A. Baki KARACA

Tarih: 15.10.2012 18:20

BİR ‘VAN TURİZM FUARI’NIN DAHA ARDINDAN

Facebook Twitter Linked-in

BİR ‘VAN TURİZM FUARI’NIN DAHA ARDINDAN
Van birçok sorunu ve sıkıntısı ile birlikte bazı etkinlikler de düzenliyor. Bu Pazar ‘3. Van Turizm Fuarı’nın açılışı yapıldı. Fuarda hem güzel şeyler, hem de gereksiz curcunalar vardı. Yapılan etkinliklerde tabi ki bazı eksiklikler olabilir ve küçük eksiklikler hoş görülür, hatta bazen görmezden bile gelinir. Ancak eğer bu eksiklik gözle görülür bir şekilde, tasarlanarak ve organize bir şekilde yapılıyorsa; orada da buna bir tepki koymek ve eleştirmek gerekir. Ayrıca Van’daki fuarlarda genelde gereksiz tartışmalarla bu kısır döngü yıllardır devam eder.
Belediye Başkanı’nı temsilen fuara katılan Selim BOZYİĞİT’e söz hakkı verilmemesi, suni bir gündemin oluşmasına neden oldu ve de hiç şık durmadı. Bana göre bu yapılan anti demokratik bir uygulama idi. Nitekim bakan dahil sağlıklı düşünen Ak Partililerce de tepkiyle karşılandı.
Kimileri ‘yanlış anlaşılmadan kaynaklı bir sorun yaşandı’ dedi, yani bilmeyerek, bazıları da ‘Selim BOZYİĞİT’ in memur olmasından dolayı söz hakkı verilmediği’ni ifade etti. Tabi ki bunlar kulislerde söylenen sözler. ‘Belediye başkanını, seçilmiş bir encümenin temsil edebileceği’ de gerekçe olarak gösterildi. Ayaklı gazetelerden sızan bilgiler resmi olmasa da, kısa zamanda herkesi bir dedikodu furyası içine çekti. Fuar alanında verilmeyen söz hakkından dolayı epey mesai yapıldı. Ama bana göre neresinden bakarsanız bakın protokolde belediye başkanını temsilen oturmasına izin veriliyorsa eğer, konuşmasına da her halükarda izin verilmeliydi. Yani verilseydi ne olurdu? İşte fuarın henüz başında böylesi bir sorunla karşılaştık. Anlayacağınız, anlamsız ve gereksiz kısır döngü, bu yıl da devam etti. Gerçi bakan GÜNAY konuşmasında ‘yanlış anlaşılma oldu haberim olsaydı sıkıntıyı giderirdik’ dese de başkan yardımcısı BOZYİĞİT o sıralar çoktan fuar alanını kurumu ile birlikte terk etmişti bile.
Bana göre bu söz vermeyişin nedeni, PKK’nın son zamanlarda silahsız ve savunmasız insanlara saldırmasından, yani şiddet ortamının artmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Van’da polis memuruna arkadan sıkılan silah, Bingöl’de birliklerine teslim olmak için götürülen silahsız ve savunmasız askerlere yapılan saldırılar, öğrenciler okullardayken yapılan saldırılar, duyguların kırılmasına da neden oluyor. Başbakanın da ısrarla ‘Kürtlerin de PKK ile arasına mesafe koyması’nı istemesi, hatta ‘tepki göstermesi lazım’ sözü devletin bütün kurumlarına sirayet etmiş. Her ilde idareciler aynı sözleri dillendirmeye başladı. Son zamanlarda, artık Kürtlerin de “edi bese/yeter artık” demesi lazım sözleri sıklaştırılmaya başlandı. Yani bu tür tavırlarla şunlar denmek isteniyor bence, daha doğrusu ben yaşananları böyle okuyorum. ‘Siz PKK’nın yaptıklarını kınamazsanız, biz de size şehir merkezinde açılışlarda, etkinliklerde söz hakkı vermeyiz, siz zaten siyaset yapma gibi bir amacı da kovalamıyorsunuz’ demeye getiriliyor karşılık olarak. Eğer böyle ise, yani benim okuduğum gibi bu süreci daha çok sığlaştırır, dönüşümü birçok alanda insanlara zarar verir. 
Evet, Van’ı tanıtmak için yapılan birçok etkinlik yetersiz olsa da, bilerek ya da bilmeyerek bazen yapılan açıklamalar kendi ayağına kurşun sıkan türden oluyor. Abalı Kayak Merkezi’nin yakılması olayının basına açıklanması ve PKK’ya yakın bir site olan ANF’de yakma olayını PKK’nın üstlendiği söylendi Vali Yardımcısı ve Kaymakam tarafından. Gerçi baktım, ANF’de arşiv ve geçmişhaberlerde böyle bir habere rastlamadım. Rastlayan varsa bilgi sahibi olmak isterim. Tabii ki kim yakarsa yaksın altı trilyon harcanarak yapılan bir kayak tesisine yapılan bu saldırı çok çirkin ve ahmakça bir şey olsa gerek. Bu saldırı ve yakma olayları beraberinde birçok kuşkuyu getirse de sorunun çözümüne kapı açacak gibi görünmüyor. Yani kimsenin işine yarayacak eylemler değil kanaatimce.
Ayrıca altı trilyonluk tesis yapacaksınız, bunu da özel bir firmaya vereceksiniz. O özel firma da buraya herhangi bir güvenlik görevlisi bırakmayacak. Yakılan tesisin parasını da devlet verecek, yani halkın cebinden çıkacak. Yine özel firma da yan gelip yatacak. Ne de olsa yetkililerle işleri tıkırında, bir kulisle her şey o biçim olabilir. Yani bu tür işlerde arkanız da siyaseten güçlü olacak ki sizden bir şey çıkmasın, kılıfına uydurarak iş devlete yıkılsın. Ne de olsa “terör” cümlesi geçiyor işin içinde, kimler bu “terör” cümlesi ile neler götürdü neler. Göreceksiniz Terör Yasasından faydalanarak Abalı Kayak Tesisi 500 milyarın üstünde devlete yaptırılacak, özel firma da yine orada işini aynen yürütecek.
Evet, işte Abalı Kayak Tesisinin yakıldığını basına açıklarken önce ürkek davranıyor bazı sivil toplum kuruluşları. Örneğin kahvaltıda birçok STK temsilcisi vardı, Abalı’ya kadar birçoğu tel tel döküldü yollarda. Bu açıklamayı sanki kendi hür iradeleri ile yapmıyorlardı gibi geldi bana. -Aslında gibisi fazla çünkü bu konuda bildiklerime dayanarak bunu ifade ediyorum.-  Kayak tesisi yakıldıktan tam 20 gün sonra, yetkililer tarafından birçok kuşkulu yaklaşım basın ve STK temsilcileri ile paylaşılıyordu. STK’lardan bazıları da bu sebeple olsa gerek ki açıklamadan uzak durdular, fırsatı bulup çaktırmadan kaçtılar, gelenler de kareye girmemek için köşelere kaçtılar. Anlayacağınız bu iş kimseyi sarmadı. Aslında kayak tesisinin güvenlikli olmadığını dolaylı olarak açıklamak istiyorlar. Bunu bilerek mi yapıyorlar bilmeyerek mi, bilmiyorum ama kış turizmine darbe vurduklarını, baltaladıklarını bilmeleri gerekir. Zaten fuarlarımız gibi kayak merkezine de dışarıdan gelen kimse yok, bundan sonra hiç olmayacak, görünen o. Gerçi fuara dışarıdan devlet kurumlarından birçok katılım vardı. Bazı illerin Kültür ve Turizm Müdürlükleri yoğun katılım göstermiş olsa da, yani “3. Devlet Turizm Fuarı” olsa da, dışarıdan katılım yine de göze hoş görünüyor. Ayrıca fuarda yapılan konuşmalarda da yukarıda belirttiğim olaylar etkili oldu. Bakan GÜNAY da Vali KARALOĞLU da yaşanan olaylara, benzeri açıklamalar yaparak “Yeter artık /Edi Bese” “bozmayın bu kardeşliği ne olur” dediler.
Aslında Van’da yapılan fuarlarda şu ana kadar inanılmaz bir kıskançlık olduğunu görmek hiç de zor değil. Birbirini çekemeyen kurumlar ve STK’ların başındaki bazı insanlar o kadar ileri gittiler ki, bazen bazı firmalara ‘fuarlara katılmayın’ diyebilecek kadar küçük, kişisel, bencilce düşünebildiklerini gösterdiler. Kendilerinin ve yakınlarının firmalarını fuarlara katmadılar, hatta birçok firmanın katılmaması için alttan oyunlar oynadılar ki, fuarı organize edenler başarısız olsun. Yani ben varsam iyi, ben yoksam herkesin canı cehenneme. Gerçi şu ana kadar düzenlenen bütün fuarlar çok sönük geçti ve bazı kişilerin şovuna dönüşen sıkıntılarla geçti. Yer sorunu, katılım sorunu, stand sorunu, büyük firma sorunu, fuarın adına uygun olmayışı vs. sorunları daha çok arttırabiliriz, ama önümüzdeki yıldan sonra inşallah artık bu sorunları aşabilmeyi ümit ediyorum. Yıllardır Van da herkesin ısrarla istediği Fuar ve Kongre Merkezinin önümüzdeki yıl düzenlenecek fuarda açılışının da yapılacağı söylendi bakan GÜNAY tarafından. Umarım önümüzdeki yıldan sonra göstermelik fuarlardan kurtulur. Geri dönüşümü olan, kendini, ilini ve firmasının tanıtımını gereği gibi yapabileceği alanlar ve koşullar oluşturulur. İnşallah fuar alanı ve kongre merkezi seneye yetişir, birçok konuda olduğu gibi yine mazeret ve sorunlar ileri sürülmez.
Bir diğer konu da milletvekili Gülşen Orhan Hanımefendinin açıklamaları. Haklı olarak bir yılda yapılan 27 bin TOKİ konutundan gurur duyduğunu, Van’ın su sorununu çözdüklerini adeta şahlanarak ve ısrarla belirtti. Ancak iktidar kanadı hep yaptıkları iyi şeyleri anlatıyor. TOKİ’lerin fiyatlarının çok fazla olduğuna, hatta halk 75 bin olan bu fiyata bile itiraz ederken, daha yüksek rakamlardan söz ediliyor olmasını hiç değerlendiren yok. İktidar kanadının Van temsilcileri biraz beklesinler. TOKİ’ler teslim edildikten sonra çıkacak sorunlarla birlikte açıklama yapsınlar. Şu anda görünen o ki TOKİ’lerde daha çok sorunlar çıkacak. Altyapı, ısınma, doğalgaz, elektrik, su, ulaşım, eğitim, çevre düzeni gibi birçok sorun Van halkını bekliyor. Erken konuşanlar, bu sorunlar karşısında yarın neler diyecek merak ediyorum. Hele köylerdeki sorunlar… Gidin bir takip edin, denetleyin köyleri, işler ne alemde, yetişecek mi, işler güvenle yapılıyor mu, denetim var mı, gibi o kadar sorun var ki sadece gidip yerinde izleyeceksiniz. 
VATSO başkanı Mirza NADİROĞLU’nun Van büyükşehir olacak, Van Fuar ve Kongre Merkezlerinin de büyükşehire yakışır gibi olmasını istiyoruz demesini de siyasilerin ciddiye alması, her haliyle güzel bir Van oluşturulmasının çabası olmalı. Yani çarpık kentten kurtulmanın tam zamanı. Siyasilerin uyanarak şimdi kendilerine gelme zamanı geldi.
 Uyanın uykudan, karizma sarhoşluğu zamanı bitti ve geçti artık bu işler. Konuşarak olmuyor, çalışarak ve samimiyetle oluyor.
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —