A. Baki KARACA

Tarih: 08.07.2013 15:38

VANLILAR TOKİLERDE KERBELAYI YAŞARKEN! DÜNYA KAN AĞLARKEN BİZ NE YAPIYORUZ?

Facebook Twitter Linked-in

 

VANLILAR TOKİLERDE KERBELAYI YAŞARKEN! DÜNYA KAN AĞLARKEN BİZ NE YAPIYORUZ?
Farklı konuları yani çok karışık olan gündemdeki gelişmeleri bu karışık kafamla yazmaya çalışacağım. Öyle bir süreçten geçiyoruz ki her an her şey olabilir düşüncesi hâkim bende. Çok sıkıntılı günler geçiriyor dünya ve özelde her zaman olduğu gibi Ortadoğu. Bir taraftan Türkiye de gezi olayları, diğer taraftan mısırdaki yeni firavunların darbesi, İslam düşmanlarının yeniden hortladığını gösterdi bizlere. Diğer bir ifadeyle küfrün islama ve Müslümanlara karşı tek millet olduğunu bir kez daha zalimlerin yaptıkları ile anlamış olduk.  Bazı liderlerin üzerinden İslam’a saldıran aslında özünde İslam ve Müslüman düşmanları olan bu ne idüğü belirsizler, fırsat buldukça fitne fesat ve tuğyanlıklarına devam ediyorlar.
Bazı sözde özgürlük mücadelesi verdiğini iddia edenlerin de bu oyunlara alet olması çok düşündürücü olsa gerek. Buna karşı Tevhit Adalet ve Özgürlük mücadelesi verenlerin başta Türkiye olmak üzere dünyanın her yerinde rehavete kapılmaları, kendi yapacaklarını, ülkelerini yönetenlere bırakmaları, liderlerin sanki İslam’ın temsilcileriymiş gibi görmeleri, ileriye dönük hiçte iyiye işaret değil.
Şöyle bir düşündüm de bu çevreciler yani insan hakları mücadelesini verdiğini iddia edenler, Van gölü gibi bir dünya değeri yıllardır yok olurken, kirlilikten hastalıklar oluştururken, tüm Van gölü havzasında kirlilikten suya girmeye cesaret edilemezken ve biz yıllardır bu çok büyük değeri gündeme getirmemize rağmen kıllarını bile kıpırdatmayanlar acaba birkaç tane ağaç için neden ayaklandı?  Bana hiç dürüst ve samimi gelmiyor bu geziciler.  Gezicilere söylüyorum siz çevreci değilsiniz, kesinliklede olamazsınız. Siz aslında çevreyi katledenlersiniz, bunu da yaptıklarınız ile gördük. Amacınız üzüm yemek değildi bağcıyı dövmekti.
 Van çok önemli iki deprem geçirdi acılarını yaralarını hala saramadı. Her ne kadar halkı ve başbakanı aldatanlar depremi gündemimizden çıkardık dese de biz deprem yaralarının artarak devam ettiğini aşağıda sıralayacağız. Bu çevreciler iki yıldır nerede? Van’da her haliyle bir çevre katliamı yaşanıyor çamur toz duman taş çakıl gürültü gibi. Daha sayacağımız, birçok çevreyi bunaltan kirlilikler için neden yürümediniz eylemler yapmadınız?
 Her kesimin bildiği yukarıdaki gündemden sıyrılıp Van’da neler oluyor bu aralar biraz da bu konulara değinelim.
Yarın Allah izin verirse mübarek ramazan ayına gireceğiz. Deprem sonrası yapılan Toki ’ler, tabiri caizse susuzluktan kerbelayı yaşıyor. Kazılan 10 kuyunun sekizi kurudu. Toki sakinleri susuzluktan her gün eylem yapıyor, hakikaten kan ağlıyor, ama dinleyen yok, soran yok, sorunları kapatmak için her şeyi yapıyor bizim muhterem muktedirlerimiz, merak edenler, Toki’ de sorunlar yok diyenler dürüstlerse gelsinler beraber bakalım. Susuzluktan cevrede kokudan geçilmiyor. Halkın başına bela ettiğiniz, ama ne yaptıklarını sorgulamadığınız, denetlemediğiniz, sözde bir yönetim var, çevredeki pislikten ve bakımsızlıktan dolayı binaların içinde, koridorlar da kokudan durulmuyor.
Çevredeki çöpler kaldırılmıyor, ne yöneticisi belli, ne çalışanı, ne temizlikçisi halk feryat ediyor ama nafile karşısında muhatap yok. Bu sözde yönetici diye atadıklarınız sadece para isteyince ortada görünüyorlar. Şimdi sorunu çözemeyenler toki sakinleri kendi yöneticilerini seçsinler diyecekler muhtemelen. Bunu söylerken kendileri de inanmıyor aslında bu ifade sadece kaçmak için söylenen bir söz. Çünkü kimse kimseyi tanımıyor her haliyle bir düzensizlik var belirsizlikte ayrı bir sorun. Zaten aklı başında sorunları dürüstçe çözmek isteyenler olsa gidip yerinde sorunların ne boyutlarda olduğunu görecekler yeter ki görmek ve çözmek istesinler.
 Gerçi hakkını yememek lazım AK parti il başkanı Sayın Abdullah Aras Bey gidip halkın bütün sorunlarını dinliyor hatta vatandaştan fırça da yiyor. Ama Sayın Aras’ın iyi niyetini ve yoğun çabasını Van halkı görüyor ve biliyor ancak beklenti artık bu sorunun bir türlü çözülmesi. Ben samimiyetinden ve çabasından dolayı sayın arasa teşekkür ediyorum Van halkı adına. Şunu da belirtmekte fayda var halk susuzluktan kan ağlarken, kendisini araçların önüne atarken, yolları kapatırken, kokudan pislikten Toki’ler de duramazken, vicdansız bir iş adamı yani işi tutan iş adamı su vanasını kendi işini görmek için özel işine bağlayarak beton santralinin işini yaptırıyor.
Halkta her gün eylem yapıyor. Bu kentin bazı idarecileri yöneticileri de çıkıp basına halkın gözüne baka baka bu kentin hiçbir sorunu yok diyor. Yazık günah değil mi. Ve ne acıdır ki sizlerde göreceksiniz bu zatlar yarın ramazan ayında çıkıp ibadet şölenlerine katılacaklar çok hayır yapan insanlar olarak her türlü riya ve gösteriş tende uzak durmayacaklar. Daha neler neler halk her şeyi görmez, ama her şeyi bilen ve gören Allaha karşı ne diyeceksiniz hiç düşündünüz mü? Bu halkın eli sizlerin yakasında olacak çok adaletsizlikler var çoook. Toki susuzluktan kavrulurken suyu halka vereceğine kendi özel şirketine bağlayan ihaleyi alan firmaya, neden bilinmesine rağmen hiç bir şey denilmez? Çünkü güç meselesi ağır ağabeylere kimse gık diyemez, derlerse onlarında suyu kesilir.
İşte halk susuzluktan kerbelayı yaşarken bu suyu kendi özel şirketine bağlayan önemli zat bu ülkede çok önemli ihaleleri de götürüyor tabi ki. Öyle ki Van kamuoyunda hem eski bakan Sayın Hüseyin Çelik’in hem de Van valisi Sayın Münir Karaloğlu’nun tek adamı olarak lanse ediliyor. Bu nasıl iş yürütme varın siz düşünün. Piyasada en çok AK partili görünürler. Zaten hep böyle olur, genelde yâda yerelde iktidar olanlar gerçek adamlarını tanımazlar. Hep işlerin nasıl yürütüleceği insanlar bir türlü bulunur. Bu konuyu daha önceki (OMURGASIZLAR) başlıklı yazımda ayrıntılarıyla yazmıştım tekrar okumanızı isterim.
Yukarıda da belirttiğim gibi yarın dan  itibaren mübarek ramazan ayına gireceğiz inşallah. İslam dininin temel prensibi olan adaletin hâkim olacağı, sadece bu ayda değil, adaleti, hakkı, doğruyu, hayrı, iyiliği, dürüstlüğü, bütün hayatımıza yansıtan, yetime, yolda kalmışa, hakkı yenilene, ezilen halklara yardım etmeyi bütün ömrüne yayan insanlar olmayı, kuranı ve resullerini doğru anlamayı Allah bizlere nasip etsin. Yani bizim değil orucun bizi tutmasını yüce rabbimizden niyaz edelim.
Tabi bu dualar yaşayarak istenilirse kabul edilir anlayışını unutmamak lazım. Eğer bizim ibadetlerimiz namazımız İnancımız bizi dünyanın her yerinde ve yanı başımızdaki zulümlere haksızlıklara insan ölümlerine karşı durmamızı sağlamıyorsa, yaşadığımız ildeki çevremizdeki sorunlara pisliklere seyirci kalıyorsak, bilin ki bizim Allah inancımızda kişiliğimizde çok önemli sorunlar vardır. Allah bizleri 11 ay zulmeden yalan konuşan, haksızlık eden, her türlü fırıldaklık çeviren, idarecilerden siyasilerden yöneticilerden ve uyuyan halktan etmesin, sonra başımıza dürüst kesilen sadece ramazan Müslümanlarından da etmesin, Allah bütün yaşamımızı hayır ve iyilik üzere devam ettirsin.
İnşallah özü sözü bir olan, her yerde aynı karaktere sahip olan, dik duran, menfaatini insanlıktan önde tutmayan, halkını düşünen, doğru konuşan, halk aç susuz perişan iken gamsız sorumsuz şov yapmayan, idareciler görürüz hayatımız da. Yazımın başında da belirttiğim gibi dünyanın birçok ülkesinde yaşanan savaşlarda zorbalık yapan halkına zulmeden firavunları Allah mutlaka perişan edecektir. Allah sabredenlerle beraberdir.
 
 
 
 
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —