Abdulhalim Almalı

Tarih: 12.04.2016 19:05

AF ETME KAN SAHİPLERİNİNDİR!

Facebook Twitter Linked-in

 AF ETME KAN SAHİPLERİNİNDİR!

Aradan 6 yıl geçti Türkiye’deki hukuk sisteminin ve uluslarası ceza muhakemesinin hukuki açıdan kabul ettiği fakat yaptırımlar konusunda maalesef geçen bu kadar süreye rağmen hala İsrailli teröristlerin cezalandırılmış olmamaları insanlık açısından büyük bir utançtır.

Türkiye’de açılan davayla İsrailli 4 general hakkında verilen tutuklanma cezasının yerine getirilmemiş olması aynı zamanda hala İnterpol’e bildirilmemesi sanırım Türkiye açısından ayrı bir garabetliktir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, affetme konusunda şunu söylemişti “affetme kan sahiplerine aittir” fakat şu an gelinen noktaya bakıldığında İsrail’in hiçbir cezalandırmaya tabi tutulmadan cüzi bir miktar karşılığında anlaşma yapılacak olması, ayrıca İsrail’in yargılanamazlığının kabul edilmesi kan sahiplerinin haklarını çiğnemek olmaz mı?

Saldırıya uğrayıp şehit olan ve yaralananların tamamı Müslüman, terör saldırısını gerçekleştirenler ise Siyonist Yahudi. Bu saldırının karşılığının iki dinin kutsal kitabına göre neyse o uygulansın. Önce kur-an’ı kerime bakalım “Tevrat'ta onlara şöyle yazdık: Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş (karşılık ve cezadır). Yaralar da kısastır (Her yaralama misli ile cezalandırılır). Kim bunu (kısası) bağışlarsa kendisi için o kefaret olur. Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar zalimlerdir.(Maide:45)”

Allah’ın bana vermiş olduğu bu hakkı ben kullanmak istiyorum. Karşılığı nedir sorulacak olursa sakat kalan koluma karşılık o dönemde saldırı emrini veren savunma bakanı Ehut Barak’ın koludur.

Ben affetme ve bağışlama gibi bir durumun karşılığı olarak Siyonist rejimin işgal ettiği topraklardan bir an evvel çekilmesi, Filistinlilerin özgürlüklerine kavuşmaları için tüm yaptırımlara son verilmesi ve İsrail’in canını acıtacak bir ceza ile para cezasına çarptırılması olarak istiyorum.

Kimse kusura bakmasın bu hakkı bana âlemlerin rabbi olan Allah vermiştir, bu talebimi abartı olarak görmek isteyenler ve olur mu be kardeşim diyecek olanlar olabilir bende diyorum ki siz kim oluyorsunuz?

Şimdi Siyonist Yahudi’nin kutsal kitabına gelelim o bana ne hak verdiğine bakalım.  “Tevrat da kısas konusunda: “Hiç acımayacaksın! Can yerine can, göz yerine göz, diş yerine diş, el yerine el, ayak yerine ayak, yanık yerine yanık, yara yerine yara, bere yerine bere, sakatlık yerine sakatlık vs. uygulanacaktır!” (Tevrat, Çıkış 21/23-25, Levililer 24/19-20, Tesniye 19/21)”

Tevrat diyor ki, Yahudi’ye hiç acımayacaksın. Can karşılığında can alacaksın, can alma hakkını kullanma yetkisi tamamen 10 şehit ailesine aittir. Kur-an’ı kerimde olduğu gibi Tevrat’ta da kolumun karşılığının kol olduğu ve hiç acımama gerektiği noktasındadır.

6 yıllık aradan ve birçok siyasetçinin esip gürlemesinden sonra meşruiyeti olmayan bir rejimin muhatap alınarak bir takım kararları almasını beklemek sanırım doğru bir davranış değildir. Hep söyledim devlet yönetmekle, devletin bir bireyi olarak olaylara bakma arasında birtakım farklar olabilir.

Devleti yönetenler diplomasi başarı elde etmenin mücadelesini verebilirler bu onlara göre doğru olan ve doğaldır. Fakat bu doğallık vatandaşının haklarından rızalarını almadan feragat ettirme hakkını onlara vermiyor.

Ayrıca herhangi bir mücadele için mücadele verenler açısından diplomatik başarının hiçbir anlamı yoktur taaki mücadelesini verdikleri sonuca ulaşıncaya kadar.

Gemide bulunan 600 dolayında insanın hedefi İsrail vahşetini durdurmak, tüm dünya insanlığının dikkatini Gazze halkına yaşatılanlara çekmekti.

Sözde uygar dünyanın gözleri önünde gerçekleştirilen saldırı ve katliam sonucunda 10 Müslüman şehit olmuş 60 dolayında insanımızda yaralanmıştı. Gemi katılımcılarının hangi ülkeden olursa olsun anlaşma şartı yukarıda belirttiğim gibi hep aynıdır.

Şehit olanların kanlarının, yaralıların ve diğer katılımcıların ödedikleri bedelin karşılığını ucuza satmaya, paraya tevil etmeye kimsenin hakkı yoktur. Devletlerarası ilişkiler mi diyorsunuz, diploması mı diyorsunuz ne diyorsanız deyin, söylediklerinizi yaptıklarınızı yapacaklarınızı mavi Marmara üzerinde yapmayın elinizi mavi Marmara’nın üzerinden çekin.

Uluslarası hukukun uluslararası sularda saldırıya uğrama konusundaki hukuki yaptırımları neyse onun yürütülmesinin önünü kesmeyin. İsrail’i yargılanamaz kılmayın Siyonist Yahudi’yi aklamaya çalışmanız büyük bir vebaldir. Kaldı ki, siz İsrail’i aklasanız bile insanlık vicdanında hiçbir zaman Siyonist rejim aklanmayacak ve yargılanmaya devam edecektir.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —