KADIN OLMAK
Derneğimizin ziyaretçilerinden biriydi Zeynep Hanım. Sıradan bir kadın fakat tek bir sözü günlerce kulaklarımda çınladı. Ben de bir kadınım okuldaki bayan öğretmen gibi hastanedeki bayan doktor gibi. Araba kullanan herhangi bir kadın gibi ben de bir kadınım, benim onlardan neyim eksik. Neden onlar gibi giyinmiyor, onların dolaştığı yerlerde dolaşamıyorum.
Ben de mahallemde güzel bir park olsun istiyorum. Çocuklarımla komşularımla o parkta eğlenmek benim de hakkım. Neden benim memleketimde çalışabileceğim bir fabrika yok. Ben de para kazanmak ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum. Bana değer verilmesini daha doğrusu kendimi değerli hissetmek istiyorum. Biliyorum Yüce Allah beni ikinci sınıf yaratmamış. Erkeğin kölesi olarak yaratmamış. Hakir görüleyim diye veya tahkir edileyim diye yaratmamış…
Beni kadın olarak yaratmış. Önce bir babanın kızı, bir beyin hanımı sonra bir erkek çocuğunun annesi olmam için yaratmış. Sen olmazsan erkek var olamaz demiş, siz bir bütünsünüz demiş birbirinize emanetsiniz, bir elmanın iki yarısısınız demiş. Düşünüyorum da Yüce Allah böylesine güzel bir adaletle yaratmış var etmiş bizleri.. Bizler neden üstün gelme hırsıyla birbirimize zulüm eder olmuşuz.
Ben bir kadınım hak ettiğim değeri en yakınım olan erkeklerden ve devletimden görmek istiyorum diyor Zeynep Hanım.
Daha nice ince zarif kadınların sesi kulaklarımda çınlar. Sadece bir yerlerde çalışan değil evlerinde çalışan kadınların emekçi olduğunu unutuyoruz. Bizler emekçi, siyasetçi, ekonomist, eğitimci, sağlıkçı, idareci hemen hemen her alanda uzmanız. Dünyanın en kutsal görevi bir erkeğe değil bir kadına verilmiş ANNELİK. Bin bir zahmet eziyetle karnında büyüten sonra sadece bir bebeği değil bir dünyayı doğuran kadınlarız biz. Dünyayı idare eden şu adamlara bir bakın hepsini doğuran analara, kadınlara bakın. Önemsenmeyecek azımsanacak hakir görülecek bu kadınlar mıdır? Saflığından yararlandığımız, aklı kısa dediğimiz gücünü hafife aldığımız kadınlar... Nasırlı ellerini öptüğüm yetmişlik ninenin nasihatleri de kulaklarımda çınlar; “ Sen eşine duvar ol, o sana sarılan sarmaşık, sinirlendiğinde sakin serin bir göl ol, açlığında iyi bir aşçı ol. Ona değer ver ki değer bulasın.” Bir kadın olarak kadınlardan çok şey öğrendim; sevmeyi, merhamet etmeyi, adaletli olmayı, sakince dinlemeyi, yargılamamayı...
Sonra düşünüp durursunuz bu toplumun kadınları bunca şeyi hemcinsine öğretirken erkeğine ne öğretmiş ki erkek kendini haşa tanrı gibi hisseder olmuş. Zengini, fakiri, eğitimlisi, eğitimsizi, zalim,tahkirci, despot, egemen, ataerkil olabiliyor. Aynı anneler aynı kadınlar yetiştirmiş kadını ve erkeği bu dengesizlik neden var? Cevap çok net aslında. Çoğumuz gereği kadar yüce Allah’ı bilmiyoruz. Hz. Peygamberin metodunu takip etmiyoruz. Dinlediğim bütün kadınlar haklı kendi çerçeveresinde. Allah’tan korkmasam belki çok zalim olabilirdim. Fakat bir terazi olmalı kefeleri denk gelmeli, erkekler de kadınlar da birbirine eziyet etmemeli. Sorun tek kaynaklı mı? Hayır. Kadıncağız gördüğü kadınları kıskanıyor, onlar gibi olmak istiyor. Onlar gibi giyinemez çünkü bir işçi eşi o. Onların işini yapamaz eğitimli değil. Hiç okumamış dahi olsa çalışabilir evine kendi katkıda bulunabilir fakat hangi işte ? Devlet bu bölgeye fabrika vs. hiçbir yatırımda bulunmadı ki. Mahallesinde bir yaşam merkezi veya bir park yok ki. Bu da belediyenin eksikliği. Tüm olumsuzlukları kadının eşine yüklemek zalimliktir. Devletin, belediyenin, eşlerin ve eğitimin eksik olduğu her yerde STK lar devreye girmeli.Yeni projeler üretmeli özellikle kadın dernekleri. Kadın dernekleri bazı kesimler yüzünden yanlış anlaşılmıştır. Bütün kadın dernekleri feminizmi aşılar diye bir algı oluşturulmuştur. Özellikle İslami düşünce üzerine kurulu olan kadın dernekleri taşları yerine oturtmayı hedeflemiştir. İlk zamanlarda kadınlarımız hep klasik düşünceyle bize baş vurdu; dayak yiyenler veya eşinden kurtulmak isteyenler. Oysa biz bir sığınma evi değildik. Kimsenin yuvasını parçalamayı hedeflememiştik.
Tek hedefimiz sağlıklı imanlı geleceğe ümidi olan bir yapı. Tüm aile fertlerine faydalı olmak. Zalimlikte cins ayırmadan zulmeden zalimdir şiarını oturtmaya çalışmak.Mağdur kadınların mağdur erkeklerin sığınabileceği bir yuva. Fakat aile yapılarını onarmada onlara yardımcı olabilecek bir devlet belediye vs stk lar. Değişen dünya yaşam standartlarımızı değiştiriyor. Ayak uydurmakta zorlanıyoruz. Bu durumdan en çok bilinçsiz kadınlar etkileniyor. Bilinçli olan her kadını göreve davet ediyorum. Lütfen kızları da oğlanları da yetiştiren bizleriz, ilk önce evlatlarımıza zalim olmamayı öğretelim. Eğer vaktiniz varsa bu tür stklarda gönüllü görev alın. İnsan bir şeyler öğretince veya öğrenince kendini çok değerli hissediyor..
Necla Arpa Gülaçar
neclagulacar@gmail.com