Abdulhalim Almalı

Tarih: 08.05.2015 20:32

YALAN ASLA!

Facebook Twitter Linked-in

 YALAN ASLA!

Yakın bir dostum bir takım siyasilerin tavırlarından etkilenmiş olacak ki, bana şöyle bir mesaj göndermişti. 'Ey yalan sen güçlü bir şeysin. Menfaatleri sıkıntıya girenin hemen yanındasın. İktidarları sallananlar için bulunmaz bir nimetsin. Boşluklarını kapatmak isteyenlerin bir numaralı ilacısın. Uçuranın-üfürenin icat edilmeyen dermanısın. Kısacası giyimli giyimsiz sen tüm kötülüklerin anasısın. Sana beddua işlemiyor. Ve sen ne melanet bir şeysin ey yalan!....'

Gerçektende yalan söylenildiği kadar güçlü mü? Asla! Özellikle Müslüman'ım söyleyenler için. Yalanla geçici bir menfaat elde edilebilir. Onun sürekliliği, yalan üzere bina edilen binanın temelleri asla sağlam olmaz, sağlam olmadığı için uzun süreli olmaz.

İnsanlar içerisinde tutum, davranış ve söylemlerden en kötüsü hiç şüphesiz yalandır. Yalan kişinin güven bunalımına girmesi, toplum içerisinde güveninin yitirmesidir. Bir insanın olmayan bir şeyi olmuş gibi veya olmuş bir şeyi olmamış gibi göstermesi insanın tabiatına aykırıdır. Yalanı en kötü bir ahlak birimi olarak kabul eden İslam, kesinlikle Müslümanlardan yalandan kaçınmalarını istemiştir.

İkiyüzlülüğün, münafıklık alametlerinden biri olduğunu Resulullah(sav) şöyle tarif eder. “ Bu üç hasletten biri kimde varsa onda münafıklık alâmeti vardır diye buyurmuştur. 'Yalan konuşmak, Verdiği sözü tutmamak, Emanete hıyanet etmek'

Burada dikkat edilirse yalanla anılan diğer iki haslet de yalandan dolayı oluşmaktadır. Yalan konusunda Resulullah(sav) bir hadislerinde şöyle buyurmuştur: “Mü’min, her huya bürünebilir, ama yalana asla!”

Resulullah(sav)’e soruldu Mü’min korkak olabilir mi? “Evet” buyurdu. Mü’min cimri olabilir mi?. “Evet” buyurdu. Mü’min yalancı olabilir mi?.. “Hayır asla” buyurdu.

Burada cevaplardaki cimrilik ve korkaklığa insan hayatında sürekliliğine işaret etmemektedir, yalnız yalanın ne kadar büyük bir ahlaksızlık olduğunun anlaşılması açısından cimrilik ve korkaklığa atıfta bulunulmuştur.

Bilindiği gibi, cimrilik kişiyi zekâttan, malını infak etmekten alıkoyar, insanlara yardım etmekten uzaklaştırır, aile efradına harcamada son derece harislikte bulunulur. Korkaklık ise Allah yolunda cihada çıkmaktan veya mücadele etmekten alıkoyar. 

Bunlar insanı küfre kadar götürebilecek nankörlüklerdir. Fakat bir yalancının söylediği yalan toplumsal yozlaşmanın önünü açar, insanlar arsında güven ortamını ortadan kaldırır dolayısıyla yalan nispetinde cezası da o nispette olur.

Mesela, binlerce insana yalan ve batıl bir haber yayan bir gazetecinin, bütün meseleleri tersyüz göstermeye çalışan politik bir liderin, masum erkek ve kadınlara iftiralar düzerek ve bunu da meslek haline getiren televizyon yayıncıların bütün bunlar bir insanın kişisel bazda söylemiş olduğu yalandan daha büyüktür.

Toplumun birlik beraberliğini bozacak türden yalanlar toplusal fitnelere sebebiyet vereceğinden dolayı cezaları da elbette büyük olacaktır.

 

Hayır, aziz dostum 'yalan güçlü değil aksine, örümcek ağından daha zayıftır. Menfaat uğruna yalana başvuran kısa vadede kazanmış görünse bile uzun vadede hiçbir kazancı yoktur. Yalan üzere bina edilen iktidarlar sahiplerine yükten yüz karalığından başka bir şey vermez.

Yalanla insanları kandırmaya çalışanlar zaman ilerledikçe yalanları ortaya çıktığında tüm konumlarını itibarlarını yok etmiş olduklarından dolayı hem kendilerine hem de müntesibi oldukları oluşuma darbe vurdukları için söylemiş oldukları tüm doğrular bile toplum tarafından kabul görmez. En iyisi yalanın ne kadar zayıf bir illet olduğunu Hz. Peygamber(sav)'ın buyurduğu hadis ışığında değerlendirerek ele alıp yalana fırsat verilmemesi için çalışalım…

Her şeyin doğruluk üzerine kurulduğu kâinatta yalana yer yoktur, yalanla bina edilen her ne varsa sırıtır yama tutmaz…

Yalan temelleri doğruluk üzerine atılan dinde ve müntesiplerinin içinde de yer bulamaz…

Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —