admin admin

Tarih: 09.11.2012 13:43

Eğitimde, Öncelikle İnsanın Değerliliğini Anlatmalıyız

Facebook Twitter Linked-in

Eğitimde, Öncelikle İnsanın Değerliliğini Anlatmalıyız
 
Aile kuran her ebeveynin en büyük hayalidir çocuklarının olması. Çocukların bebeklik ve ilk çocukluk dönemleri aynı zamanda anne ve baba için aslında en rahat zamanlardır. 6 yaşına kadar çocuklar evlerin maskotu, aynı zamanda sevgi yumağının temel kaynağıdırlar. Çocuk 5-6 yaşına geldiğinde ise endişe ve telaş dönemi gelmiştir.
 
Çünkü evin temel neşesi olan çocuk artık büyümüş ve okul çağı gelmiştir. Okula başlayacak olan her ne kadar çocuk olsa da, çocuktan daha çok heyecanlanan, düşünen ve telaşlanan yine anne babadır. Her anne baba çocuğunun en iyi eğitimi almasını, geleceğini kurmasını ve kurtarmasını ister. Bunun için de imkânları çerçevesinde en iyi okullara göndermek için her zorluğu göze alır ve her yolu denerler.
 
Tam da bu noktada hem anne-babaların hem de var olan eğitim sistemimizin en çok göz ardı ettiği gerçeklik ise çocukların kendilerine has olan biricik olma özellikleridir. Hiçbir insanın bir benzeri asla söz konusu bile olamadığına göre şunu her daim aklımızda tutmalıyız ki her çocuk parmak izi kadar birbirinden farklıdır ve özeldir. Hayatları boyunca hem yaşamsal deneyimleri, hem düşünsel yapıları, algıları vs. hep farklılıklar arz edecektir.
 
Bu farklılık özellikle biz öğretmenlere ne gibi sorumluluklar getiriyor? Eğitimciler olarak bizler ve veliler olarak anne babalar neleri sürekli akıllarımızda tutmalıyız?
 
Öncelikle çocuklarımızı küçük, doğru düşünemeyen, kararlar veremeyen bizlere tamamen bağımlı bireyler olarak değil, aksine insan (düşünen, konuşan, kararlar alan ve bu kararları sonucunda da yaşantıları oluşan bireyler) olarak görmeliyiz. Onların da kendilerine göre düşünceleri, hayalleri ve yaşantıları vardır. Bizler onları bu konuda ne kadar ciddiye alır ve desteklersek, onlar da kendilerini değerli görmeye ve kendilerine güvenmeye başlayacaklardır. Bu da beraberinde değer vermeyi, özgüveni ve başarıyı getirecektir. Okul çocuklarımızın kalıplarını kırdıkları ve yeni bir dünyaya adım attıkları yerdir. Tıpkı tüm dünyası yumurta olan civcivin, gelişebilmesi için yumurtanın kabuğunu kırıp içinden çıkması gerektiği gibi.
 
 Çocuklarımız okula başladıklarında yeni bir dünyaya kanat açmış olurlar. Onlara hayatlarının bu yeni yolculuğunda doğru bir rehberlik yapabilirsek, gerektiği kadar destek ve imkânlar sunarsak onların sağlıklı bir şekilde yol almalarını sağlamış oluruz. Bunun ilk ve temel gereksinimi ise sevgi ve ilgidir. Tüm insanlık olarak çocuklarımızı sevmeli ve onlarla ilgilenmeliyiz. Onlara sevgimizi vererek değerli olduklarını fark etmelerini sağlamalıyız.
 
Her insanın dünyaya bir kez geldiği gerçekliğinden yola çıkarak yaşamın kalitesini arttırmanın yollarını keşfetmelerini sağlamamız gerekir. Bunun için de yaptığı işlerde sadece kendine yönelik hesaplar değil, aksine tüm insanlığın yararına hesaplar yapmasını ve bundan haz almasını öğrenmesi gerekir. Yeryüzünde bizlerden önce milyarlarca insan yaşadığı gibi bizden sonra da aynı şekilde milyarlarca insanın yaşayabilmesi için bizlerin bireysel sorumluluklarımızın bulunduğunu fark etmelerini sağlamamız lazım.
 
İnsan yeryüzündeki en değerli varlıktır. Çocuklarımızın insan oldukları için değerli olduklarının farkına varmalarını sağlamalıyız. Bunun için de çocuklarımıza sınıflarımızda ve yaşamsal her alanda insanların önemli olduğuna yönelik davranış örnekleri sunmalıyız. Örneğin paylaşmayı, dayanışmayı davranışlarımızla ve gerektiğinde bu davranışlarımızı anlayabilecekleri bir dil ile ifade etmeliyiz. Şunu her zaman hatırımızda tutmalıyız ki çocuklarımızın anlayabilme seviyelerine uygun (basit) yapacağımız paylaşımları daha iyi anlamaları mümkündür.
Abdullah almaz
Özel eğitim sınıf öğrt.

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —