Abdulhalim Almalı

Tarih: 28.01.2016 22:23

'GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU!'

Facebook Twitter Linked-in

 'GÜÇBİRLİĞİ PLATFORMU!'

Geçen hafta milletvekilimiz Beşir Atalay başkanlığında Van Güçbirliği platformu adı altında ildeki bürokratik akademik ve ekonomik ağırlıklı STK'ların katıldığı bir toplantı yapıldı. Bu toplantıyla birlikte ortaya çıkan en önemli konu nasıl bir birliktelik?..

Güçbirliği, ama nasıl ve kiminle bir güç birliği?..

'Platform' akademik bir terimdir dolayısıyla muhataplarının ne düşündüklerinden ziyade alana ne katabildiklerini, katılımcıların maharetlerini ortaya koyan güreş minderi gibidir. Güçten ziyade teknik ve çeviklik başarı için çok önemlidir.

Bu platformda sahneye çıkan veya çağrılan yerel dinamiklere bakıldığında katılımcıların bırakalım platforma çıkmayı 'Güçbirliği' cümlesinde mutabık olduklarını olabildiklerini kim söyleyebilir ki, yerel yöneticilerin görüş ayrılıklarından dolayı katılmamış olmaları kent için çok kötü bir karar olarak karşımızdadır.

Böyle bir oluşumun kent için önemi vardır, vardır elbet hem de olması gerekendir.

Platforma baktığımızda iktidar kanadı tamam ki, konunun mimarı iktidar kanadından milletvekili Beşir Atalay. Akademik kadrodan(Üniversite) var, kentin dinamiklerinden ekonomi ağırlıklı odalar(Van-TSO, VESOB, BAROLAR vs.) var, başta vali olmak üzere birtakım bürokratlar var.

Ancak kentin en önemli aktörü konumunda olan yerel yöneticiler(büyükşehir başta olmak belediye başkanları) ve mecliste gurubu olmayan fakat tabanda önemsenmesi gereken partiler yok!..

Dolayısıyla platformda olması gereken en önemli ayak olan kesimler yok, iktidar kanadı ve bürokratik kadro var olan sıkıntılardan yakınma gibi bir mazeretleri olmaz, çünkü kendileri çözüm için vardırlar yakınmak için değil. Dolayısıyla, sağlanılması istenilen 'Güçbirliği'ni sağlamak imkânsız.

Toplumsal değişimin yasalarında değişimin sağlanması konusunda tüm kesimlerin katılımıyla sağlanılması gereken ortak paydalarda müştereklerde konsensüs sağlanılmadığı için sonuç alınması oldukça zordur.

Bu platformda konsensüsün sağlanmasında en önemli etken bence başkanlığa getirilen kişinin konumudur. Hâlihazırda valinin bu işin başına getirilmiş olması sağlanılmak istenilen konsensüsün önünde en büyük engel olarak görülmektedir.

O zaman ne yapılmalı, kim olmalı?..

Bu oluşumun işlerliğini sağlamak kentteki dinamiklerin tamamının katılımını sağlamak için özerk bir birimin(Üniversite) öncülük etmesi sosyolojik anlamda bir rahatlama sağlayacağı gibi katılımcılara psikolojik destekte sağlayacaktır.

Kim olmalı sorusunun cevabı bulunduğunda, ne yapılmalı sorusunun cevabı da kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Hemen cevabını bulması gereken şey öncelikli olarak ekonomik istikrar mı, yoksa ekonomik istikrar mı? Olmalı.

Sosyal olguyu oluşturmak var olanı değiştirmek sıkıntıları asgari düzeye indirmek yatırımcılara cesaret vermek için siyasal istikrar şarttır. Bu şartın yerine getirilmesinin yolu tüm kesimlerin düşünce ve amaçlarını bir kenara bırakarak toplumsal maslahatı gerektiren fedakârlıklarda bulunmaktır. Bu kararı devlet adına yöneticilik yapanlar ve yerel yönetimler için seçilenler kendi başlarına verebilirler mi?

Mümkün değil. İkinci önceliği yani 'ekonomik istikrar' çözüm olarak görenler yatırımlar konusunda bizzat devletin devrede olması, bölgede istihdam alanlarını oluşturarak özel müteşebbislere yol açması lazım. Üretim ve istihdam gibi önemli konularda devletin öncülük etmesi çok önemlidir. Devletin çeşitli teşviklerle sağlamaya çalıştığı 'ekonomik istikrar' sağlama politikası defalarca denenmesine rağmen tutmadığı ortadadır.

Güç platformunun önündeki engellerden en önemlisi toplumsal uzlaşmayı sağlamak yerine gittikçe ötekileştiren ve laçkalaştıran ideoloji ve siyaset anlayışı karar alması gereken mercilerin işlerini zorlaştırmaktadır. Burada sorumluluk sahibi olanlar mensubu bulundukları kesimleri harekete geçirmeli toplumun genel maslahatı gözetilmelidir.

Bütün bu saydıklarım toplumsal gerçekliliğimizdir. Ancak bütün rağmen umutsuz olmamamız lazım. Bu işe öncülük edenlere ve katılıcı olarak bulunanlara moral motive ederek, kendi aralarında görüş ayrılıklarının bertaraf edilmesi için ortak aklın ön planda tutulması için çalışmamız lazım. Bu kent bizim, insan bizim, her şeyiyle bizim olan dinamikleri kimse kendi çıkarları doğrultusunda kullanma hakkına sahip değildir.

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —