admin admin
Tarih: 16.10.2013 10:30
Van Büyükşehir Belediye Seçimlerine Hazır Mı?
Van Büyükşehir Belediye Seçimlerine Hazır Mı?
Yakup Aslan
Yerel seçimler yaklaştıkça, aday tahminleri ve bu sahada düşüncelerini beyan edenlerin sayısı da artmaya başladı. Her zihin bilinç altındaki tercihlerini, öngörülerini, beklentilerini açıklamalarının argümanları haline getirir. Özetle, AB hayalleri, Barış Süreci ve Demokrasi paketlerinin gölgesinde yeni bir seçim sürecine giriyoruz. Ancak bu seçimin bu bölgede normal bir seçim olmadığını herkes iyi biliyor. Kürt halkının önemli bir kısmı bütün kuşatmalara rağmen BDP çevresinde kümelenmiş durumdadır ve bunun neticesinde de bazı önemli belediyeleri elinde bulundurmaktadır. Hükümet partisi AKP de bu belediyelerin alınmasını kendisi için bir itibar/onur meselesi haline getirmiştir. Sahada mücadele eden iki parti de olaya, bir kalenin feth edilmesi veya savunması gözüyle, mantığıyla bakıyor. AKP, hükümetin bütün nimetlerinden istifade ederek bu seçimi kazanmaya çalışacak. BDP de bu devasa güç karşısında, ideolojik vizyonla güçlü olduğu kesimde sertlikten, tepkiden, muhalefetten yararlanacak. Egemenlerin elini güçlendirmek için tarihi ritüelin kuşatmasını kırmayı başaramayan çevrelerin, sahada gösterecekleri gri çabalar da ayrı bir ironi…
Seçimde nasıl bir tutum takınacağı belli olmayan bir diğer kesim, hiç kuşkusuz Gezi Parkı misyonuyla kendisini hissettiren ve henüz kendisini sosyal alandan derinlere çekmemiş olan laik yığınlardır. Seçim zamanında nasıl bir tavır alacaklarını şimdiden kestirmek kolay değil. Kendisini daha kaliteli, bilgili ve değerli gören bu laik/modern elit görünümlü kesim çevresinde, mağduriyetten dolayı muhalefet gösterenler de yok değil. Yine bu kesimin inisiyatiflerinin dışındaki bir demokratlaşmaya hazır olup olmayacağı ve bunun sonucu olan seçim sürecine tahammülsüzlüğü dışa vurup vurmayacağı tereddütleri de henüz bir sorun olarak kendisini koruyor. Dolayısıyla kendilerini devletin asıl sahibi olarak gören laik elitlerin, emanetçi olarak baktıkları iktidardaki muhafazakar kesimin, demokrasi sınavını onaylanıp onaylanmayacağını seçim atmosferinde göreceğiz.
Yaklaşık 100 yıldır vesayetçi mantık ritüeliyle, militarist/hiyerarşik egemenlik endişesiyle, devlet/toplum ilişkisinin değişmesine fırsat tanımayan bu çevrenin, yıllardan beridir koruyup kolladıkları CHP’nin Kürdistan’da bir şansının olmadığını görmeyecek kadar saf olmadıklarını ve bundan dolayı potansiyel suçlu olarak gördükleri kesime karşı yeni tercihler içerisinde olabileceklerini de göz ardı etmemek gerek. BDP ve AKP arasında tercih yapmak zorunda kalacaklardır. Sosyal alanda çoğulculuk algısının hakim olmasını içlerine sindiremeyen bu kesimler, siyaset yelpazesinin etkili bir şekilde genişleyip ‘merkezi’ esnetecek hale gelmesine karşı direnç gösteriyorlar. Direnç noktalarının kırılıp, politik melezleşmeyi üreten demokratik sahiplenmeyi artıran özelliklerin, onların vesayetine ağır hasar vereceğinin endişesini taşıyorlar... Kaçınılmaz bu gerçek karşısında, tercihleri emanetçilerden yana olacaktır.
