir. Şu anda buradaki statüko çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Krize sebebiyet vermeden Rusya ve diğer Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerle dengeyi korumaya çalışıyoruz. Her problem çıktığında savaş, sıcak durum olmamalı. Diyalog ve barışçıl yöntemlerle sorunların çözülmesi lazım.

Türkiye’nin imajını bozuyorlar

Bu açıklama için çalıştık, kelimeleri özenle seçtik. Türk Silahlı Kuvvetleri cumhuriyet tarihinin en yoğun dönemini yaşıyor. Operasyon da eğitim de dahil. Böyle bir durumda bu insanların moral ve motivasyonunu bozmak ne demektir, onun adını siz koyun. Bu düşmanı sevindirmekten başka neye yarar. Bunun ne manası var? Bu problemli bir durumdur. Çık televizyonlar serbest, orada konuş, gazeteye yaz, konferans ver. Bir kere Türkiye’nin imajını bozuyorlar. Türk Silahlı Kuvvetleri, hiçbir görev ve sorumluluğu olmayan kişi veya kişilerin hırs, ihtiras ve şahsi emellerine araç yapılamaz. Bizi karıştırmayın. Biz işimizde, gücümüzdeyiz.

Harp okulları yönetmeliğine ilişkin iddialar

1975’te harp okulu yönetmeliği çıkıyor. Ondan 1979’da ve 2001’ de çıkıyor. Bunların hepsi birbirinde farklı. Fakat o gözle bakılmadığı için kimse bir şey demiyor. Bunlar Resmi Gazete’de var. Bir öncekine bakarak, ‘…tutum ve davranışları ile yasa dışı, siyasi, yıkıcı, irticai, bölücü ideolojik görüşleri benimsememiş, bu gibi faaliyetlerde bulunmamış veya bu gibi faaliyetlere karışmamış olması’. Giriş şartı bu. Bu kime hitap ediyor biliyor musunuz? Öğrenci alımındaki komisyonda görevli albaya. Bu yönergeye göre öğrenci al diyoruz. Peki biz ne yaptık?

Tamamen, pratik, o albayın işini kolaylaştıracak olanı yaptık. Diyoruz, ‘….terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisaklı veya bunlarla irtibatlı olmak’. Bitmedi, ‘Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumlu sonuçlanmış olmak’. Yani MİT’te, Emniyet Genel Müdürlüğü istihbaratında aleyhinde bir şey olmayacak. Bundan daha somut, modern bir şey olabilir mi? Eski yönetmelikte söz edilen irtica, siyasi, yıkıcı, bölücü kavramları muğlak. Çünkü neyin siyasi, yıkıcı, bölücü olduğuna kim karar verecek? Mesele bu. ‘Ben albay olarak karışmam, yorum yapmam’ diyor, bunu getirdik şimdi. Mahkeme kararı var mı? Var. MİT ne diyor, Emniyet ne diyor. Hayır diyor. Tamam, benim işim bitti. Bu kadar modern, çağdaş, pratik bir çözüme yönelik bile aldılar başını gittiler.

Bizim Atatürk hassasiyetimizi herkesin bilmesi lazım

Yeni bir yönerge yok. 2010’da yayımlanan yönergeler yürürlükte. Bu yönergelerde Atatürk’ün çıkarılması gibi bir şey söz konusu değil. Çünkü yeni bir yönerge yok. Birileri bir şey mi karıştırıyor, araştırılıyor. Bir kaşık suda fırtına çıkardılar. Bizim Atatürk hassasiyetimizi herkesin bilmesi lazım.

FETÖ ile mücadele

Aynı kriterlerle mücadele kararlılıkla devam ediyor. Şu ana kadar 21 bin 560 ihraç var. 3 bin 157 kişinin işlemi devam ediyor. Hiçbir hainin bu şanlı üniformayı taşımasına müsaade etmeyeceğiz.

Koronavirüs ile mücadele

Aldığımız tedbirler sayesinde harekat bölgelerimizde hiçbir pozitif vaka yok. Celpleri biraz azalttık. Proaktif tedbirlerle mücadeleye devam ediyoruz. MSB’ye bağlı dikimevi ve fabrikalarda 214 milyon maske 700 bin tulum ve 600 ton dezenfektan ürettik.

Suriye'nin kuzeyindeki gelişmeler

Suriye’nin kuzeyinde hayatın normalleşmesi için elimizden gelen gayreti gösterdik, göstermeye devam ediyoruz. Birileri oradaki huzuru, istikrarı, ateşkesi bozmak için elinden gelen gayreti gösteriyor. Bazen bombalı araç saldırısı düzenliyor, bazen roket, top atıyorlar. Hastaneleri dahi vuruldular. Vurulan hastane BM’de koordinatı olan ve hedef alınmaması gereken yer arasında. Bu saldırıların nereden geldiğini biliyorsak hedefleri belirlediysek o hedefi, belirleyemediysek daha önce değerlendirmelerimizi yaptığımız, belirlediğimiz terörist hedefler var, onları ateş altına alıyoruz. Tolerans göstermeden bir şey olduğunda mutlaka karşılığını veriyoruz.

Suriye kuzeyi çok faktörlü ve çok aktörlü bir alan. Denklemi kurmanız çok zor. Onun için her an her şey olabilir. Bu nedenle her an herkes tetikte olacak, arkadaşlarımıza da bunu söylüyoruz. Ateşkesi ve istikrarı korumak için yapılması gerekenleri, kazanımların kaybedilmemesi için yapılması gerekenleri her seferinde anlatıyoruz.