admin admin

Tarih: 02.01.2013 13:38

VESAYET VE İRADE

Facebook Twitter Linked-in


                                                VESAYET VE İRADE

      VESAYET: Vasilik:'Vesayet ve himaye altına giren bir devlet istiklalini yitirir.' H. Taner.  Himâyecilik, himâye etme, çocuğu ve kısıtlıları, bunların koruma ve idare işleri, sömürgecilik dominyon politikası MK MD. 346, 361 vs. Başkası adına iş yapma.  Velileri olmayan küçüklerle kısıtlıları korumaya ilişkin hukuki rejim. İradesi olmayanın vasisi olur…

      İRADE: Sözlükte 'istek, arzu, dilek, emir, sevk ve güç' gibi manalara gelmektedir. İradenin insanların iş ve davranışlarını etkilemesi bakımından çeşitli tanımları yapılmıştır. Buna göre irade; bir şeyin yapılmasına da yapılmamasına da muktedir olan hayat sahibinin bu iki şıktan birine kendi isteğiyle hükmetmesidir. Ya da düşüncenin ortaya koyduğu bir gayeye doğru gitme hareketidir.

Kur'ân-ı Kerim'de irade kavramı toplam 138 yerde geçmektedir. Bu hem Allah'ın iradesini hem de kulun iradesini kapsamaktadır. İrade Cenab-ı Hak için olunca küllî, kul için olunca cüz'î olur. İnsandaki irade akıl ve düşünce kabiliyetine göre şekillenir.

 

       Rabbimiz insanın saygınlığını yüceltmek adına ona irade bahşetti. İrade ancak ve ancak özgür bireylere atfedilecek bir meziyet olsa gerek. Akleden kalbe sahip irade adil ve özgür olabilir. Çünkü yüce rabbimiz bizlere tercihte bulunmamız için seçenekler sunmaktadır. Öncelikle bilinçli bir tercih yapabilmemiz için sorgulamamız ve bilmemiz gerektiğini Kur'ân-ı Kerim'de bize hatırlatır. Bizi var kılan ve varlık sahnesine çıkaran Rabbimiz irade göstermemiz adına imtihan sahasına akıl ve kalp ile donatarak yüce bir varlık olabilmemiz gerektiğini ve bunun için de vahiy ile niyetlendirdiğini görmek zorundayız. Dolayısıyla temiz akıl sahipleri olarak farkında olmak ve sorgulamak için de önce bilgi gerekli. Bilme ve akletme yolculuğunda sürekli daha iyiye ve doğruya ulaşma adına sorgulamak çok önemli. Verili, öğretilmiş, aşılanmış vs. Değerlere karşı sorgulayıcı, temiz akıl çok önemli. Modernizm ve gelenek arasında sıkışmış insanımız, kendisini çepeçevre kuşatmış bu tutsak edici bağlardan kurtulması ve kendi olabilmesi hayati bir önem teşkil etmesi gerekmektedir. Yani irade sahibi olarak var olabilmesi için bu bağlardan kurtulması gerekir.

   

    İşte tam bu noktada vesayetin nasıl oluştuğunu sorgulamak gerekir. Vesayetin oluşum sürecine baktığımızda hep irade zayıflığının olduğunu görürüz ya da iradenin hiç olmadığını görmek mümkün. O zaman diyebiliriz ki iradenin olmadığı yerde vesayet başlar, iradesizlik vesayetin iliklere kadar işlenmesine yol açar. Bizleri çepeçevre kuşatmış vesayetleri kırabilmek için öncelikle birey olarak çok güçlü bir varlık göstermemiz gerek. Yani kimlik olarak kendimizi inşaa etmemiz ve netleşmemiz gerek…

   

   Küresel anlamda ABD vesayeti, Türkiye sınırları içinde Kemalist vesayet, bölgemizde ise PKK vesayeti insanların iradelerini yok etmek durumundalar. Bu da tek başına zulüm odaklı olduklarını gösteriyor. Bunların en çok korktukları şey ise sorgulayan iradedir. Sorgulayan irade: özgür ve üretici olur, kalıpları yırtar, oyunları bozar vb… Taze bir soluk gibi diriltir ölü bedenleri. Hayatın atar damarları olur. Doğanın özgür ruhu ile bütünleşir. Fıtrat veya Öz yolculuğunu başlatır. Yabancılaşma, yozlaşma, asimilasyon, zulüm, sömürü, tutsaklık vb. Son bulur… Onun için vesayetin olduğu yerde adalet olmaz, özgürlük olmaz; kin, nefret, kavga bitmez… Onun için yüce kitabımız Kur’an bizleri kendimizi keşfetmeye çağırıyor. Kendinize gelin diyor. İradenizi kullanın diyor. Akleden, irade ortaya koyar yani varoluş sürecine girer. Özüne doğru yolculuğunu başlatır.

 

    ROBOSKİ olayı da bizlere bir kez daha irademizi hatırlatıyor. Devlet ve PKK arasında kalmış bir halkın iradesi nasıl ortaya çıkacak? İki zıt kutup gibi görünen ve aslında birbirlerini besleyen bu vesayetler bu katliamın perde arkasında kartlarını oynuyorlar yine. Bu olayda en çok karlı çıkan ve bu olayı iyi kullanan PKK (BDP) oldu. Kendi vesayetini dayatmak için kullandı. Bu vesayetler tepeden inmeci (jakoben) bir anlayış ile kendi tercihlerini halklara dayattılar. Halkları kendi söylemlerinde mahkûm bıraktılar. Halklar için irade ortaya koyma zamanı hala gelmedi mi? Akleden bir kalp ile sorgulamanın zamanı gelmedi mi? Bizler her zaman zorba vesayetlerin karşısında durarak var olabilmeliyiz ki özgür irademiz şekillensin.  Bu oyunları bozmanın yolu ezber bozmaktan geçiyor, irade ortaya koymaktan geçiyor. Halkların iradelerini yok ederek var olan bu vesayetleri kırmak duası ile…

                                                                                                               Yıldırım BOZKURT


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —