Abdulhalim Almalı

Tarih: 24.11.2016 10:26

'SÖZDE HAKLAR SİSTEMİ OLAN DEMOKRASİ,'

Facebook Twitter Linked-in

 'SÖZDE HAKLAR SİSTEMİ OLAN DEMOKRASİ,'

'Demokrasi haklar sistemi iken,' 'İslam vazifelere dayalı hak sistemidir…'

Demokrasideki haklar kişilerin konumlarına göre değişebilmektedir özgürlük ve haklar konusunda sınırsızlık esas alınır. İslam'da ise kişinin konumu ne olursa olsun hiçbir imtiyaza sahip olmadan hak neyse o uygulanır, sınırsız özgürlük diye bir şey yoktur. Çünkü insan başıboş bırakılmamış bilakis Sorumluluklar yüklenerek hakları ve sınırları belirlenmiştir.

Bir toplumda hâkim olan sorumsuzluk ve adaletsizlikle birlikte hâkim olan kaide-kural alabora olmuş anlamını yitirmişse demokrasinin yapacağı/yapabileceği bir şey yoktur!..

Zaten demokrasi başlı başına bir alaboralar sistemidir. Puttan helvalar gibi yiyilmese bile istenildiğinde teamüllerden kırpılma yapılmak suretiyle işlerini bir başka demokratik oluşuma bırakarak devam eder. Çünkü sistemi şekillendirmek isteyen kişi ve kişilerde hesap verme bilinci demokrasi adına iç edilir..

Doğal olarak, hesap verme(Allah korkusu-Ahret inancı) olmayınca toplumsal felaket kendiliğinden oluşur. Kişideki ahret inancı toplumsal sigorta niteliğindedir. Hesap vereceğinin bilincinde olan kişi haksızlık adaletsizlik sorumsuzluk yapamaz.

Mesela, Ursus'a göre hesap verme anlayışının olmadığı demokraside hâkim olan anlayış şudur:

'Büyükler için kaide: Hiçbir iş yapmamak!..

Küçükler için kaide: Hiçbir şey söylememek!..

Fakirin ancak bir dostu vardır: Susmak!

O ancak bir tek kelime söyleyebilir: Evet!

İtiraf etmek ve razı olmak…..

İşte onun tek hakkı budur.

Öyle ki hâkim karşısında da Evet, Yönetici karşısında da!..

Büyükler eğer hoşlarına giderse bizi deneyebilirler de!..

Nitekim ben değnekte yedim.

Bu onların bir imtiyazı olup bizim kemiklerimizi kırmak onları küçültmez!..'

                                                                                              (Ursus'un GWVİNPLAİN'E söyledikleri)

Buradan meseleye bakıldığında toplumsal sorumsuzluk karşısında Ursus'a göre her halükarda tutulacak en iyi yol her şeye razı olup daima evet demek. Sırf bireysel çıkarlarına göre hareket edip, aslında toplumsal maslahatı gözettiklerine inananların büyük kısmı sadece özel yararları için hareket ederler.

Onların ötekiler gibi bir dertleri yoktur, onlar bir şey için vardır hep itaat edip 'evet' demek. Tıpkı Malcolm X 'in dediği gibi: 'Bu gün için bizi insan saymıyorlar, sadece kendi düzenleri içinde bir yer verdiler ve kendi çıkarlarına hizmet ettiği ölçüde imkân sağladırlar'

Bize kaide kuralı oturmuş toplumlar olarak gösterilen ve hedeflenen toplumlara baktığımızda insanı, Fransız ihtilalında 'Vatandaş' yapmışlar.

Rus ihtilalında, 'Yoldaş', Kapitalizmde 'işçi', Komünizmde 'Emekçi', Sosyalizmde sonucu diktatörlüğe dönüşen 'Proleter' vs. Oysa bütün bunlardan önce İslam insanı 'eşref-i mahlûkat', yani şerefli kılmıştır. Bu öyle bir başlangıç cümlesi ki, ifade ettiği mana adına demokrasi dedikleri sistemlerin hiçbirinde yoktur.

Demokrasi çeşitlerinin hangisine bakarsak bakalım insanı insana kul, Varlıklılar için üretim aracının bir parçası, İnsanı insan kul köle etmek varken, İslam'da ise sadece 'Allah'a kul olmak' vardır. İnsanın yaratılışı boşuna değil, oyun ve eğlence olsun diye yaratılmamıştır.

Demokrasilerde insan üretebildiği kadar değerlidir, İslam da ise o var olduğu andan itibaren şereflidir, Değeri ise kendine yaratıcı tarafından daha yaratılıştan verdiği şerefle elde emiştir.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —