A. Baki KARACA

Tarih: 03.03.2013 22:56

AH BENİM ‘ÜNİVERSİTELERİM’

Facebook Twitter Linked-in

AH BENİM ‘ÜNİVERSİTELERİM’
 
Yazılarımda genelde yaşanan gündeme ilişkin konuları yazmaya, kamuoyu ile paylaşmaya çalışıyorum. Ancak yazılarımı tam bir bütünlük içinde okumayanlar, önceki yazılarıma da bakmadan önyargılı olabiliyorlar ve yanlış yorumlarla da kendilerini aciz durumda bırakıyorlar. Yazının muhataplarına şunu da belirtmekte fayda var. Yazıyı kaleme alırken düşüncelerine ve dürüstlüklerine inandığım dostların da fikirlerinden, desteklerinden faydalanıyorum. Hata yapmamak için, vicdanımın rahat etmesi için ince eleyip sık dokuyorum anlayacağınız. Bu arada destekleri için dostlara da teşekkür ederim.
 
Oysa konuları doğru anlamak için samimi, önyargısız, ayakçıların dolduruşundan uzak kalarak bunu başarabilir, kendimiz oluruz. Yazıyı yazanı da asıp kesmeden, hakaret etmeden, gülünç duruma düşmeden anlamış oluruz. Bilinmeli ki; amacımız daha doğru işler yapılmasını sağlamak ve başarılı sonuçlar almaya yardımcı olmaktır. Aksi halde kimseye pabuç bırakmayacak kadar da eyvallahsız olduğumuzu hatırlatmaya gerek yok sanırım.
 
Hakikaten dedim ya amacımız hiçbir zaman bağcı dövmek olmadı. Kişi ve kurumlarla kişisel sorunlarımız da olamaz. Eleştirdiğimiz yetkilileri kişisel olarak tanımıyoruz, ki bu çok fazla önemli de değil zaten. Önemli olan kurumlarının başarısı ya da başarısızlığı, yani bizim değerlendirme alanımıza giren, kurumsal çalışmaları, yaptıkları veya yapamadıklarıdır. Sadece doğup büyüdüğümüz, muhtemelen öleceğimiz yer olan Van’ımızın mevcut sorunlarını duyarlı bir gazetecilik anlayışı ile gündeme taşıyıp yetkililerin dikkatini çekerek sorunlarımızı çözmeyi hedefliyoruz.
 
Gerek 100.Yıl Üniversitesi, gerek YURTKUR, gerekse TEDAŞ gibi kurumlarla ilgili yazılarımızda zülf-i yare dokunarak sorunların çözümüne ön ayak olmaktan başka hiçbir beklentimiz olmamıştır. Mevcut hükümetin dünya sıralamasında, ülkemizi bu kadar üst sıralara taşıdığını ısrarla iddia ettiği bir dönemde, ilimizin de dünya markası olmasını istemek benim olduğu kadar bu kentte yaşayan herkesin ortak beklentisidir bilesiniz. Ama ne acıdır ki aklıselim düşünen hiç kimse, ilimizle ilgili bu olumlu cümleleri söylemek istese de söyleyemiyor. Söyleyenler de koltuğu korumak adına tepeye yaranmak için yanlış bilgiler veriyor. “Her şey yolunda, memleket güllük gülistanlık”, dememiz durumunda adama demezler mi ki “bu kediyse ciğer nerede, ciğerse kedi nerede” diye. Dolayısıyla eleştiri kültürünü geliştirmek gerekir. Bu, Van kedisi resimlerini götürüp Ankara da Van’ı süslü göstermeye benzemez.
 
Bütün amacımız, emanetin ehline verilmesidir. Van, liyakatsiz insanlar yüzünden çok çekti. Bugünden tezi yok bu il için değişim her yer de şart kaçınılmaz görünüyor. Bu nedenle sıralamak gerekirse;
1- Emaneti taşıyanlar önce çok dikkatli olmalı, emanete liyakat göstermeli
2- Ehli olmayanlar emaneti-görevi istememeli, ki bu büyük bir erdemliliği gerektirir.
3- Ehli olan emaneti almaktan kaçmamalı.
 
Emanet, ehline verilmeyince kıyametler kopuyor. Yani toplumun bozulması, ahlaksızlığın artması, yalanın ahlak edinilmesi, halkın aldatılması, hayâsızlığın, rüşvetin artması, bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul verilmesi gibi haksızlık ve zulme mahkûm etmek vs. vs. daha çok bu tür toplumsal haksızlıkların bu anlayıştan beslendiğini göstermeye çalışıyoruz. Bir yanlışın, bir haksızlığın ne tür kötü sonuçlar doğurduğu ortada, umarım ders alırız.
 
YURTKUR’da sorun yok, öğrenciler çok memnun denilebiliyorsa buyursunlar, objektif bir anket düzenleyip, öğrenci memnuniyetini gösteren istatistiksel sonuçları bizlerle paylaşsınlar. O zaman biz de bunu sitemizde ve ulusal basında paylaşalım. Ama unutmayalım ki kafamızı kuma gömerek ve görmezden gelerek bu işin üstesinden gelemeyiz. Yurtlarda kalan yaklaşık 6000 öğrenci Türkiye’nin farklı farklı illerinden gelmektedirler. Bu öğrenciler yarıyıl tatiline girdiler. Gittikleri illerde aileleri, arkadaşları, hemşehrileri sormayacaklar mı “yurtlarınız nasıl, memnun musunuz” diye? Verilen olumsuz cevaplar bu kentin önemli bir gelir kaynağını oluşturan öğrenci sayısını ve ilimizdeki 100.Yıl Üniversitesinin tercih edilirlik yüzdesini ne denli olumsuz etkileyecektir, bunun hesabını da yapıyor mu bu kafalar?
 
Evet dostlar, biz bu kentteki güzel çalışmaları da yeri geldiğinde sizlerle paylaştık. Ama eksikliler ve yanlış uygulamalar da yeri ve zamanı geldiğinde sizlerle paylaşılmalı, bunun mesleki ve vicdani görevimiz olduğunu kimse unutmamalı. İlin bazı vekil ve idarecilerinin kentin sorunlarını çözmek için çalıştığı bir dönemde, kurumların başında bulunan amirlerin bu tempoya ayak uydurması elzemdir. Aksi durumda fatura maalesef bu kentin sakinlerine çıkmaktadır. Sonrası, zaten parası olan kesimi çok da fazla ilgilendirmiyor.
 
100.Yıl Üniversitesi ile ilgili yazdıklarımızda, faturayı mevcut rektöre tabi ki çıkarmıyoruz. Tabi ki bu üniversite kendilerinin döneminde kurulmadı. Tabi ki bu sorunların tek müsebbibi kendileri değillerdir. Ama şunu sormadan edemiyorum; çevre illerde bulunan Atatürk Üniversitesi, Fırat Üniversitesi, Dicle Üniversitesi, Harran Üniversitesi, İnönü Üniversitesi, Cumhuriyet Üniversitesi vb. üniversitelerle kıyasladığımızda, gerek fiziki gerek tercih edilirlik durumumuz nedir? Kurulduğu tarihten bu yana Ziraat Fakültesi bulunan üniversitemizin kampus alanında kaç ağacı vardır. Her yıl binlerce fidan dikiminden bahsediliyor, birçok kurumun binlerce fidan diktiğine dair basında çarşaf çarşaf haberler çıkıyor. Sahi dikilen bu fidanlar nerede? Allah aşkına biri açık yüreklilikle çıkıp açıklar mı? İlin problemlerini çözmeye yönelik kaç proje ve çalışmaları olmuştur? Üniversitemizin akademik kadrosundaki profesör ve doçentlerin sayısı kaçtır? Bu kadroda bulunan hocalarımızın ulusal arenadaki başarılı çalışmaları nelerdir? Batıdan üniversitemizi tercih eden öğrencilerin oranı nedir? Bu öğrencilerin aynı bölümlere yerleşmedeki taban puan oranı kıyaslandığında durumumuz nedir? Üniversitemiz Fakülte ve Yüksek Okullarından mezun olan öğrencilerin KPSS sınavlarındaki başarı ve iş bulabilme oranı nedir? Yatay geçişle başka üniversitelere geçmek isteyen öğrencilerin oranı nedir? Bunun gibi bizim ve bu kente yaşayan insanların merak ettikleri istatistiksel değerleri bizlerle paylaşmanız bizleri ziyadesiyle memnun edecektir. Çünkü bu sorular, ilgili her kurum ve kişi için geçerliliğini korumaktadır.
 
Peyami Hocam, siz uzun süredir 100.Yıl Üniversitesinde çeşitli kademelerde hizmet vermektesiniz. Yapmış olduğunuz olumlu çalışmaları da her zaman takdir ederiz, ettik de. Fakat sizin de kabul etmeniz gerekir ki 100.Yıl Üniversitesi 30 yıllık bir üniversite olmasına rağmen kendinden sonra kurulan birçok üniversiteden geri kalmıştır. Bunda ilimizin imkânsızlıkları bölgesel, politik ve güvenlik ile ilgili eksiklikleri önemli bir rol almış olabilir. Ama unutmayalım ki liderler; olumsuzluklar ve krizlerin olduğu dönemlerde ortaya çözüm önerileriyle çıkanlardır. Karanlığa söverek bir yere varamayız. Öyleyse mutlu ve yaşanılır bir Van için bir mum yakalım. Bizden sonraki nesillere güzel bir miras bırakalım.
 
Üniversiteler sadece bilimin üretildiği yerler değil, aynı zamanda bu üretilen bilimin topluma ve ülkeye nasıl mal edilebileceğini örnekleyebilen uygulama alanlarıdır. Kökünden kopmuş ve toprağa iliştirilmiş bir ağaç nasıl ki mümkün değilse, üzerinde yaşadığı halktan ve toplumdan kopmuş bir bilgi örgütlenmesi de mümkün olamaz. Üniversitelerimiz artık kendine gelmeli ve batının ideolojik ajanlığına prim vermemelidir.

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —