banner194

banner197

banner151

banner140

banner205

banner200

banner148

banner141

banner161

banner203

banner204

18 Kasım 2017 Cumartesi

ZAHİR SOĞANDA GÖREVDEN ALINDI!

Van’ın sorunlarına dair nezih bir röportaj ÖNERİLERE DİKKAT...!

01 Ocak 2015, 22:58
Van’ın sorunlarına dair nezih bir röportaj  ÖNERİLERE DİKKAT...!
banner76
 Öğretim görevlisi ve akademisyen yazar Can Ozan TUNCER İlaç Radyoda katıldığı sahipsiz mikrofon programın’da Van hakkında çok önemli açıklamalar yaptı…

 “1994 döneminde yaşanan köy boşaltmalardan, yakmalardan sonra Van’ın kent sosyolojisi, kent kimliği değişmeye başladı. Kitlesel bir göç aldık, bu göç diğer illerde olduğu gibi Van’da da başarılı bir şekilde yönetilemedi. Van’da sanayi, üretim, sosyal donatılar olmadığı gibi bunlara yönelik bir altyapı hazırlığı da mevcut değildi. Bu durum karşısında siyaset önemli bir çözüm üretemedi, devlet olaya sosyal politikalarla baktı, iş veremiyorsak sosyal yardımlarda bulunup mağduriyetleri giderelim mantığıyla baktı. Günümüzdeki siyaset anlayışını geçmişten kopuk değerlendiremeyiz, hemen her gün demokratik bir protesto ile karşılaşıyoruz. Kürt sorunu, kentin yerel siyasetinde ulusal politikadan bağımsız değil. Özellikle HDP-BDP kesimi bu konuyu çok dinamik tutuyor. Hemen her gün Kürt sorununu ve ardılı olan Çözüm sürecini konuşuyoruz, tartışıyoruz. Öte yandan Ak Parti eliyle yapılan yatırımlar var, bunları konuşuyoruz, tartışıyoruz. Belediyeler çoğunlukla BDP yönetiminde ancak biz bunların hizmetlerinden ziyade Kürt sorununu, çözüm sürecini konuşup tartışıyoruz. Kürt sorunu ve barış süreci konuları kendi mecrasında ve önemi büyüklüğünde tartışırken, diğer konuları da kendi alanları dâhilinde konuşmamız bu ayrıştırmayı artık yapmamız gerekiyor. Kısacası her zaman siyaset üstü konuları tartıştığımız için yerel sorunlarımız açısından ciddi sıkıntılar yaşıyoruz”

“Diğer sorunlarımızı konuşup tartıştığımız zaman diğer sorunlarla büyük tartışmalar arasına bir çizgi çekmemiz gerekiyor çünkü diğer sorunları konuşmadığımız zaman bunları aşmamız da zorlaşıyor.  Konuşulan bir diğer konu mesela, yerel seçimler zamanındaki aday öngörüleriydi. Mesela Hakan Fidan, Selahattin Demirtaş  gibi siyasetin  ve kamu idaresinin üst düzeyindeki insanların bölgeye gönderilerek buradaki sorunlarla uğraştırılacaklarını düşünmüyorum ya da en azından onları buraya gönderebilecek kesin stratejik kararlı bir irade olmadığını düşündüğümü belirtmek istiyorum. Kendimize güvenmediğimiz için o gelsin, bu gelsin diyoruz. Seçim zamanı AK Partiden 150-200 kadar aday adayı çıkıyor, BDP aday aday konusunda sayı bazında daha muhafazakar davranıyor, muhtemelen kırgınlık dargınlık yaşanmaması için sayı çok artmıyor. Ama Ak Parti Türkiye’nin geneline hitap ediyor, ciddi sayıda bir kesim var ayrıca bir rant beklentisi de yok diyemeyiz. Seçim zamanı insanlarda bir statü arttırma ihtiyacı da ortaya çıkabiliyor. Türkiye’de siyaset önemli bir araçtır, hiçbir şey olamazsanız da siyasetle bir şey olma şansınız var. Van’a dönecek olursak tekrar, dışarıdan onu bunu getirelim demekle olmuyor. Açın yerel gazeteleri sorunlarımız kar topu gibi yuvarlanıyor. Siz genel merkez olarak bu şartlarda, dışarıdan gelecek önemli, tanınmışayrıca da yöreye yabancı isimleri bu şehrin keşmekeşinde, sorun yumağında boğdurur musunuz?”

