admin admin
Tarih: 19.05.2012 18:41
ROBOSKİ HALA KANIYOR, FARKINDA MISINIZ?
ROBOSKİ HALA KANIYOR, FARKINDA MISINIZ?
Roboski Katliamı’nın üzerinden aylar geçti. Geçen bunca zamana rağmen hadisenin hala ilk günlerdeki muğlaklığının ısrarla korunmasından başka bir çabaya tanık olmuyor kamuoyu. Şimdi sadece bir istatistik konusu olarak kayıtlarda gözüken bu katliam insanlık vicdanında ve hak nazarında kanamaya devam etmekte. Gel gör ki ateş sadece düştüğü yeri yakıyor. Oysaki bu ateş düştüğü yerden gayrı yerleri de yakmalı.
İnsan yaşamının en vazgeçilmez unsuru ve temel bileşeni olan dindarlık, hak, adalet ve hesap verme duygusu ile insan hayatını tashih eden temel öğretisi varken, ‘müslümanlık’ın haksızlık ve zulüm karşısında ses vermesi ve hesap sorması gereken tek adres olması gerekirken neden bir katliam karşısında müslümanlar bu kadar aciz ve zavallı kalır?
Bir devlet kendi vatandaşlarını niye katleder?
Bir ülkenin demokratik olduğu iddia edilen meclisi ve siyasi partileri neden bir katliamın aydınlatılması için yasal boşlukların kullanılarak sis perdelerinin kalınlaştırılmasına göz yumar ya da bu boşlukların kapatılması için ‘yasama’ iradesini kullan(a)maz?
Bir iktidar, faturasının açık açık kendisine çıkarıldığını gördüğü bir katliamı neden aydınlatma çabası içinde olmaz?
Bir adalet teşkilatı, neden hadiseye dair kanıtları alabilmek için elinde her türlü anayasal ve yasal yetki olduğu halde ilgili kurumlardan devşir(e)mez ve bu son derece net bir hukuki durumu sonuçlandır(a)maz?
Bir ülkenin basını ve medyası neden bu açık katliamın faillerinin bulunması için etik açıdan ve varlık sebebi olan hakikati açığa çıkarma sorumluluğunu yerine getirmez?
Bir ülkenin bilim, düşünce ve fikir fabrikası olması ve toplumu aydınlatması gereken üniversiteler, bilhassa sosyal alanda varlık gösterme iddiasındaki fakülteler ve akademisyenleri niçin bir katliamın karartılmasına seyirci kalır?
Bir ülkede sivil toplumun sesi ve temsilcisi olduğunu iddia eden STK’lar ve benzeri sivil örgütlenmeler neden bir katliamın takibini yapmaz ve faillerin ortaya çıkarılmasında ısrarcı olmaz?
Bir toplumun bizzat kendisi neden kendisinin bu kadar aşağılanıp, tahkir edilip katledilmesine rıza gösterir?
Benzeri soruları çoğaltmak mümkün, ne var ki ‘sorun’un kendisi ilk günkü acısı ve tazeliği ile karşımızda duruyor.
Bu topraklar için bu katliamlar ne ilk ne de böyle giderse son olacak. Bunun arkasında sadece karanlık güçlerin tezgâhı yok. Bunun arkasında onyıllardır biçimlendirilmiş bir ‘alt insan’ sendromu var ve bu düşünme biçimi sadece egemenlere has değil. Bu aynı zamanda kendisine reva görülene ses etmemeyi öğrenmiş, güç ve zor karşısında boyun eğmeye koşullan(dırıl)mış bir sosyolojiden de besleniyor. Toplumsal bellek yitimi ve sindirilme patolojisi doğal olarak bunu intac ediyor. Yani böyle gelmiş böyle gider inancı!
Elbette ki bunun ardında mistik dinamiklerin ustalıklı rolünden bahsetmemek, bu sonuca ortak olmanın bir diğer figürü olmak demeye gelmeli. Bu sebeple hem dinin hem de dindarlığın akidesi haline getirilmiş sapkın kader inancı, hem de Sünni paradigmanın devleti ve dolayısıyla ondan sadır olanları kutsal belleme doktrini bunda önemli bir manipülatif işlev görmüştür. Elçileri ve apaçık mesajlarını birer ‘uyarıcı’ olarak vasıflandıran bir dinin burada bir ‘uyuşturucu’ fonksiyonuna indirgendiğini görmemek için sadece hamakat içinde olmak gerekiyor. Elbette ki yine burada hegemonik ‘ulus-devlet’in dini kontrol etmek gücünden ve eğitim mekanizmasının da bu yöndeki önemli ve başarılı hizmetlerinden dem vurmak gerek. Zira bu konuda ilahiyat fakültelerinden, diğer üniversite birimlerine kadar tümüyle denetim altında ve Kemalist ideolojiyi bir biçimde içselleştirmiş bir akademik dünyadan söz ediyoruz. Dikkat edilirse bugüne kadar bu topraklarda yaşanan bütün mezalimlere karşı kör bir akademik camia mevcut. Kaçınılmaz olarak bu camianın içinde bulunduğu topluma verebileceği tek şey de ‘itaat’ olacaktır. Kaldı ki mütedeyyin çevrelere fetvalar irad eden prof.lar da hala bu aymazlığı bir akide olarak takdim edebilmekte, yaşanan mezalimlere gık bile edememektedirler.
Roboski katliamı askeri araçlarla gerçekleştirilmiş ancak toplumun bütün katmanlarıyla alt yapısı hazırlanmış bir cinayettir. Burada genelkurmayın rolü kadar siyasilerini akademik camianın, enformatik cenderenin, hukuk sistemi ve sermayedar yapılanma ve bürokratik gergefin de rolü var. Hem üniformalarına, cüppelerine, cüzdanlarına kalemlerine, fraklarına v.s hem de ellerine gencecik insanların kurumaz kanı bulaşmıştır. Bütün bileşenleriyle bir toplum ancak bu kadar soysuzlaşabilir, ancak bu kadar duyarsızlaşabilir ve zalimleşebilir.
Sorularımıza tekrar dönersek;
İnsan yaşamının en vazgeçilmez unsuru ve temel bileşeni olan dindarlık, hak, adalet ve hesap verme duygusu ile insan hayatını tashih eden temel öğretisi varken, ‘müslümanlık’ın haksızlık ve zulüm karşısında ses vermesi ve hesap sorması gereken tek adres olması gerekirken neden bir katliam karşısında müslümanlar bu kadar aciz ve zavallı kalır? Ya temel değerlerinden vazgeçmişlerdir ve ciddi bir erozyona uğramışlardır, ya iktidarı sıkıştırmayalım birlikte iş tutuyoruz, yıllardır mahrumduk anca düze çıkabildik diye düşündüklerinden, ya iktidarın stepnesi olduklarından, ya tarihsel savrulma ve travmalar yaşadıkları için temel referanslarını kaybettiklerinden ya hayatta karşılığı olmayan bir şeye ‘İslam’ adını verip bunun rantını yeme arzularından, ya da şimdi durdukları yerin peygamberin yeri olmadığından…
Bir devlet kendi vatandaşlarını niye katleder? Ya yanlışlıkla -ki bu bir latifedir- ya da halkını, vatandaşlarını düşman ve tehdit olarak gördüğü için…
Bir ülkenin demokratik olduğu iddia edilen meclisi ve siyasi partileri neden bir katliamın aydınlatılması için yasal boşlukların kullanılarak sis perdelerinin kalınlaştırılmasına göz yumar ya da bu boşlukların kapatılması için ‘yasama’ iradesini kullan(a)maz? Çünkü ya bu bir ‘vakay-ı adiye’dendir, ya da böyle bir misyon ve sorumlulukları yoktur…
Bir iktidar, faturasının açık açık kendisine çıkarıldığını gördüğü bir katliamı neden aydınlatma çabası içinde olmaz? Ya tezgâhın içinde olduğu için, ya buna gücü yetmediği için -ki bu artık ikna ediciliğini kaybetmek üzere, ama hala bir ihtimal-, ya bu hadisenin üzerine giderse milliyetçi-muhafazakâr kamuoyunu kaybetmemek için, ya da bunda çıkarları olduğu için…
Bir adalet teşkilatı neden hadiseye dair kanıtları alabilmek için elinde her türlü anayasal ve yasal yetki olduğu halde ilgili kurumlardan devşir(e)mez ve bu son derece net hukuki durumu sonuçlandır(a)maz? Çünkü ya bu işin içindedir, ya bir yerlerden kumanda ediliyordur, ya güçleri yetmiyordur ya da bu katliamı onaylayan bir ideolojik kimliğe sahiptirler…
Bir ülkenin basını ve medyası neden bu açık katliamın faillerinin bulunması için hukuken ve varlık sebebi olan hakikati açığa çıkarma sorumluluğunu yerine getirmez? Çünkü ya egemenlerin ideolojik manipülasyon araçlarıdır ya da bu konu rantlarına, desteklendikleri temel misyona uymadığı için…
Bir ülkenin bilim, düşünce ve fikir fabrikası olması ve toplumu aydınlatması gereken üniversiteler, bilhassa sosyal alanda varlık gösterme iddiasındaki fakülteler ve akademisyenleri niçin bir katliamın karartılmasına seyirci kalır? Çünkü ya bu konuda bir nosyonları yoktur, ya elimine edilmişlerdir, ya bilim ve fikir namusundan yoksunlardır ya da bu alandan uzak durmakla, dokunmamakla emrolunmuşlardır…
Bir ülkede sivil toplumun sesi ve temsilcisi olduğunu iddia eden STK’lar ve benzeri sivil örgütlenmeler neden bir katliamın takibini yapmaz ve faillerin ortaya çıkarılmasında ısrarcı olmaz? Çünkü ya ‘sahibinin sesi’dirler, ya paravan yapılanmalardır ve başka kirleri aklamak adına oluşmuşlardır, ya bu tarz ideolojik gömleklere bürünerek kimliklendirilmişlerdir ya da STK tarzı yapılanmaların böyle bir görevi yoktur!
Bir toplumun bizzat kendisi neden kendisinin bu kadar aşağılanıp, tahkir edilip katledilmesine rıza gösteriri? Çünkü ya o toplum bunu bu şekilde algılamaz, ya enformatik kirlilik ile kuşatılmışlardır, ya ‘benden değilse cehenneme kadar yolu var’ şeklinde bir karaktere sahiptir, ya da bu aşamaya gelmişse toplum, insanlık, vicdan, adalet, hak falan yoktur ortada!!!
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —