Baştan söyleyeyim bu bir tespit yazısıdır yakınma değil. Zaten bunu siyaseti kendinden makul bir il başkanına yereldeki bir takım meslektaşlara kaybedilen seçim faturasını kesmek için lafla dövmeye çalışması sırasında tepki koyarak hiçbir minnetimin olmadığını ve ellerinden geleni arkalarına koymamalarını yüzüne karşı söylemiştim.
Kendiside zaten durum tespiti yapmak ve seçimin niçin kaybedildiğini sorgulamak yerine verdiği reklam paralarının hesabını sormasıyla son bulmuştu(benim böyle bir derdim olmadığı için üzerinde fazla durmamış ve üzerime almamıştım).
Benim bu makalemde üzerinde durmak istediğim konu bu gidişle muhalefetsizlikten dolayı daha uzun yıllar ülkeyi yönetecek bir partinin yerelde neden gittikçe geriye gittiğini, merkezi idarenin medyayla sürekli diyalog içinde olmasına karşılık burada tam tersi bir durumun varlığı ve devamında ısrar edilmesi üzerine olacak. Van basınında yazan bir takım kalemlerin neden öteleştirildiğini, basite alındığını ve bu meyanda siyasetçi yerel medya ilişkisi üzerinde durmaya çalışacağım.
Bilindiği üzere, medya ve siyaset arasındaki ilişki “ortak yaşama ilişkisi” şeklinde tanımlanmaktadır. Medya haber kaynağı olarak siyaseti görmekte; siyasiler ise kendi düşünce ve tutumlarının kamuoyuna ulaşmasını istemektedir. Bu bakımdan her ikisinin de gereksinmeleri genel itibariyle uyum içerisindedir. Bu uyumluluk yerelde siyaseti kendilerinden makul olanlarca değerlendirilmez, değerlendirilmediği gibi kaale de alınmaz.
Elbette bu ilişki karşılıklıdır(buradaki ilişkiden kastı salt maddi çıkar olarak ele değerlendirilmemelidir) Fakat kuşatıcı çevreyi oluşturan, medyadan çok siyasettir. Çünkü yönetme sanatı siyasetçinin işidir. Bilgilendirme işi ise elbette ki medyanın görevidir. Onun için denilebilir ki, ülke yönetiminde nasıl bir siyasi rejim var ise medya da öyle gelişir. Hiçbir medya sistemi asla siyasi rejimden bağımsız olamaz, bu dünyanın en demokratik ülkelerinde de böyledir, ya iktidarla veya muhalefetle olmak üzere.
Kitleleri bilgilendirmeyi ve buna bağlı olarak yönlendirme merkezlerini içine alan medya ile bu fonksiyonları kendi doğasından ve biraz da sistemden alan siyaset arasında her zaman bir işbirliği ve bunun yanı sıra bir çatışma söz konusudur. Her iki güç de yönlendirme ve bilgilendirmenin kendi tekelinde olmasını tercih etmekte ve zaman zaman bunu paylaşımla elde etmektedir. Fakat bazen bu, sorunlara yol açmaktadır. Medya, siyaseti kendi alt sistemi haline getirmek için çaba içindeyken, tamamen aynı istikamette olarak siyasette medya için aynı duyguları beslemektedir.
Ne hikmetse,medya ve siyaset, ilişkiler yönünden bu kadar iç içe olmalarına birbirlerine muhtaç olmalarına rağmen yerelde Türkiye'nin en güçlü iktidarına ev sahipliği yapmakta olanlar bir türlü yerel basınla barışık olmadılar/olamadılar veya olmak istemediler!..
Van yerelinde yazarlık yapmakta olanlar yazdıkları yazılarında kimileri bilgilendirici, kimileri yönlendirici, kimileride hem bilgilendirmeyi hem de yönlendirmeyi ikisini birden yapmaya başarırlar. Bunlardan birincisi toplumun genel maslahatı için yazanlar diğeri ise sadece yazmak için yazanlar.
Birincisi, kendisine insanlarla paylaşılmaya değer görünen düşüncelere ve yahut tecrübelere sahiptir. Dertleri toplumdur, siyasetle ilgili olsun toplumla ilgili olsun tarafları birbirlerinden haberdar etmek için kalem oynatırlar. İkinci türdekiler ise paraya ihtiyaç duyar ve dolayısıyla sadece para için veya siyasi çıkarları için yazarlar. Onlar yazmak için düşünürler ve düşüncelerini eğip bükerek uzattıkça uzatmalarıyla kendilerini ele verirler. Böylece yarı doğru yarı yanlış, ters, sahte, zorlama ve kararsız olan düşüncelerini işleme tarzıyla ve birde kaypaklık sevgileriyle ki, böylelikle olmadıkları gibi görünürler.
Yazarın görevi eğer toplumu bilgilendirmek ve aydınlatmaksa(ki, öyle olmalıdır, asil olan odur) onun önceliği konu hakkındaki doğruları evrensel kanaatlere göre açıklamaktır. Eğer pragmatist veya ideolojik davranacak olursa karşısındakinin doğru yapması veya doğru söylemesi bir şey ifade etmez onun için önemli olan faydasının ve ideolojisinin istikametinde ısrar etmektir. Aynı şey siyasetçi içinde geçerlidir, yaptığı siyaseti pragmatist mantık veya ideolojik esaret içerisinde yapacak olursa doğruyu bulması insanlara hizmet etmesi imkânsızlaşır.
Bir vekil portresi düşünün yerel bir yazarın kimliği ve yazdıkları hakkında sorulan soruya karşılık 'ihale isteği yerine getirilmediği için yazıyor' iftirasını reva görüyorsa. Merkezi iktidarın başarısını ulusal medya aracılığıyla edindiği bilgiler çerçevesinde yerele aktarıyorsa. Parti liderinin kulaklara hoş gelen gönülleri okşayan konuşmalarıyla kendisini tatmin etmeye çalışıyorsa. Böyle bir siyasi portrenin hâkim olduğu yereldeki siyasi atmosferde kazanma hırsını verdiği reklamlarla aşmaya çalışan bir yerel anlayışın bence önce kendilerini düzeltmeleri gerekir gazetecileri değil!..
Nasihatlerin musibetlerden evla olması dileğiyle.