Kaleyi fethetmek maksadıyla muhatapların deneyecekleri yöntemler arasında politik ittifakların gerçekleşmesi de olacaktır. Olası yakınlaşmaları engellemek, kısacası sosyal alanı politik hesaplar maksadıyla kutuplaştırmak daha önce denenen yöntemlerdendir. Politik açıdan bakıldığında, toplumsal katmanlardaki zıtlaşmalar, kutuplaşmalar ve kırılmalar orta vadede oya dönüştürülebilinir, ancak sonrasında telafisi mümkün olmayan hasarlara da neden olabilir. Tehlikeli bir çıkış olmasına rağmen, partilerin seçim yaklaştıkça bu gerginliğe sarıldıkları tecrübelerle biliniyor. Barış süreciyle birlikte, bir daha yeniden çatışmaların olmayacağına dair ümitlerin giderek güçlendiği bir zamanda, kutuplaşmalardan, tahriklerden, şiddetten medet ummanların, tehlikeleri görmesinde fayda var. Kutuplaşma ciddi manada muhatap partilerin oyunu artırmaz, ama kesinlikle tabanı tahkim eder ve kırılmalara bağlı olarak kendi cenahında ideolojik bir toparlanma yaratır. Bu epeyce çekici bir alternatif olsa da tehlikeli bir yöntemdir.
Diğer yandan AK Partisine geçmişte seçimi kaybettirenlerin, bu seçimde kendi ilçesinde bile kazanma ihtimali olmayan kirli insanları öne sürerek seçimi yeniden kaybettirme yoluyla kendilerini aklamaya çalışacaklarının ihtimali üzerinde de duruluyor. Atananlardan aldıkları ihalelerle kişiliksizleşenlerin tek derdinin rant, çıkar ve yolsuzluklarla zenginleşme olduğunu, dolayısıyla bu tezgahların devam etmesini arzuladıklarını toplum bilmiyor değil.
Van, artık büyükşehir ve bu seçimle birlikte Özel İdare de artık belediyelerin bünyesinde olacaktır. Her parti bu gücü kendi egemenliği açısından gerekli görüyor. Ancak çok iyi biliyoruz ki, halkın geneli bu meseleden daha çok yaşanılabilinir bir şehri inşa edecek bir ekibin işbaşına gelmesini arzuluyor. Vizyon, misyon sahibi, değişime açık, adaletli, halkı için çalışan, dürüst, samimi, belediye tecrübesi olan, toplumun sıkıntılarıyla ilgilenen ve onlara çözüm üreten bir ekibin işbaşına gelmesini ister. Estetik görünümü de olan yeşil alanların, parkların, temiz, güvenli ve ulaşımı rahat olan, elektrik, yol ve temizlik sorunlarının aşıldığı bir büyük şehrin idare edilmesinin ancak böyle bir ekiple mümkün olabileceği açıktır. Şehirle ilgili büyük hayalleri, projeleri, vizyonu, prensip ve kuralları, yöneticilik vasfı, örnek kişiliği, etkili karar alma, deneyimi, mevcudu korumak yerine üretken zekası, şeffaf hareket etmek gibi vasıfları olan bir kadro bugüne kadar gelen hantal ritüeli değiştirebilir.
Kirlenen kişilikler, kadrolar kendilerinin dışındaki insanları karalamayla veya her kaygan zemine uyum sağlamakla böyle bir vizyon sahibi olamazlar.
Van, sayısızca sorunları olan ‘kuzu postuna girmiş sayısızca kurt’un gelişmesine, ilerlemesine engel olduğu büyükşehirdir. Birilerinin ihale, rant ve kişisel çıkarından dolayı küçük hesaplar yaparak bu büyük şehrin yönetiminde yetkili olmayı arzuladığı ve bundan dolayı her türlü kurnazlık, hile ve mertliğe yakışmayan yöntemlere başvurduğu/vuracağı düşünüldüğünde, yapılacak tercihin çok isabetli olmasının hayati önem taşıdığı daha iyi anlaşılır. Halk kendisinden olan ve kendisi için çalışacak bir ekip istiyor. Verdiği sözde durmayan, çıkar ilişkileriyle ilgilenen, çalışmalarında samimi davranmayanları nasıl cezalandırıldıklarını daha önce gördük. Öyle, “ceketini bıraksa kazanır!”, zihniyeti artık para etmiyor. Zira insanlar bilinçlendi artık. Paşanın-ağanın parmağını uzattığı kişinin seçilmesi devri kapandı.
Bu kentin sahipleri olarak seçilecek olan
Van büyükşehir belediye başkanı adayından beklentimiz, ufkunun geniş olması, hava, su, ulaşım, alt-yapı, elektrik, otopark sorunlarını çözmesi, sosyal-kültürel projeler üretmesi, arsenik ve kanalizasyon arıtma tesisleri, çevreyi koruması, yeşil alan ve park sayısını arttırması, tarihi mirasına sahip çıkması, sağlık ve eğitim olanaklarını iyileştirmesi ve belediyeyi hırsızlık, geleneğinden temizlemesidir. Bir belediye halk ile bütünleşip, halkın güvenini kazandığında yerel
yönetim niteliğine sahip olur. Aksi taktirde, yeni bir seçime kadar ehliyetsiz insanların küçük hesaplarıyla, kirli çıkar ilişkileriyle geçmişten bir adım ileriye geçilemeyecek ve bu şehir köy olma vasfını değiştirmeye muktedir olmayacaktır. Bugüne kadar yapılan buydu. Böyle olmasaydı, Afrika’dan rant endişesiyle getirilen zehirli yardım kömürü şehrimizin havasını zehirlemezdi. Özel sağlık kurumları, çıkar için insanların hayatlarıyla oynamazlardı. Zehirli su içilmesine, Van denizinin kanalizasyon atıklarıyla kirlenmesine, sokakların pis kalmasına, çocukların oynayabilecekleri park alanlarının yapılmamış olmasına, imarın hatır ve ranta teslim edilmesine, elektrik kesintilerine, içme suyunun bahçe sulamalarına ve şehrin bu şekilde sahipsiz kalmasına müsaade edilmezdi. Yeni başkandan beklentimiz, şehrin tüm dinamikleriyle ve profesyonelleriyle ortaklaşa çalışmalar yürütmesi ve bu bağlamda en
önemli koşul ise belediye yönetiminin saydam bir şekilde halkına hizmeti ana hedefi haline getirmesidir.
Vizyon ve misyon sahibi bir başkan bu bütçeyle bile, Van’ı hak ettiği noktaya taşıyabilir. Merkezi cazibe alanı olmaktan kurtarıp, başka alanları da cazipleştirici çalışmalar yapılabilinir. Tarihi kalıntıları onararak, yok olmasına engel olmanın yanında, turizmi canlandırabilir. Erek/Artos dağlarına teleferikler yapılarak, turizmin oralara da çekilmesi sağlanabilir. İlçelere hızlı trenle nüfusun tek merkezde yığılması önlenebilir. Cumhuriyet caddesi gibi birkaç caddenin trafiğe kapatılması, ulaşımda minibüslerin yerine yeni alternatifler geliştirilmesi, bütün sahalarda halk sağlığını koruyan hijyenik, güvenli, yüksek standartlarda bir anlayışın, denetimin getirilmesi zaruridir. Van halkı, bu ve benzeri sayısızca hizmeti fazlasıyla hak ediyor. Yeter ki bu yeni dönem geçmişte olduğu gibi kaybedilen dönem haline gelmesin. Büyükşehir olan Van’ı hak ettiği noktaya getirebilecek özgür bir iradenin yeni bir vizyon ve misyonla belediyecilikteki ezberleri bundan daha fazla bozmasını bekleme hakkımız var herhalde…
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —