banner279

Teksaslı hayırsever(!) bir ailenin Türkiye’deki medya fonları

Yabancı kuruluşlar tarafından desteklenen medya organizasyonları ne kadar masum?

Teksaslı hayırsever(!) bir ailenin Türkiye’deki medya fonları

Bayramdan önce Türkiye’de İletişim Başkanı Fahrettin Altun’un "Ülke dışından fonlanan medyayla ilgili düzenlemelere ihtiyaç var" açıklamalarıyla gündeme gelen ülke dışından fonlanan medya kuruluşları tartışması üzerinde düşünülmeye değer noktalar barındırıyor.

Medyanın tarafsızlığı bahsi çok sık konuşulan bir konu. Türkiye’de medya-devlet ilişkileri her zaman problemliydi. 28 Şubat gibi örnekler düşünüldüğünde rejimin bekasını korumakla görevle medyanın seçilmiş hükümeti devirmek için nasıl çaba gösterdiği rahatlıkla hatırlanacaktır.

Böyle bir süreçten gelen cari hükümet ise medyayı parçalama yoluna giderek kendi medyasını oluşturdu. Muhalifleri tarafından “yandaş” olarak tanımlanan bu medya hükümetin paralelini propaganda üretmeye çalışıyor. Bu durumun eleştiri Haksöz Haber’de zikredilen medyanın belirli kuruluşları üzerinden çok sık yapıldı.

İşin bir de “muhalefeti” ilgilendiren boyutu var. Hükümet tarafından bir şekilde desteklenen medya kuruluşları “yandaş” olarak tanımlanırken iktidar karşıtlığı çerçevesinde bir araya gelen medya kuruluşları ne kadar tarafsız, masum?

Yabancı kuruluşlar tarafından fonlanan medya kuruluşları tartışması bu bağlamda oldukça anlamlı. Önüne geleni yandaş, iktidar beslemesi vs. şeklinde niteleyen medya kuruluşları işin özünde eleştirisini yaptıkları şeyden çok uzak bir yerde değiller!

Ruşen Çakır’ın Medyascope isimli organizasyonu bu bağlamda incelenmeyi hak ediyor. Çakır uzun yıllardır İslamcılık eleştirileri ile tanınan bir isim. Ancak ne hikmetse hiçbir şekilde anlamaya, İslamcılığın muhtevasını ve mahiyetini düşünmeye çalışmayan daha ziyade onu "anlamlandırmaya" çalışan işler yapıyor!

Son yıllarda ise ara ara gündem olan “İslamcılıktan ve dinden kopuş hikayeleri” ile kendince ajitatif seküler halk destanları(!) anlatmaya çalışıyor. Acaba Ruşen Çakır, İslami hareketler üzerine yoğun ilgisinden dolayı mı bu fonlara layık görüldü?

Fon tartışmasının başlamasını fırsat bilen Ruşen Çakır “işini bilen” bir insan olduğu için buradan da kendisine pay çıkartmaya çalışıyor. Ruşen Bey gözünüz doysun artık! Açgözlü tüccar misali kendisini acındırmaya çalışan Ruşen Çakır şunları söylüyor: “Medyascope olarak bir linç kampanyasının içinden geçiyoruz.

Yani Ruşen Çakır’ın kimler tarafından ne şekilde desteklendiğini sormak dahi linç olarak nitelenip “özgür basını” susturmak anlamına geliyor! Zira devamında Çakır, özgür ve bağımsız basını temsil ettiklerini ilan ediyor. Heyt be!

Sayın Çakır kimsenin sizi linç ettiği falan yok. Sizi destekleyen kuruluşlarla ne şekilde bağlantı kurup hangi gerekçelerle maddi destek aldınız? Basit bir soru soruluyor… Yani sizleri destekleyen kuruluşlar tarafından onların düşüncelerine paralel yayınlar yapmanız isteniyor mu? Eğer ki böyle bir durum söz konusu ise “bağımsızdan” kilometrelerce uzaktasınız! Tıpkı sık sık yandaş vs. diyerek eleştirdiğiniz yayın kuruluşlarıyla aynı çizgide buluşmuş oluyorsunuz!

İşin bu boyutu bir yana hükümetin yapmayı düşündüğü söz konusu düzenleme "Rusya, Çin, İran gibi devletler tarafından bir şekilde desteklenen kurum ve kişileri kapsayacak mı?" sorusu da güncelliğini koruyor. Batılı devletler ve vakıflardan alınan destekler sorun oluşturabilirken az evvel zikredilen ülkeler tarafından verilen desteklerin de büyük bir sorun oluşturduğunu belirtmeye gerek dahi yok!

Medyascope’un aldığı destekler hakkında Hüseyin Alptekin’in çalışmasına bakılabilir:

1-183.jpg

2-227.jpg

3-163.jpg

1-1-002.jpg

1-2-001.jpg

4-127.jpg

2-1.jpg

2-2-001.jpg

2-3.jpg

5-084.jpg

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner141

banner241

banner140