“Van’da dar kapsamlı bir siyaset anlayışı var, sorunlar çözülmüyorsa siyaset sadece siyaset yapmak için kullanılıyor. Basit kahramanlıklar üzerine siyaset mekanizması kuruluyor.  Van’ın bir sorun haritası yok, neresinden tutarsaksak elimizde kalıyor. En basiti daha on yıldır trafik sorununu bile çözemiyoruz.  Van gölü kirliliği hepimiz için büyük bir utanç kaynağı olmalı. Bakış açımız değişmedikçe kaç kişinin aday olduğu ne kadar önemlidir?”

“Merkezi Siyasetin Van’a bakış açısını çok başarılı bulmuyorum. Şuanda herkes işi Ankara üzerinden götürmeye çalışıyor. BDP kesimine bakınca da, Merkezi Diyarbakırlaştırmış durumda. Burası gariban. AK Parti tarafından bakalım, yine Ankara. BDP tarafından bakalım, Diyarbakır. Van,  Siyaset açısından merkez siyasetinin köşesine itilmiş gariban bir Coğrafya.”

“6 Ay sonramız zor, Neden Zor? Kent, kendi kendini yeniden  üretebilme kabiliyetine sahip değil. Bir yerde tıkanıyoruz ve tıkanıklığı açacak mekanizmaları kendimiz üretemiyoruz. Mutlaka dışarıdan bir yardım istiyoruz. Kendimiz konuşamıyoruz. Çok basit bir örnek verecek olursak;  Bugün Türkiye’de Van’ın, Bölgenin Sorunlarını, Diyarbakır olsun, Kürt sorunu olsun,Genel sorunları 50 kişi tartışıyor.Bu bölgeden  konuya katkı sunan kaç insan var?


 Sembolik düzeyde HDP’den Nazmi Gür’ü görüyoruz, AK Partiden Burhan Kayatürk ve Fatih Çiftçi’ye zaman zaman denk gelebiliyoruzulusal kanallarda.  Genel olarak baktığımızda İstanbul’da masa başında oturup, gazete veya köşe yazısı okuyup bizim sorunlarımız üzerine ahkam kesen 50-100 kişilik bir kadro üzerinden bizim sorunlarımız şekillendirilmeye ve çözülmeye çalışılıyor.


Biz böyle oldukça, aydın yetiştiremedikçe, sesimizi , düşüncelerimizi batıya entegre edip, duyuramadıkça daha çok sıkıntı çekeceğiz.

“Kürt Sorunu konuşmada, Türkiye yeni rahatladı.Çözüm sürecinin ortaya çıkardığı “dilde”, söylevde  rahatlama ve yumuşaklık var. Eskiden diyemediklerini, aklından bile geçirirken endişelendiklerinizi şimdi daha rahat söylüyorsunuz. Bu rahatlığın kıymetini bilmek lazım. Konu Sayın Rektörümüzün öncülüğünde üniversitemizde de gündeme alındı.Üniversiteye giden herkes,üniversitedeki değişimi, kente katkısını mutlaka görecektir.”

“Yine biz bu konuyu tartışırken Ne yapıyoruz? Dışarıdan adam getiriyoruz.  Bu konuyu kendi aramızda tartışmıyoruz ki, Dışarıdan, Ankara’dan, İstanbul’dan adamları getiriyoruz “Kardeşim burada konuş”. Geçen, Etyen Mahçupyan  yani Başbakanın başdanışmanının katıldığı bir program. Dışarıdan geldiler, bize bizim sorunumuzu anlattılar gittiler.”

“Kürt sorununu ülke gündemine taşımakta doğru  bir mekanizma yok.Hani burada akademik çalışmada yeterli bir enstrüman değil.Neden? Çünkü bugün  Partiler,  oy oranlarını belirlemek için, toplumun eğilimlerini ölçmek için üniversitelere başvurmuyor. Araştırma şirketlerine gidiyor. Açık konuşmak gerekirse,Araştırma şirketlerinin olduğu yerde, kimse akademiyi güncel tartışmalar içinde yeterince ciddiye almaz, akademiyi burada farklı kılacak şey anlamlı verilerle, tarihsel okumalarla geleceğe dair yol haritasının hazırlanmasına katkı sunmaktır .”

Van’ın Üniversitesi:

“Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi son iki yıldır, Rektörümüz Peyami hoca geçen dönemde yönetimdeydi. Bu dönem kendi yönetimini ele aldı ve üniversiteyi biraz daha normalleştirmeye başladı. Şimdi Kent-Üniversite işbirliği, Üniversite’nin normalleşmesinden geçer. Şuan üniversite normalleşti. Eskiden üniversiteyi dışarıdan takip eden biriydim, şimdi personeliyim.Gördüğüm şey, gerçekten üniversitede değişim var. Deprem yaşadık, depreme rağmen çok ciddi bir değişim var. Arzu var, istek var. Bundan sonra çıtayı daha da yukarıya çıkarmak gerekiyor ki, Peyami Battal Hocamız bu konuda istekli ve inançlı. Üniversitenin sürekli haberlerini okuyorsunuz gazetelerde, bunlar sürekli bir şeylerin olduğunu gösterir ve olacaklarında habercisidir.”

“Üniversite yeniden inşa ediliyor. Siz önce üniversiteyi bir çekim merkezi yapacaksınız. Ki bunun adımı atıldı. Bu neyle olur? Üniversitenin adıyla, birine vereceğiniz odayla ve bilgisayarla olmaz.Onlara sağlayacağınız imkanlarla üniversiteyi  İlk 500’e getirebiliriz. Şuan çok modern yurtlarımız var, ki iyileştiriliyor.Çevremiz,fiziki imkanlarımız, iyileştiriliyor.Bunu yaptıktan sonra, bir noktadan sonra bunun olmaması hayal değil. Çok ciddi bir hedeftir ve Şef çok önemlidir bu konuda, korodaki şefimiz. Ve bizim bu korodaki şefimiz, yani Rektörümüz Peyami Hocamız çok istekli ve çok inançlı, bu isteklilik ve inançlılığın hepimize sirayet etmesi gerekiyor. Sadece akademik personele değil, bütün personele sirayet etmesi gerekiyor. Her şey  inançla başlar. Rektör hocamız inanıyordu, deprem zamanı çabalarını da gördük. O inancı kendimize sirayet ettirmemiz lazım. O şekilde devam edeceğiz İnşallah.”

“Biz şehrin hep geçmişini övüyoruz. 1994 yılında Van, Ciddi bir göç aldı.O yüzden bu şehre gelenler, bu şehrin  tarihinden çok uzak. Ve Belediye başkanlarımızın profiline bakıyoruz, kent kültürüne ve tarihine yeterince hâkim değiller. Siz eğer kendi ideolojik perspektifinizden kenti yorumlamaya kalkarsanız, felaketlere davetiye çıkartırsınız. Kent kimliksizleşir ve kimlik bulması onlarca yıl alır.
Biz şimdi mevcut perspektifle belediyelerin Van’a çağ atlatmasını beklemiyoruz.Yani görünen köy kılavuz istemez.Ama bir şeyleri değiştirmek lazım. Az önce üniversiteden bahsettik, bir şeyler kolay olmuyor.Ama Siz adımları atıp, yola koyarsanız, özellikle Van’daki tüm Belediye Başkanlarına  tavsiyem; Van’ın tarihini, geçmişini, geçmiş belediyecilik hizmetlerini araştırmalarıdır. Van kent  kültürünü ve kimliğini görmezden gelmeyin.Bunu görmek, bu şehre sil baştan yeni bir kimlik inşa etme çabaları bu şehri kimliksizleştirir. Depremde Van boşalınca yükselen  “Yeni Van” seslerine karşı hayır eskisi de yenisi de hepimizin o zaman “Yeniden Van” diyerek sesini yükseltenlerdendim.  Kimlikleri birbirine yaklaştırmalısınız, kendi ideolojik perspektifleriniz olabilir, geçmişten, gelenekten gelen yaklaşımlarınız olabilir. Siz bu kimlikleri birbirine yaklaştırdığınız zaman, bu şehri bir çatışma alanı olmaktan uzaklaştırırsınız. Tarihsel misyonuna uygun bir şekilde kültürlerin,kimliklerin, farklılıkların ortak yaşam alanı olmasına katkı sunarsınız. Şehre ve yöreye dair tüm kimlikleri yaşatmak ve ortaklaştırarak geleceğe taşımak lazım.”

Van’ın Belediyesi:

“Herkes kendi seçmen kitlesiyle kültürel etkinlik yapıyor. Herkes kendi kitlesine uygun faaliyetler de. Bunun orta yolunu bulmak lazım. Bakın Tiyatro var. İnsan Tiyatro’ya niye gider? Kültürel,sosyal bir ihtiyaç hissettiğinden biletini alır gider. Bileti aldıktan sonra kim olduğunuz, ne düşündüğünüz , neye inandığınız gibi şeylerin önemi yoktur. Yani biraz tiyatro yaklaşımını burada işlemek lazım. Herkes kendi ideolojik çerçevesinden iş yaparsa,kimse ortak noktada buluşamaz, Uzlaşmada çıkmaz ortaya. Olay bu kadar basit ve net. Spor alanlarına gelince, şehirde yer kalmadı. Özellikle şehrin içinde, betonlaşmadan yeşil alan bırakmadık. Şehrin içi betonlaşacak bu bir kader. İpekyolunun alt tarafına, geçmişte Ermeniler ve Müslümanlar, “yolun altı” ve “yolun üstü”  diye ayırmışlar. Şuanda bizim yaşadığımız şehir, “yolun üstü”. Ermenilerin Bağlar ve bahçelerinin olduğu yer, yani tarım yaptıkları yer. Biz onların birinci Sınıf tarım yaptıkları yerde, bugün betonlar inşa ediyoruz ve o betonların arasına iki tane onlardan kalan veya geçmişten gelen ağaca yaşam hakkı tanımıyoruz. Böyle yaptıkça bütün nüfusu şu İpekyolu’nun dar mahallelerine sıkıştırdık, kimse nefes alamıyor. Trafik zaten sorun, yolda yürüyemiyorsunuz.”

Van’ın Ekonomisi:

“Van Ekonomisi normalleşti. 1990’lardayasal bir “Mazot” ticareti vardı.Van’a çok güzel sıcak para girdi. O zaman bir geniş bir zengin zümre ortaya çıktı. Van,  o tarihten sonra kalabalık bir hamleyleböyle bir ekonomik üst sınıf yaratamadı. Taahhüt işleriyle az sayıda kişi ortaya çıkmış olabilir, o ayrı bir şey. Bu memlekette bir gerçek var; İllegal Ekonomi, yani kimine göre kaçakçılık kimine göre kayıt dışı ticaret. Bu para burada da değerlendirilmiyor artık. Bu işi yapanlar bile yatırımlarını batıya yapıyor, kaynaklarını buraya aktarmıyorsa, ekonominin sıkışmaması beklenemez.  Bu zengin zümre kazandığı parayı ekonomiye enjekte edemedi. O yıllarda kazanan insanlar yatırımlarını buraya harcadı, halende duruyor. Organize sanayi olsun, atölyeler olsun, toptancılar olsun, onlar çok ciddi bir ekonomik hareketlilik sağladı. Ve biz o tarihten bu yana yeni bir ekonomik atak yapamadık.
Biz kendi ekonomik düzenimizi kuramazsak, İranla ilişkilerimizi düzgün ve sistemli bir boyuta taşıyamazsak, ekonomi  kolay kolay rayına oturmaz. İrandan turist geliyor, öyle bir döneme denk geldik ki, hep yabancı markalar, yerli marka çıkaramadık. Bizim turistik hareketliliğimizin başladığı yerde, paranın kaymağı dışarıya gitmeye başladı.”

Van’ın Turizm sorunu:

“Turizm politikası bir araçtır. Tek başına yetersizdir. Sizin yerel yönetimleriniz bu işin içinde yoksa, sağlık politikanız yoksa,ekonomi politikanız bu işin içinde yoksa, bunları bir arada işletemezsek, zaten bu bir hiçtir. Çok üzücü ve acı bir gerçekten bahsedeceğim; Siz turisti Van’ın içine sokmazsanız, Van’ın Turizm’i artar. Şuan Van’a turist geldiğini düşünün, yolda yürüyemeyecek çamurdan. Yazın Tozdan,  kalabalıktan yürüyemeyecek. Yani Turistler neyi seviyor? Van’a gelen Turist, Van’ın Coğrafyasına geliyor.Van’ın şehir merkezinde Turistik bir yer, bir Lokasyon yoktur. Neye gelecek? Ben Turistim gelsem, neye gideceğim, AVM’yi gideceğim?  İran’lı turistin AVM’lere ilgisi var ama o ilgide yıldan yıla azalıyor.
Van’a gelen Akdamar adasına gider, Kaleye gider, Üniversite Kedi Evi Turistik bir lokasyon olmaya başladı, çok ciddide ziyaretçi çekiyor. Buralara gider. Bunun dışında, İnköy’ündeki Manastır’ı, Köyleri otantik bir hale getirip turizm hizmetine kazandırmamız lazım.Ama Van Şehir Merkezini Turizm için cazip hale getirecek hiçbir şey yok. Van’da 2-3 Eski Van Evi kaldı o da kimsenin umurunda değil. Tekel binası gözden düşürülmesi için her ay yakılıyordu, Tekel binasına sahip çıkılsın diye kendimizi deli gibi ortaya attık.”

Ekonomiyi ayakta tutmak;

“Ekonomiyi canlandırmak için kararlık ve uzlaşma şart. Kurumsal kimlikler ön planda olacak, uzmanlar gelecek ve işi yapacaklar.  Van’ın en büyük sorunu, hepimizi biliyorsunuz ki kalifiye personel sorunu. Çaycı bulamıyorsunuz. İş beğenmeyen insan çok , insanımıza çalışmanın, emeğin kıymetini baştan anlatmamız gerekiyor.Bu sadece projelerle olmaz, gazetelerle olur, radyolarla olur, Cuma Hutbeleriyle  olur.


Önümüzde Tekstil Kent var. Yeni bir alan, herkes sahip çıksın, Orada 10 bin insanın çalışması kötü bir şey mi? Nasıl daha çok insan çalıştırabiliriz? Oraya nasıl daha iyi firmaları çekebiliriz? Bizim bunları düşünmemiz lazım. 

Biz Turizmi, ortaya yatırsak, Van Havalimanın hali ortada duruyor. Hala bitirilemedi. Şimdi Turist Van’a gelecek “Tepeden bir yerden bakınca harabe gibi, Van’a yakışıyor mu? Siz bir Büyükşehir’e geliyorsunuz, ilk imaj çok önemli, uçaktan İniyorsunuz, banttan bagajı alacaksınız, millet oradabirbirini eziyor. Siz bunun gibi ufak tefek sorunları çözmeden, gelin  Van’ın Turizm stratejisinifarklı kesimden paydaşlarla mevcut durum ve beklentiler üzerinden tartışın bakalım.. Bizim yerli turist çekmek içiniçi dopdolu bir lansmana ihtiyacımız var. Ama maalesef bu yönde güçlü sinyaller yok.

Van’ın eğitimi;

“Eğitim konusunda ne yapılmalıdır biliyor musunuz? Okul okul, ilçe ilçe, il bazında performans kriteri getirilmeli. Özellikle eğitimi ileri taşıyamayan okullarda, kadro fazla tutulmamalı. Bu işi siyasetten ayrıştırmak lazım. Eğitimde, her sendikanın kendine özel hassasiyeti var, eğitimciler düşünce olarak ayrışabilir ama ana konu kimin ne ve nerede olacağı değil eğitimin ne olacağı olmalıdır. “

“Maalesef boş zaman zengini gençlerimize çok fazla seçenek bırakılmıyor. Kalabalık sınıflarda eğitim görüyorlar, e çıkışta, dışarıda o kadar çok boş vakitleri var ki, siz gençlerin vakitlerini spor salonlarında, gençlik merkezlerinde, sanat merkezlerinde kültürel ve eğlenceli etkinliklerle geçirtmezseniz, gençler bir araya gelirler, gençlik duygularına, yaşlarına, boşluklarına uygun, mecralar yaratırlar.Buna fırsat tanımayacaksınız. Kocaman Stat yapacağınıza, Gençlik merkezleri yapın. Bizim gençlik merkezimiz kiralık. Erciş’te güzel bir gençlik merkezi inşa ediliyor.


Şuan yıkılan Emniyet Müdürlüğünün yerinin Gençlik Merkezi yapılmasını bir vatandaş olarak istiyorum.Çok açık ve net. Türkiye’nin en güzel gençlik merkezini Eski Emniyet Müdürlüğünün yerine yapılsın. Gençlerin enerjilerini harcayacakları yerlere ihtiyaç var.  Bizim eğitim sorunumuz okulda çözülmez, birde sokaktaki eğitimimiz var. Burada odalara da görev düşüyor. Düşünsenize, genç nüfus, çocuk nüfusu çok fazla.Bunların hepsinin klasik eğitime ve eğitim sonrası desteğe ihtiyacı var, kalabalık sınıflarda bunlara verilebilecek eğitim bellidir.Eğitimi özelleştirsek bile nereye kadar özelleştireceğiz? Özelleştirdiniz, maaşları yükselttiniz, bu kez yine kalitesi düşecek.Şuan Sembolik kurumların arasında rekabet var.Siz bugünkü şartlarla bütün eğitimi özelleştirdiğiniz zaman, rekabeti düşüreceksiniz veya sahte bir rekabet yaratacaksınız.


Sonuç olarak Eğitim şart, eğitim sadece okulda olmaz.Bizim eğitimi genele yaymamız gerekiyor.
Buradaki sivil toplum örgütlerine, meslek oda ve kuruluşlarına, Halkın eksiklikleri konusunda yeniden eğitimler, kampanyalar düzenleyerek, öncü ve model kişileri bularak insanlarla buluşturmaları gerekiyor. Çünkü bu toplumun önünde öncüler ve liderler yok.Çıkın Van’a, Van’da öğrencilerin örnek aldığı, çok az insan vardır. Kanaat önderleri yetiştiremiyoruz, Toplum liderleri yetiştiremiyoruz. Yani bunlarda eğitim sorunudur.Hizmet içi eğitim şart.”



“Son olarak, Van’ı takip eden, kıyaslayan, analiz eden, bir Van’lıyım. Sesim ve gücüm yettikçe, bu analizlerimi kamuoyuyla ve yetkililerle paylaşmaya çalışıyorum.Ben Van üzerine çok düşünüyorum. Çünkü İbn Haldun’u bir sözü vardır. “Coğrafya kaderdir.” Diye. E bende “Van” diyeyim. Ben evimi barkımı buradan toplayıp gitsem de, Ben Van’lı Ozan olarak doğdum,Van’lı Ozan olacak öleceğim.
Mevcut durumu kabullenelim.Biz yine bu Mevcut durumları kabullenemiyoruz, biz Van’a olumsuzlukları yakıştıramıyoruz. 

Van’daki bu Kentsel sorunları,Van Gölünün Kirlilik sorununu, ve bir çoğunu. Bizim bunları düzeltmemiz lazım. Sevdamızdan tokat yemeyelim. Ama Sırtımızı dönüpte gidemeyiz.

Bizim yapacağımız şey, ortak akıl yoluyla doğru işlerin parçası olmak. Güzel şeyler yapmak.Sencilik-bencilik yapmamak, ayrışmamak. Ama Van çok zor günler geçirdi bölge içinde, çok ciddi yaralar yeniden açıldı, bunları sarmak lazım. Bu konuda özellikle Ankara’nın buraya yeni bir bakış açısı geliştirmesi gerekiyor.
Buraya Ankara’nın Merkeziyetçiliği ile bakmamaları gerekiyor.  O zaman bir 8 tane milletvekili niye seçip yolladık? Onları daha dikkatli dinlemek lazım, halkın sesini bütün olarak olduğu gibi ayrı parçalar halinde de dikkate almak lazım. “
















YORUM YAZ

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

      Yorumlar
      Toplam 3 yorum mevcut

    • haydaran 3 yıl önce yorumlandı

      helal olsun gerçekleri çuk güzel süylemiş

    • xacort genclik 3 yıl önce yorumlandı

      soyledikleri siyasi retorikten uzak, günü kurtarmaya ve akpye yaranmaya yonelik, tamamen oportunist yaklasimlar ve cozumlemeler. pratikte hiçbir degeri olmayan sozler. renginin de belli olmadigi konusuna katılıyorum. 3 cb adayinada 10ar lira gondererek , hem bdp hem paralel hemde akp yapilarina goz kirpmis karmaşık bir insan. tabi sorsan demokrasiye destek. tabi yersen.

    • mamoste 3 yıl önce yorumlandı

      bu adami niye one cikarmaya calisiyorsunuz ? cv sinde bomboş ayrintilarla dolu olan rengi ne belli olmayan birisi.

    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV