Abdulhalim Almalı

Tarih: 08.07.2016 11:52

VAN'IN NAKİSALARI

Facebook Twitter Linked-in

 VAN'IN NAKİSALARI

Derler ya, yarım hoca dinden yarım doktur candan eder.

Aynen öyle!...

Bunlar tamam…

Ya yarım siyasetçi…

Ya siyaseti sıçrama tahtası olarak görenler…

Ya Mücahitlikten müteahhitliğe terfi edenler…

Ya kişisel maharetinden ziyade elindeki sermaye ile siyaset sahnesinde olanlara ne demeli?

Van'ın siyasi nakisaların(eksiklikleri olan, fakat kabullenmeyen)

Bunlar sadece hastaya sadece dine ihtiyaçları olanları değil tüm halka,

Hem hocaya hem cemaate,

Hem doktora hem de hastaya ne kadar zarar verdiklerini varın siz düşünün…

Bütün bunlar niye baktığımızda…

Sadece kendi konumlarını sağlamlaştırmak için, sadece kendi ideolojilerini benimsetmek için….

Onurlu insanları onursuzlaştırmak için durmadan iftira üretirler…

Alan boşaltıp siyaseti ideolojikleştirerek gerilim üretirler….

Siyaset sahnesinde rol aldıktan sonra,

Sadece kendilerini ön planda tutacak olan her oluşuma sıcak bara tersi olanlara olmadık karalamalar ve yakıştırmalarda bulunurlar.

Birde işin başka boyutu daha var ki asıl kitle onlardır.

Onlar, döneme göre tavırla alır, hep padişahım çok yaşa mantığındadırlar…

Onlar, toplumsal maslahattan ziyade bireysel maslahata öncülük veririler.

Onlar, yağcı olmayan, guruplarına katılmayanları konumları ne olursa olsun nazara almazlar…

Yerli siyasi nakıslarımızdaki hal,

Mensubu bulunan taraftarlara öğrettikleri çaresizlik

Ve teslimiyetlik algısını en iyi ifade eden bu kıssadan farksız olmadığını okurken görmüş olacaksınız!..

“Bir köpek balığı aç halde bir akvaryuma konulur.

Balık akvaryumun her yerinde yüzebilmekte ve avlayacağı bir şeyler aramaktadır.

Sonra akvaryuma küçük bir balık konur. Köpekbalığı küçük balığı yemek için hemen harekete geçer.

Çünkü açtır, küçük balığı yiye bileceğine inanmaktadır ve küçük balığı yemenin kendi elinde olduğunu düşünmektedir.

Küçük balığı yemek için ilk saldırısında kafasını ne olduğunu algılayamadığı sert bir şeye çarparak şok geçirir.

Çünkü bilim adamları küçük balık ile köpekbalığının arasına cam bir bölme yerleştirerek onları ayırmışlardır!.

Köpekbalığı “balık aklıyla” düşündüğünden camı görememekte ama kafasını çarptığında camı algılamaktadır.

Sonra bir daha dener, yine kafasını cama çarpar…

Bir daha dener defalarca aynı şeyi yaşar!.

Tanımlayamadığı bir şey hedefine ulaşmasına engel olmaktadır.

Belirli bir müddet sonra köpekbalığı küçük balığı yemek için uğraşmayı bırakır.

Çünkü ne yaparsa yapsın o küçük balığı yiyemeyeceğine inanmıştır.

Deneyin ikinci aşamasına geçildiğinde araştırmacılar aradaki cam bölmeyi kaldırırlar.

Artık köpekbalığı isterse küçük balığı yiyebilecektir. Önünde hiçbir engel bulunmamaktadır.

Çok da açtır!..

Araştırma ekibi neler olacağını beklemeye başlar.

Şaşırma sırası bilim adamlarındadır. Çünkü köpek balığı küçük balığı yemek için hiçbir şey yapmaz!..

Küçük balığı kovalayıp büyük balığın alanına geçirirler ama yine de yemek için hiçbir hamle yapmaz!..

Sonuç çok dramatiktir,

Büyük balık açlıktan ölmek üzere olmasına rağmen yine de küçük balığı yememiştir.”

Yereldeki siyasiler ideolojik siyasetçiler olsun hizmet siyasetini benimseyenler olsun

Bu kentin kalkınmışlığının önündeki en büyük engelin siyasi nakisalıklarının olduğunu bilmeleri lazım…

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —