A. Baki KARACA
Tarih: 02.03.2014 18:31
KİMLERE GÜVENİP OY VERMELİYİZ?
KİMLERE GÜVENİP OY VERMELİYİZ?
MAL VARLIĞINIZI AÇIKLAYIN…
Bütün partiler seçime odaklanmış, kazanmak için hummalı çalışmalar sürdürüyorlar. Seçim heyecanı da yeni başladı gibi. Nedeni ise ülke üzerinde oynanan oyunlar, 17 Aralık senaryosu etkileri hala devam ediyor. Tabi MHP ve CHP’nin 17 Aralık Oyunu’nun içinde olması normal, sebebi ise iktidara, halka hizmet ederek ya da halkın değerlerine saygı göstererek gelemeyeceklerini kendileri de çok iyi bildiği içindir. Kirli oyunların içinde bulunarak belki heybeden bir iktidarın ya da koalisyon ortaklığı olabilir hayalleri kurarak, ülkeyi ve insanını düşünmeden karanlık bir ülke oluşturmaya çalışanlarla ortak hareket etmenin bunalımını yaşıyorlar.
Tabi bu ortaklık en çok Kürtleri sarsacak, yani genelde tüm Müslümanlara zarar verecek. Çünkü ABD ve İsrail kaynaklı bir girişim olduğu çok açık. BDP’nin kullandığı dille sürece bilerek ya da bilmeyerek katkı sunduğunu görmek akıllara ziyan olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Bu oyun en çok çözüm sürecine vurulan darbedir. Bunu neden düşünmezler, politikalarını neden bu olgu üzerine yürütmezler, anlamakta güçlük çekiyorum. Eğer 17 Aralık tuzağı tutarsa bu ülkede insan hakları ve özgürlük mücadelesi veren herkese geçmiş olsun demek isterim. Bu ülke ve yaşayanları çok acı çekecek hem de görülmemiş derecede. Oyunun ne kadar büyük ve alçakça olduğunu anlamamak için kafasını kuma gömenler, size de diyorum çok acı çekeceksiniz haaa...
Aslında bu yazımda çok önemli bulduğum, siyasilerin ve siyasetin içinde olan, mevcut adayların tümünün, başkan ve encümen adayları, Van’ı yönettiğini söyleyen ve yönetmeye talip olan herkesi ilgilendiren bir konuya değineceğim.
Milletvekilleri, belediye başkanları, kurum amirleri, mevcutlar ve daha öncekilerin parti gözetmeksizin, siyasilerin ve kurum amirlerinin de isim gözetmeksizin hepsi ama hepsinin mal varlıklarının kamuoyu ile paylaşılmasının kaçınılmaz olduğunu belirtmek istiyorum.
Parti teşkilatlarının hepsinin birinci, ikinci, üçüncü derece yakınlarının da beraber açıklanması mutlaka yapılmalı. Bunu tabii ki partiler ve adayları yapmalı. Hiç siyasete girdikten sonra fakir olan yoksulluk yaşayan bir tane insan tanıyan var mı? Bilen varsa beri gelsin, onları da yazacağım!
Hele bazı kaşarlanmış utanmazlar konuşurken; siyasete girdikten sonra sermayem kalmadı cebimden inanılmaz paralar harcadım gibi tilki kurnazlığıyla sözde kendisini aklamaya çalışan uyanıkları da hepiniz iyi tanırsınız. Zaten ben iş adamıydım, işim gücüm çok iyiydi siyasete girdim dağıldım gibi laf ebeliği de cabası.
Sözde partisini dava olarak görüp de özünde cebini davalaştıran, çıkarı için birçok müteahhitle çeşitli fırıldaklıklar çevirenleri, halkın yetki verdiği, bizi adam gibi dürüstçe yönetin her şeyimizi size teslim etmişiz diye görevlendirdiği insanların çoğu bu halka ve ülkesine ihanet ediyor. Maalesef...
Kurum amirlerinin ve birkaç derece yakınlarının mal varlıkları, kamuoyuna basın aracılığı ile paylaşılmalı. Siyasete yeni girenler ve eskilerin hepsi yıllara göre son 15 yıldaki mal varlıklarını açıklamalıdırlar. Göreceksiniz bağlantılarıyla yani yardım ve yataklık yapanlarla birlikte çok az temiz insan çıkacak.
Bu aslında şeffaflık adına yapılması şart olan bir durumdur. Gördüklerimiz, duyduklarımız ve bildiklerimiz bize şunu öğretiyor; kısa zamanda kısa yoldan bir türlü zenginleşenlerin hesap vereceği bir ülke olmak ve bir toplum olmak zorundayız. Bu siyasilerin geçmişlerini de bugünlerini de çok iyi bildiğimiz için, hatta birçok kurum Amiri’nin de geçmişini ve bu gününü çok iyi bildiğimiz için bunları yazma gereği duyuyorum.
Tabi atı alan Üsküdar’ı geçti diyeceksiniz, ya da atı alan kılıfını da uydurur diyeceksiniz, evet şuana kadar öyle oldu ama böyle gelmiş böyle geçmeceyecek, geçmemelide. Artık onurlu ve bilinçli bir toplum olmalıyız. Bu halkın verdiği görevi kendi rantı için dönüştürenlere fırsat vermemeliyiz ve aynı zamanda hesap sormalıyız.
Ha keza STK’lar içinde aynı konu geçerli STK’ların çoğu siyasi partilerin arka bahçesi gibi çalışıyor. Sendikaları da bunların yanına koymalıyız. Buraları babalarının çiftliği gibi kullananlara artık dur diyecek bir idarenin bir dürüst gücün ve iradenin olması lazım. Bakıyorsunuz bu bahsettiğim kurumların çoğu büyük bir ahlak çöküntüsü içindeler. Ahlak çökerse altında sadece bu pisliyi yapanlar kalmayacak seyirci kalanlarda kalacak unutmayınız!
Daha önceki yazılarımda da hatırlatmıştım. Eski siyasilerin hiçbiri bugün bu kentte bulunmuyorlar. Oldukça lüks yaşantılarla bütün çevreleri ile birlikte saltanat için de yaşıyorlar. Hem de Van Halkı’nın birçoğu sefalet için de, aç yaşarken ve borç bataklığında bulunurken. Bunun hesabını hem bu dünyada hem de ahirette vereceklerdir, ama bizler dik duran onurlu topluluklar oluşturabilirsek bu ahlaksızlığı yapan ve hırsızlık yapanlara hesap sorar, nereden getirdiniz diye yasal yollarla burunlarından fitil fitil dökebiliriz.
Bakınız çirkinlik o kadar aşağılık boyutlara gelmiş ki, adamın biri çıkıp bir parti teşkilatı ve vekilleri için, onlar bana muhtaç, onların bana ihtiyacı var, onlar bana mecburlar diyebiliyor. Meydan okuyor hem de yumruğunu hiddetli bir şekilde masaya vura vura. Ama ne yazıktır ki o partiden ses yok. Aksine bu adama gidilerek anlaşma yapılıyor, birçok yöntemle susturuluyor. Ve sonra bu haksızlığın tabiri caizse şantajın ne için yapıldığı neden bir anda susturulduğu bir tane partili tarafından dile getirilmiyor, hesap sorulmuyor. Demek ki adam konuşursa hepsinin pisliği ortaya çıkacak.
Yani eyyyy insanlık ALLAH aşkına artık uyanın pisliklerin bizi yönetmesine izin vermeyin. Şeffafça kendisinin ve bütün çevresinin mal varlığını ortaya koyacak, seçildiğinde namuslu olacak, hakkın ve halkın temsilcisi olacak ve hesabını soracak dürüst insanları seçelim.
Bakınız nerede bir iş yapılıyorsa orada bir pislikten bahsediliyor, güvenin ve dürüstlüğün bittiği bir süreçten bahsediyoruz.
Eğer bu bahsettiğim insanlar şeffafça mal varlıklarını saydığım yöntemlerle açıklarsa, iftira karalamada olmayacak. Art niyetli insanlar çıkıp gelişi güzel kimseyi karalayamayacak. Tabi önce bu toplumu idare eden ve idare etmeye talip olanlar dürüst ve şeffaf olmalı.
Bu şeffaflık bütün kurumlarda da olmalı. Verilen ihaleler kime hangi koşullarda veriliyor, veren verilen insanları herkes bilmeli açıklanmalı. Bu da sayın valinin yönetimiyle alakalı.
Bir şeyİ daha hatırlatayım; Van’da son 15 yılda idarecilik yapan ve şuanda başka illerde görev yapan idareci ve kurum amirlerinin özellikle mal varlıklarının araştırılması yapılırsa, STK ve sendikalar da buna dâhil edilirse, ama hummalı dürüst bir şekilde araştırılırsa, ne demek istediğimi çok net göreceksiniz. Yani herkes bilsin ki bu ilde çok büyük pislikler dönmüş, dönmeye devam ediyor. İş işten geçmeden denetimin ve şeffaflığın olması gerekiyor. Üstü kapatılan o kadar çok şey var ki, dokunan yanıyor. Ben her şeye rağmen umudumu hiç yitirmiyorum, bir gün çok namuslu biri ya da birileri mutlaka çıkacak ve alçaklara hesap soracaktır inşallah…
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —