A. Baki KARACA

Tarih: 30.07.2012 16:33

CAMDAKİ BUĞUNUN ARDINDAKİLER

Facebook Twitter Linked-in

 CAMDAKİ BUĞUNUN ARDINDAKİLER
Başbakan Erdoğan AK Parti İl Kongresi için ilimize geldi. Bu nedenle de gelmeden önce Başbakan’ın geçeceği güzergâhlarda hummalı bir çalışma yapıldı. Kötü görüntüler ortadan kaldırıldı, bazı eksiklikler giderildi, yapılması gereken fakat bu zamana kadar yapılmayan birçok iş Sayın Başbakan’ın gelmesi sebebiyle bi-hürmeten yapılmış oldu. Keşke Başbakan ayda bir falan gelse, ilçeleri, arka sokakları, farklı caddeleri de bir gezse. Belki ilçeler de ara sokaklarda görünmeyen yerler de daha doğrusu Sayın Başbakana gösterilmeyen yerler de kendilerine çeki düzen verir ve eksik olan birçok hizmet de gerçekleşmiş olur. 
Başbakan geldi ve gitti. Onun birkaç saatlik teşrif buyurması hatırına günler önceden başlayan hay-huy, bir bardak suda fırtına koparmalar, ‘her şeyin en iyi olması için’ gösterilen gayretler de Başbakanla beraber geçti gitti. Böylece günlerce şehirde yaşanan hengâme de bu şekilde bitmiş oldu. Bu arada bir kere daha gördük ki; bu şehirde bütün kurumların doğru dürüst çalışması için (yani yalakalık yapmak ve yaranmak için) Sayın Başbakanın Van’a gelmesi gerekiyormuş. Vizontele’de “şehre civciv gelmiş” diyene “tek başına(mı)?” diye cevap veren o sahnede olduğu gibi, meseleyi hala aynı zaviyeden kavrıyor “gıymatlı böyüklerimiz”.
 
Bu durumda da bir vatandaş olarak insan şunu düşünmeden edemiyor; bizler bu temizliğe, bu hizmete layık değil miyiz ki, sadece Başbakan gelince birileri koşturmaya, çalışmaya başlıyor. Ya da biz zaten bir hiç idik, Başbakan gelince, gözü de gönlü de incinmesin diye onun için bir şeyler yapıldı biz de sebeplenmiş olduk. Kurdun hatırına kuşlar da bayram etti. Yazık, çok yazık. Hem ayıp, hem günah.
 
Hepimiz bilelim ki hizmet ‘Allah rızası’ ve ‘halk’ için olmayınca çok sırıtıyor, çok. Üstelik vatandaşın parasının bir günlük gösteriş için bu kadar çarçur edilmesinin vebali büyük, hesabı zordur.
 
Aslında Sayın Başbakanın da bu durumu bilmemesi mümkün değil. Yılların politikacısı, daha önce de belediye başkanlığı tecrübesi var, yani yerel dinamikleri ve yerel gerçeklikleri okuyamayacak çapsızlıkta biri değil. Bırakın başbakanı, bir ortaokul çocuğu bile geçtiği yolların taze kokusunu ve gıcır gıcır sırıttığını fark eder. Bunlar bırakın gözden kaçacak olmayı, göze batacak kadar taze. Gerçi o bilmese ne olur, çünkü Allah her şeyin doğrusunu ve neyin ne amaçla yapıldığını biliyor. Ama ben, bu koca şehrin düştüğü, düşürüldüğü bu ikiyüzlü durumu kabullenemiyorum.Yüce Allah bütün bunların hesabını sormayacak mı sanıyoruz?
 
Haftalardır Sayın Başbakan müjde verecek diye toplumu gaza ve stadyuma getirmeye çalışanlar da ne kadar gereksiz ve anlamsız konuştuklarını gördüler. Hiç utandılar mı acaba?
 
En azından; ‘bugüne kadar ne yaptık ki bundan sonra verilenleri ne yapalım’ der insan. Mesela Sayın Başbakan; en çok para gönderilen üç ilden birinin Van olduğunu biliyor ama, o kadar paranın, yapılan o kadar yatırımın nasıl heba edildiğini, nasıl yerlere yatırıldığını ve nasıl atıl duruma getirildiğini görmüyor, bilmiyor. Bir şeyler biliyorsa da doğrusunu bilmiyor. Ama durumu bizim açımızdan ve hakkaniyet nazarından bilmiyor. Bizim bildiklerimiz gibi değil, aktarıldığı kadar anlatıldığı kadar biliyor Sayın Başbakan. Yani her zaman dediğim gibi, ‘yanlış bilgilendiriliyor’.
 
Bizler devekuşu gibi başımızı toprağa gömdük, kendimizi kandırıyoruz da, her bir tarafımız feci halde açıkta, bunu birilerinin görmediğini düşünmek gibi düştüğümüz gaflet de üstüne cabası. Bakıyorum da, hiç laftan-sözden anlayan yok, yanlışlara devam. Hesap soran yok, sorgulayan yok, vicdan da olmayınca, hesapsızlık almış başını gidiyor. Başıboş bir memleket anlayacağınız.
 
Van’a yapılanları inkâr edecek değiliz, çünkü nankör değiliz. Ama Sayın Başbakanın yaptığı konuşmada Van’a yapılacaklar ile ilgili kısmında yeni hiçbir şey olmadığını, gördük.
Ayrıca istihdam arttıracak, Van’ın işsizliğine, Van’ın makûs talihine son verecek olan bir yatırımı bu şehir görmüyor. Gerçi bizim insanımız da bunda epey suçlu, geçen yazımda yazdım. Düşünün, memleketinize Başbakan gelecek ve sizin ona anlatacak bir derdiniz, iletecek bir sorununuz olmayacak. Adam kitleye hitap edecek, size yönelecek ve bakacak, pankartlara yazsaydın ya derdini. Afişlere kazısaydın ya feryadını. Başbakanın seni görmesini sağlayacak yollar aradın mı, bu yolda önüne çıkarılan engellerin hangisini aşma kararlılığı gösterdin ki. Tabii ki burada emniyet ve kollukçuların buna izin vermediğini, çok sıkı bir kontrol dahilinde vatandaşın stadyuma alındığını, sesini duyurabilecek imkanların daha suyun başından kesildiğini de biliyoruz. Ama bunu aşabilecek bir irade olmalı her zaman, bir kararlılık olmalı. Tabii pankart açanların başına neler geldiği de önemli bir caydırıcı unsur. Ama cesaret olmazsa olabilecek şey aşağılanmaktır. Oraya giderek ya da götürülerek sadece alkışlamak ise tek anlamın, işte orada Başbakanın salvolarını da, adam yerine konmadan şakşakçılık yaptırılmayı da, eline tutuşturulan bayrakları sallayıp, öğretilen sloganları savurmayı da, kendi memleketinde yabancı muamelesi görmeyi de hak edersin. Ya da buna maruz kalırsın… Neyse konumuz bu değil…
 
Van’ın bu kadar kamuya muhtaç olması, hatta özel sektörün yok denecek kadar az olmasının takibi, tahlili ve çözümü gerekiyor. Bunu da yine Sayın Başbakanın görmesi, incelemesi ve çözmesi gerekiyor. O ki Van’ı bu kadar çok seviyor, önemsiyor ilgi duyuyor Van’da seçimi kaybettiğinde üzülüyor asıl yapması gereken budur.
 
Bir de, arada bir gelir ve şehrin temizlenmesini sağlar ve en azından kendi geçtiği yolların çakır çukurunu kapattırırsa bize yeter başka ne isteyelim ki.
 
Haydi, sayın cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan buyurun Van’a gelin; bir toplum nasıl aldatılır görün, ikiyüzlü insanların sadece siz gelince geçtiğiniz güzergâhları nasıl temizlediğini, nasıl yolları onardıklarını görün. Sizin nasıl mahcup edildiğinizi görün.
 
Yazılarımda buna benzer sorunları, kirlilikleri, iki yüzlülükleri defalarca yazdım. Dinleyen, kulak veren, anlayan ve kendisini düzelten yok. Ama sizler gelince sizleri 10 kilometrelik güzergâhta götürüp getirdiler. Ama sizlere Van’ın asıl yüzünü, yani gerçekten çalışmadıklarını,  yolları defalarca yapıp yıktıkları perişan yerlere götürmediler. Başbakanını ve halkı aldatan kurum amirlerine karşı sizlerin de mutlaka diyeceği çok şey olmalı.
 
Şimdi bu kurum amirlerine sormak istediğim birkaç soru var: Yaptığınız işlerden dolayı vicdanınız rahat mı? Kendi kendinize hiç soruyor musunuz, neden Başbakandan önce ve sonra bu kent böyle temiz ve düzenli olmuyor. Tamam, bir ülkenin Başbakanı geliyor, baş üstüne. En iyi şekilde ağırlayıp uğurlayalım ama, Sayın Başbakanı makyaj yaptırılmış bir mizansenin içinde ağırladınız. Deprem yaşamış ve bu dağ gibi sorunların altında kalmış şehre dair ne bir yere götürdünüz, ne de dertlinin derdini anlatma imkânı yakalamasına müsaade ettiniz. Sahte görüntülerle günü kurtarmak için göstermelik hizmetlerden ötürü hiç yüzünüz kızarıyor mu, bunun hiç mi hesabını vermeyeceksiniz?
 
Önceleride İlimize üst düzey yöneticiler geldiğinde sadece belli yerlere götürülürdü. Oraya bir çeki düzen verilir, en güzel masa sandalyeler oralara taşınır, bakım onarımlarla o gün kurtarılırdı. Sonrası yine hüsran. Bundan sonra böyle olmamalı, bu düzen değişmelidir. Bu ülke bu ikiyüzlü, sahte, göstermelik hizmetlerden ötürü geri kaldı ve çok çekti. Beyler bilesiniz, bu yaptıklarınızla sadece kendinizi aldatıyorsunuz haberiniz olsun. Halk artık yutmuyor çünkü.
 
 

Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —