A. Baki KARACA
Tarih: 10.12.2016 19:42
OLMADI YALÇIN EFENDİ OLMADI!
OLMADI YALÇIN EFENDİ OLMADI!
Hani meşhur bir mesel vardır ya Hz. İbrahim’le Karınca’ya dair. Nemrut, Hz. İbrahim’i ateşe atacaktır. Etraftan toplanan odunlarla büyük bir yığın yapılır. Odunlar tutuşturulur. Ateşler o kadar yükselir ki bulutlara ulaşacak bir heybet kazanır. Tabii, insanlar ve hayvanlar bu devasa ateşten korkup kaçışırlar. Nemrut, bu ateşin ortasına Hz. İbrahim’i atarak ona bir kral olduğunu hatırlatacaktır ya!
Ateşler göğe ulaşırken bir karınca ağzında su taşıyarak gelmektedir. Başka karıncalar onun koşuşturmasını ve telaşını görünce merakla sorarlar; “Bu acelen ne? Nereye koşuyorsun?” diye. Karınca, “Duymadınız mı? Nemrut, Hz. İbrahim’i ateşe atacakmış. İşte ona yardıma gidiyorum.” Tabii, gülmüş karıncalar. Bir damla suyla devasa ateşi söndürmenin saçma olduğunu söyleyip kahkaha atmışlar. Karınca da meşhur cevabını yetiştirmiş: “Olsun, hiç olmazsa hangi tarafta olduğum belli olur.”
Bugünlerde bu ibretlik olaya uyan en güzel olay, döviz bozdurma meselesi değil mi? Son zamanlarda döviz başını alıp gitmişken başta Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri olmak üzere toplumun büyük kesimi bu yangına dur demek için karınca kararınca bir damla da kendileri taşımak istediler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısı o kadar etkili oldu ki simitçisinden rektörüne bakanlıklardan lokantacısına kadar herkes bu kampanyaya destek vermek için seferber oldu. İlginçtir, bu topyekûn hareket etkili de oldu. Döviz son üç gündür TL karşısında erimeye de başladı.
Durup düşündüm. Demek ki dedim karınca kararınca bir damla da olsa bu yangına su taşımak etkili olabiliyormuş. Helal dedim Cumhurbaşkanına ve emeği geçen herkese.
Van’da da bu hususta o kadar çok kampanya oldu ki takip etmekte zorlandım. Ancak şüphesiz en ilginci ve Türkiye çapında ses getireni Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal’ın başlattığı kampanya oldu. Bir anda Türkiye’nin gündemine oturdu.
Dövizini bozdur; adın ölümsüz olsun!
Rektör Battal, geçtiğimiz gün konuyla ilgili bir basın toplantısı düzenledi. İşin özü, bir aydın olarak ülkemde yanan bu ateşe kayıtsız kalamadım ve katkı sunmak adına “bir damla su” taşımaya karar verdim. 500 bin Dolar / Euro bozduran bir kişinin adını üniversitenin en prestijli yerindeki bir amfi tiyatroya vereceğiz. 20 bin üzerinde Dolar / Euro bozduran beş akademisyen ya da idari personeli de yurt dışında destekleme imkanı sağlayacağız.
Şimdi bu gayretin neresi garip!
Adam, rektör! Oturur oturduğu yerde yangını seyreder ve bazılarının yaptığı gibi kahkahalarla seyretmekle yetinir.
Hem de kodamanlar gibi göbeğini kaşıyarak.
Ama Peyami Bey bu! Bilirim yanan ateşten rahatsız olur. Yerinde duramaz. Vatan sevdalısı biridir.
Nitekim de duramadı ve ilginç bir projeye imza attı.
Battal, bir damla suyu ateşe götürdü ya etrafındaki karıncalar merak ettiler. Ne yapıyorsun sen hocam? Koskoca rektör ateşe su taşır mı, hiç?
Taşımaz dediler. Tuzu kuru birçok karınca bu durumdan rahatsız oldu. Ve başladılar su taşıyan rektörü eleştirmeye!
Bir damla su taşıyan karıncaya güldükleri gibi başladılar dalga geçmeye!
…
Yalçın Efendi de bu karıncalardan biri…
Gazeteciliğini ve yazarlığını takip ettiğim ve takdir ettiğim Yalçın Efendi, almış mı bugünkü yazısına Peyami Hocayı…
Verip veriştirmiş!
Bu ne iş demiş!
Fakat en kötüsü de yılların yazarı, konuyu öyle bir polemik haline sokmuş ki, adeta pireyi deve yapmış!
Bakın ne diyor Yalçın Efendi:
“Ya 500 yüz bin dolar ya da avro bozduran binlerce vatandaşın arasına PKK militanları, ağzınızdan yel alsın, ya da FETÖ’cü birileri karışmış ise, ne olacak?”
Gel de buradan yak!
Yalçın Efendi, böyle bir mantık olabilir mi? Bu kararı verecek olan senato, ilgiliyi hiç mi araştırmayacak? Bu nasıl konu saptırmasıdır, Allah’ım!
Yılların gazetecisine konu mu kalmadı.
Veya Van’ın en başarılı kurum amirlerinden birini bu nasıl hafifsemektir.
Bitmedi. Bakın Yalçın Efendi ne diyor?
“Eyyy vatandaş, koş koş, burs mu istiyorsun, olmadı, adının bir tiyatroya verilmesini mi istiyorsun, ya da teşekkür belgesi alarak, yardımcı doçent, hatta icabında doçent ve hatta ve de bilakis profesör mü olmak istiyorsun, o zaman adresin belli!”
Bir konu ancak bu kadar saptırılır.
Bu nasıl gazetecilik?
Adam, karınca misali bir damla da olsa su taşıyıp memleketine hizmet etmek istiyor. Yılların gazetecisi suyu okyanus yapıp adamın üzerine döküyor!
Döviz bozdurmayla profesörlüğün ne alakası var?
Ateşe bir damla su dökmenin neresi kötü?
…
Yazık değil mi ülkeme!
Yılların gazetecisi, yazarı, düşünürü “takdir”le “tekdir”i bu denli karıştırıyorsa; hakla hukuku ters yüz ediyorsa vatandaş ne yapacak?
Türkiye’de yanan döviz ateşini bir damlayla da olsa söndürmeye çalışan bir rektörü böylesine bir şekilde halka lanse etmek vicdanları hiç mi rahatsız etmez?!
…
Olmadı Yalçın Efendi, olmadı!
Bu yazı, kaleminize yakışmadı!
En azından bu rektör yanan ateşe su taşıyarak safını belli ediyor!
Karınca kararınca memleketine olan aşkını kanıtlıyor?
Peki, ya siz?
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —