A. Baki KARACA

Tarih: 29.10.2012 20:30

DEPREM SONRASI HÜKÜMETTEN/BAŞBAKANDAN BEKLENTİLERİMİZ

Facebook Twitter Linked-in

DEPREM SONRASI HÜKÜMETTEN/BAŞBAKANDAN BEKLENTİLERİMİZ
               Sevgili okurlar, geçen haftaki yazımdan sonra oturup düşündüm. Köşe yazarlarının, her yapılanı eleştirmek veya övmek gibi bir tercihte bulunmak mecburiyetleri mi var? Elbette böyle bir seçenek arasında sıkışıp kalmak ahlaklı ve adil bir tercih olmaz. Bizim de böyle bir çabamız olmadı olamaz da. Zira yaptığımız eleştiriler, idarecilerin, siyasetçilerin ve elinde yetki olanların daha çok başarılı olmalarını istemeye dönüktür. Onlar halka ne kadar iyi hizmet eder, insanlık için doğru çabalar içinde olurlarsa, bu hepimizin faydasınadır ve biz de zaten bunu istiyoruz.
  Eleştirilerimin tek sebebi budur ve böyle bilinsin istiyorum. Ayrıca Ak Partili bazı yöneticileri eleştirmemiz, eksiklerini dile getirmemizin akabinde; teşkilattan bazı siyasilerin ve bir sayın vekilin arayıp bazı eleştirileri kabul edip bazılarının isabetsiz olduğunu ifade etmeleri ve bunlardan ders çıkarmaya çalışacağız demelerini olumlu bir gelişme olarak görüyor ve mezkûr arkadaşları kutluyorum. Eleştiri kültürünü kavramaları, incelik göstermeleri son derece takdir edilecek bir durumdur. Her türlü eleştirimizi dikkate almaları, ciddiye alıp değerlendirdiklerini bizimle paylaşmaları; bende, eksikleri gidereceklerine dair olumlu bir izlenim bıraktı.
Bununla birlikte iktidar ve muhalefet kültürü ve anlayışının hala oturmadığını, iktidarın her şeyi iyi göstermeye, muhalefetin de her şeyi kötü göstermeye devam ediyor olması bu konuda önemli bir mesafe alınmadığını da göstermekte maalesef. Yani anlayacağınız, hala kim halka kendi istediklerini nasıl yaptıracağının, yanlışlarını nasıl daha iyi yutturabileceğinin çabası içinde. Gazeteciler de sağlıklı eleştirmeyip kendilerini bir taraftar gibi göstermeye çalışınca; hem yönlendirme hatasına düşüyor, hem de yanlışı, yanlış yönlendirmeyle pekiştirerek sorunun katmerleşmesinde rol alıyorlar. Bu da haliyle Van’da ak ile karayı ayır edememe çıkmazına sokuyor birçok kesimi.  Bu yazımda bütün bu çıkmazların, sürüncemenin ve zorlukların içinde bocalayan ilimizin bütün kesimlerinin tespit edebildiğim sorunlarını yazmaya çalışacağım.
İşe, öncelikle Van halkının hükümetten beklentileriyle başlayıp, sonrasında ise bu beklentileri farklı bir yöntemle kritize ederek, duruşumuzu göstermenin daha adilane olacağı kanaatindeyim.              
               Başbakandan/Hükümetten Beklentilerimizi Sıralayalım:
- Sayın Başbakan, depremden yeni çıkmış Van halkının, bu acılarını gölgede bırakacak güvenilir, vurdumduymaz olmayan, liyakatli, basiretli, va’dettiklerini yerine getiren, yalan söylemeyen, dürüst, cesur siyasetçiler ve idareciler istiyoruz.
- Okullar ve eğitim rezil durumda, ayaklar altında. Tamir edilmeyen ve öğrencisiz okullar olduğu gibi, bu okullarda okutulan öğrenciler de var. 
- Sayın Başbakan, TEDAŞ deprem dönemine ait tahsilât yapmasın!
- Belediye su paralarını almasın!
- Bankalardan esnafa yüklü miktarda ve sorgulanmadan kredi verilmesini sağlayın!
- SSK primleri silinsin!
- Vergiler silinsin!
-  Bu ilde hiçbir konuda halkın muhatabı yok, halk sorunlarını anlatacak muhatap bulamıyor. Başta depremden kaynaklı sorunlarını anlatacak bir adres bulamıyor. Nereye gitse cevap yok. Kimse ne yapıldığını bilmiyor. Birçok konuda belirsizlik sürüyor. Bunu düzeltecek tedbirler alın!
Esnafın hükümetten beklentilerine gelince:
- Deprem sonrası ticari alacaklarını tahsil edemeyen esnaf, çek ve senetlerini ödeyemez oldu. Bu nedenle ticari kredisi bozuldu ve ödemelerini yapmak üzere bankalara kredi için başvurunca yazılan çekler nedeniyle kredi alamadı. Her ne kadar Başbakanın baskılarına binaen banka genel merkezleri “deprem sonrası yazılan çeklerden kaynaklı esnafa kredi vermekten vazgeçmeyin” telkiniyle Van şubelerini ikna etmeye çalışıyor gibi görünseler de bu iş olmadı. Bir de ertelenen kredilerlerden yüksek miktarlarda faizler alınmaya başlanınca esnaf, pusuda bekleyen tefecilere muhtaç hale geldi. TOKİ konut ihalesini de yerli inşaatçılar alamayınca, yabancı TOKİ müteahhitleri geldikleri yerden ya da direk fabrikadan inşaat malzemesi aldılar. Vanlı esnaftan mal almadılar. İşçilerini de beraberlerinde getirince Vanlı işçiler işsizlikten kırıldı. Çünkü yerli müteahhitler yukarıdaki sebeplere binaen konut yapmayı sonraki yıllara ertelediler. Hem yeni şehir planının gelmesini bekleyen Belediyeden dolayı inşaat yapamıyordu hem de nasılsa üçkâğıtçılığın gereği buydu.

- Ticareti bozulan bu cins esnaf birbirlerine olan borçlarını da ödeyemez hale gelince birbirlerini tehditvari ve taciz edici sözlerle incitmeye başladı ve bunun sonucunda intihar edenler oldu. Şimdi siz varın halktan biri olun:  Bu hale gelen esnaftan mal veya konut alır mısınız? Elbette almaktan imtina edersiniz. Yüklü miktarda parası olan esnaf da bu hastalıklı piyasa şartlarında ticaret yapma gibi bir babayiğitlik göstermeyince, paralarını il dışındaki yatırımlara kaydırdı. Piyasa bu krize boğulunca dünün sağlam tüccarları bu gün üçkâğıtçılar diye anılmaya başlandı. Marketler kapanmaya, inşaatlar durmaya, beton santralleri TOKİ sonrasında beton satacak sağlam inşaatçı sıkıntısı çekmeye, bu nedenle ortaklıklar çözülmeye, aileler çatırdamaya,  velhasıl toplumsal çöküş baş göstermeye başladı. Ayda 2-3 milyon TL ödemesi olan esnafa da 100.000 TL gibi komik destek kredisi vermek isteyen Hükümet, sanki bu pozisyondaki esnafla alay eder gibi göründü.

- Bir umut daha var diyen inşaat esnafı, yıkılan sitelerden bir iş çıkar mı diye bekleyedursun; bir türlü gelemeyen imar planından kaynaklı olarak anılan umutlarını da yitirdiler ve soğuklar da başlayınca bir başka baharı bekler duruma düştüler.
        Peki, böyle bir görüntüden dolayı esnaf devletten değil de kimden destek beklesin. “Allaha tevekkül et! “  demek kolay.
 Habecilikte sorunlar çözülünceye kadar, devamlılık, takipcilik, istikrar adına kaçınılmaz bir olgudur. Haberciliğin bu felsefesinden yola çıkarak
Şimdi  geçen yazımdan önemsediğim  sonuç itibari ile bu yazımlada alakası olan bir bölümünü tekrar hatırlamanız için yayınlama gereği duyuyorum.
- Şimdi Sayın Başbakan!  Siz Van’ı Büyükşehir Belediyesi yapacaksınız değil mi?  Büyükşehir olunca işsizlik bitecek, Van halkına verilen sözler yerine getirilecek mi?  Bir yerin açılışı bir kere mi yapılacak yoksa aldatmak için üç kere mi? 

- Büyük şehir olunca Van’da Kürt Meselesi bitecek, insanlar artık ölmeyecek, kimse birbirini öldürmeyecek, analar artık ağlamayacak mı?
- Van’da İhalelerin, bir iki kişiye elden verilmesine son verilecek mi? Ve Emre USLU'nun Van ile ilgili yazısının tokilerde basına verilen evlerin sus payı olduğu ifadesinin dışında hepsine katılıyorum altına aynen imzamı atarım. Ben Emre USLU'nun yazdıklarını yıllardır konuşarak dile getiriyorum ve bir yıldırda yazıyorum. Kanaatimce USLU'nun elinde önemli belgeler var ve devamı gelecek.  Bende merakla bekliyorum sonunu. Bilir bilmez boş laflar sarfedenler, kendilerini biryerlere yamayanlar. başkalarının gölgesinde yatanlar kendi hiçbir yetenek ve özelliği olmayanlar birilerini koruyalım derken yarınlarınıda düşünmelerini öneririm kirliliklerin savunulacak tarafı olmaz. Yapılan haberleri ancak belgelerle çürütebiliriz, aksi halde zorda kalırsınız sizede beklemenizi öneririm.
- Sınır ticareti oy deposu olarak kullanılmayacak mı?
- Van gölü kirlilikten kurtulacak mı?
-  TOKİ fiyatları düşecek mi?
- Siyasiler halka yalan konuşmayacak mı?
-  Van kimsenin tekelinde olmayacak mı?
- Yolsuzluk bitecek mi?
-  İnsanlar ahlaklı olacak mı? İnsanlar yalan konuşmayı terk edecek mi?
- Tinerciler, gaspçılar, yan kesiciler, uyuşturucu tüccarları, kumarbazlar, bu kötü alışkanlıklarına son verecekler mi?
- Sınırda ölümler bitecek mi?
-  İnsanların çoğu haksız yere cezaevine konulmaktan kurtulacaklar mı?
-  Eğitimin kalitesi artacak, okullar velilerden para istemekten vazgeçecekler mi?
-  Zamlar duracak mı?
-  İnsan hakları ihlalleri bitecek mi?
        Eğer Van’ın bu sorunlarından haberiniz varsa; neden çözmediniz veya çözdürmediniz. O zaman sizin de Van halkına vereceğiniz hesabınız var Sayın Başbakan!


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —