Yorgun, kırgın, bıkkın ve ne yapacağını bilemeyen bir toplum oluştu. Siyasi rekabetin yerini siyasi düşmanlıklar aldı. Dolayısıyla ülke olarak iç kutuplaşmanın getirdiği güven bunalımı, uluslararası komplolar ve bu komplolara payanda olanlar istedikleri gurubu istedikleri gibi yönlendirip algı oluşturabiliyorlar.
Güvensizlik ve iç kutuplaşmanın ekmeklerine yağ sürdüğü uluslararası örgütlerin provokasyonlarıyla her an uluslararası bir komploya kurban gitme kaygısı ve Allah muhafaza iç savaş kışkırtmalarıyla karşı karşıya gelme endişesi yaşayan Türkiye.
Bütün bunlarla birlikte yerele geldiğimizde tam da uluslar arası oyunlara bilerek veya bilmeyerek teşne tutacak yereldeki birtakım ayak oyunları siyasi ve toplumsal alanda yaşanan olumsuzlukların ilimiz siyasetinden ekonomisine gelecek için kaygı verici boyuta getirmek isteyenlerin işlerini kolaylaştırıyor.
Bu olumsuzluklarla ilimizde her kesimin feveran ettiği ekonomide yarattığı olumsuzluklar nedeniyle ticaret neredeyse durma noktasına geldi. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi ilimizdeki bilgi kirliliğinin alabildiğine yaygınlaştığı, siyasal ortamı daha da germek, toplumu ötekileştiren açıklamalara yer vermek isteyenler bunu bilmeliler ki, sivil itaatsizlik adı altında bu yaptıkları kimseye bir şey kazandırmadı kazandırmaz.
Küresünniler derneği adıyla kurulmuş olan sivil bir dernek 7 Haziran seçimlerinde kendince bir hareket başlattı. Küresunnilere yer verilmediği konusunu kendilerine malzeme ederek seçimi boykot ettiler. Demokrasi denilen anlayışa göre bu gayet doğal ve yerindedir. Seçimi protesto etmek adayları beğenmemek her insanın en doğal hakkıdır, ancak bu hakkı bir takım algılar oluşturarak yapmaya kalkışmak toplumu germekten başka bir işe yaramaz.
Bu algıdan hareketle diğer aşiret veya guruplarda ileriki süreçte buna benzer taleplerle hareket edecek olurlarsa Allah muhafaza bu fitnenin toplumsal gerilimin önüne kim geçebilir. Veya bu gerilimin ve kutuplaşmanın vebalini kim ödeyebilir? Sanki her guruba bir vekillik tahsis ediliyormuş, ırksal aidiyetlere göre aday belirleniyormuş gibi!..
Sivil itaatsizlik adı altında yapılan her açıklama anlamlıdır, ancak bunu anlamsızlaştıran şey bu toplumda bir zenginlik olarak yer etmiş bu topraklarda yıllardır birlikte yaşamış olan halkları ötekileştirici kutuplaştırıcı tarzda olmasıdır. Yine sivil itaatsizlikte hiç kimse iyi bir vatandaş olmak zorunda değil, ancak iyi bir insan olmak zorundadır.
7 Haziranda yaptıkları protestoya bir yenisini daha eklediler. Neymiş efendim, küresünni oldukları için büyük çoğunluğuyla destekledikleri siyasal yapıya kızıp yeniden protesto kararı alacaklarmış. Demin dediğim gibi bu doğal haklarıdır alabilirler fakat aldıkları bu kararı sansasyonel haberlere yol açacak tarzda alamazlar.
Sansasyonel ortamı oluşturacak olan böyle bir açıklamayı yapamazlar. 'Bugün kentimizin işsizler ordusunun büyük oranını Küresünni gençliği oluşturmakta, yerleşim yerlerimize gereken hizmet ve ilgi gösterilmemektedir. İçinde yüzlerce sorun ve sıkıntıyı barındıran mazlum ve mağdur Küresünni topluluğuna, siyaseten temsiliyet hakkı verilmemesi geleceğine yönelik kaygılarını artırmıştır. Bizler topluluğumuzun geleceğini kirli ellerin olmayan insaflarına bırakmamakta kararlıyız.' Oysa bu aşiretten sayıca çok çok fazla olan ve Van'da yaşayan aşiretlerin hiçbiri şimdiye kadar böylesi bir talihsiz açıklamada bulunmadı.
Yapılan açıklamada mensubu oldukları aşiretten AK Partiyi desteklemelerine rağmen şimdiye kadar hiç vekillik verilmemiş iddiasına baktığımızda bu iddianın doğru olmadığıdır. AK Parti iktidarının 22. dönem ilk vekillik kadrosunda yer alan Halil Kaya küresünni aşiretindendir, kendisi onurlu davranarak Irak teskeresini reddeden vekillerdendir. O dönemde Van'ın tüm vekillerine teskereye hayır oyu vermeleri konusunda mesaj göndermiştim sadece yüz yüze hiç karşılaşamadığım Halil Kaya dönüş yapmış oyunun reddolduğunu duyarlılığımdan dolayı bana teşekkür etmesini hiç unutamıyorum.
Açıklamada değindikleri küresünni gençlerin sırf küresünni oldukları için işe yerleştirilmedikleri yönündeki açıklamalarıdır. Biz şimdi küresünnilerin Van'daki sayılarını 50 bin sayalım Van'ın nüfusu 1 milyon 100 bin. Yani 22'de birine sahiptirler. Yine bu memlekette resmi rakamlara göre işsiz sayısı 30 bin dolayındadır. Bunun küresünnilere düşen oranına baktığımızda 1.400 dolayında olduğunu görüyoruz diğer 28.600 işsizin hiçbiri böylesi bir durumla işsizliğini izah etmedi etmez. Hiçbir genç kalkıp da mensubu bulunduğu aşireti oluşumu işsizlik nedeni olarak göstermeye kalkışmadı kalkışmaz!..
Bütün bu gelişmelere ve oluşturulmak istenilen algıya karşılık yeni bir totem(Tekin olmayan/Putçu) hareketi oluşturmaya başlamak hiç kimseye fayda sağlamayacaktır. Çünkü bundan da yine en fazla müteessir olacak olan yine gençliğimiz ve Van halkı olacaktır. Dolayısıyla ötekileştirici farklılaştırıcı projelere oyunlara aldanmak yerine daha sağduyulu düşünmek ve karar vermek için özellikle bu hareketi başlatanlara küresünnilerin ileri gelenleri yaşadıkları tarihi gerçekleri de göz önüne alarak sağduyulu davranmayı tavsiye edeceklerdir.
Çünkü (Martin Luther King)'in 'Ya birlikte kardeş gibi yaşamayı öğreneceğiz ya da aptallar gibi hep beraber yok olacağız.' mükemmel tespitinden yola çıkarak birlikte yaşamaya ne kadar mecbur olduğumuzu aksi halde aptalca kullanılarak yok edilemeden önce oynanan oyunlar fitneler ve yeni totemcilik anlayış başkalarına da emsal olacak doğal olarak hiç acımadan hepimizi yok edecek!..
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.