Necla Arpa Gülaçar

Tarih: 04.07.2014 13:02

SAMİMİ BİR RAMAZAN

Facebook Twitter Linked-in

  SAMİMİ BİR RAMAZAN

“İnsanların hesap (vakti) yaklaştı. Onlar ise gaflet içerisinde yüz çeviriyorlar.” Enbiya-1

Sıcak bir yaz gecesinde ramazan ayının arefesinde ayet meallerini okudukça üşüyorum. Terler içindeyim fakat hesabı hesap edince ürperiyorum, üşüyorum.

Gündüz saatlerinde miğdelerin tatile gireceği on bir ayın yorgunluğunu ağırlığını atacağımız bir tatil ayına giriyoruz. Evhamlandı çoğumuz bir süre çaylı pastalı günlere, öğlen yemeklerine, ikindi çaylarına, üstüne üstelik şu sıcak yaz günlerinde serin soğuk suları gündüzleri içemeyeceğiz.

Bir yanımız bunun endişesini taşır öbür yanımız iftar sofralarını davet listelerini, alışveriş listelerini, öteki yanımız kaç hatim çıkarırız hesabını yapar, teravihleri hızlı kılmayı, gündüzleri çok uyumayı, geçmiş ramazanlara nazire dizmeyi, şimdiki ramazanları küçümsemeyi yeğleriz.

Tekne orucu denilen çocukluğumda ebeveynlerimiz tarafından tutturulan yarım gün oruçlarımız, şimdiki ramazanlar gibi aynı mevsimlere, uzun tükenmek bilmeyen günlere denk geliyor. Gerçekten uzun bir zaman dilimi geçmiş. Kocaman bahçemizde geçirirdik vaktimizi. İftara yakın ağabeyimle altın sarısı kayısıları toplardık. İftarı yakın bahçemizdeki meyvelerle açardık. Annem gün içinde hortumu elime tutuşturur, bostanları sula derdi. Bazen hortumu ağzıma götürür etrafımdakilere ‘içmedim içmedim’ derdim. 9-10 yaşlarında idim, sırf iftar sofrasında oruçluların yaşadığı hazzı tatmak için bütün gün oruç tutmak için çaba sarf ederdim. Niçin oruç tutuluyor bilmezdim fakat ben oruç ibadetini çok seviyordum.

İyilikler, sevaplar, fıtır sadakaları, kocaman sofralar, şerbetler, üzüm hoşafları, sahurda kaldırsın diye annemize yalvardığımız güzel çocukluğumun ramazanları. Vel hasıl samimi içten ramazanlar yaşardık.

O zamanlar biz iftar sofrasındayken televizyonda canlı yayında bir ülkenin masum insanlarının yaşadığı şehirler bombalanmıyordu. En azından televiyonumuz olmadığı için birileri acı içindeyken biz neşeyle envai çeşitlerle hazırlanmış soframızda meşgul olmuyorduk. Zulümlere şahitlik etmiyorduk ve bu bize doğal gelimiyordu.

Yaşadığımız zaman diliminde zulümlere o kadar şahitlik ediyoruz ki bir süre sonra olağan bir şeyi seyrediyormuşuz gibi hayatımıza hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyoruz.

Hesap etmeden hesap gününü düşünmeden yaşayıp gidiyoruz maalesef.

Geçen yıl bir nebze de olsa Ramazan ayımızı bereketlş güzel geçirmeye gayret etmiştik. Dul, yetim, yardıma muhtaç ailelerle iftar açmış onlarlar hasbihal etmiştik. Evlere ramazn kumanyası götürmüş yüzlerindeki tebessümü beynimizdeki fotoğraf makinesine nakş etmiştik. Biz aslında iyiliği kendimize yapmıştık. Hayatımıza bir anlam katmıştık. Riyadan uzak mütevazı iftar sofralarında öz kimliğimizi bulmuştuk. Neden var olduğumuzu, mutluluğun asıl anlamının başkalarını mutlu etmekte olduğunu anlamıştık.

Bir fırsat ayı daha kapımızı çalıyor, samimi bir ramazan yaşayabiliriz. Etrafınızda kapısını çalabileceğiniz gönlü kırık kimse yoksa lütfen İHH gönüllülerini veya diğer STKları arayın. Sizi doğru adrese götürecek köprüler muhakkak vardır. İsterseniz dünyanın öbür ucundaki bir yetimi sevinidirebilir ona bayramlık alabilirsiniz.

Ramazanın anlamı bütün gün aç susuz kalmak değil veya bir köşeye çekilip günde beş hatim okumak değil. Ramazan bir ümmet eylemidir. Ramazan isardır yani kendini başkasının yerine koyabilme ve onu kendine tercih edebilme eylemidir. Ramazan devasa bir ibadetin her kişiye özel muazzam bir yansımasıdır. Ve Ramazan ümmet bilincidir, kardeşliktir, kardeişini özleyebilmektir, paylaşmaktır, paylaşacağı kardeşini aramaktır.

Dünyanın öbür ucundaki kardeşine iftar sofrasında dua edebilmektir Ramazan.

Samimi bir Ramazan geçirebilmemiz duasıyla. Vesselam

                                                                                                              NECLA ARPA GÜLAÇAR


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —