Konuşma Sonu Bir mesaj yaz...

banner207

Van-SDİ: Cezalar tek başına çözüm değil!

Son zamanlarda çocuklara yönelik artan taciz olayları ve cinayetlerle ilgili açıklama yapan Van Sivil Dayanışma İnisiyatifi (Van-SDİ), “Bu tür olayların meydana gelmesi sadece ceza verilerek önlenemez. Dünyada idamın serbest olduğu ülkelerde çocuk cinayetleri ve tacizleri, kadınlara yönelik tacizler ve cinayetlerin her gün onlarcası yaşanmakta, bu olaylar yine de önlenememektedir.” denildi.

Van-SDİ: Cezalar tek başına çözüm değil!
 

Son zamanlarda çocuklara ve kadınlara yönelik artan taciz ve cinayet olaylarına dair Van-SDİ tarafından önceki gün Hazreti Ömer Camii avlusunda basın açıklaması yapıldı. 

Açıklamayı, inisiyatif adına Diyanet-Sen Başkanı Nurullah Arvas yaptı.

 

“SORGULAMAK GEREKİR”
Yaşanan olaylarla ilgili olarak her şeyden önce iyi bir sorgulamanın yapılması gerektiğini  belirten Arvas, şöyle dedi:
“Son günlerde Eylül ve Leyla kızımızın öldürülmesi ile toplum vicdanında sorgulamalara yol açan ve feryatlara dönüşen kayıp çocuklar ve çocuk istismarı meselesi birey ve toplum olarak hepimizi derinden etkilemiştir. Bu ve benzeri olayların faillerini, bunlara destek sağlayan kişi ve çevreleri en yüksek sesle kınıyoruz. Çocuk sevgisini, çocukla diyalogu ve çocukların haklarını önemseyen ve önceleyen bir medeniyetin ve dinin müntesipleri olarak geldiğimiz noktayı gözden geçirmemiz gerektiği gün gibi aşikârdır. Bugünlerde yazılı ve görsel basında, sosyal medyada gördüğümüz fakat istatistiklere yansıyan yönüyle gittikçe tedirgin edici boyutlara ulaşan çocuk istismarı ve kayıpları ile madde bağımlısı çocuklar konusuna birey olarak, aile olarak, okul olarak, devlet olarak bir an evvel ve çok yönlü eğilmemiz gerekiyor. Çocuklarımızı kaçıran, çocuklarımızı istismar eden ve onları hunharca öldüren bu insanlık vasfını kaybetmiş caniler maalesef aramızdan çıkan kişilerdir. O zaman bu toplumda yaşayan herkesin kendisine şu soruyu sorması gerekiyor; Aramızdan bu katiller nasıl çıktı? Bu caniler bu hale gelirken biz bu toplumda yaşayan bireyler olarak neleri ihmal ettik, bizler neredeydik? Bir çocuğu annesinden, babasından, kardeşlerinden koparacak, istismar edecek ve öldürecek bir vicdan ne zaman ve nasıl oluştu?” 

 

EĞİTİME DİKKAT ÇEKTİ
Devlet ve aileler olarak yaşanan olaylar paralelinde eğitimlere ağırlık verilmesi gerektiğini ifade eden Arvas, şöyle devam etti:
“Peki, bu sorunları nasıl yenmeliyiz, bu sıkıntılardan nasıl kurtulmalıyız? Asıl meselemiz budur. Uzun soluklu meselemiz budur. En değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bu tehditlerden korumak ve kurtarmak için toplumun bütün paydaşlarının işbirliğine ihtiyaç vardır. Bugün acıyı en derinden Leyla’nın ve Eylül’ün babası, annesi ve yakınları yaşarken, gerekli tedbirleri almaz isek benzeri acıları bir gün bizler de yaşayabiliriz. Devlet olarak, hükümet olarak, Müslümanlar olarak, Sivil Toplum Kuruluşları olarak tüm yaratılmışların sağlıklı bir şekilde yaşama hakkı olduğunu kabul etmemiz ve çevremize öğretmemiz gerekir. Bu konuyu ders kitaplarında, ilmihal kitaplarında, filmlerde, dizilerde, reklamlarda, ilanlarda işlememiz gerekir. Sadece haberlere konu oldu diye çocuk istismarı, hayvan hakları, insan hakları havarisi kesilmemeliyiz. Yeryüzündeki her canlının sağlıklı bir şekilde yaşama hakkının var olduğunu inancımızın gereği olarak kabul etmeli ve bunu hayatımızın bir parçası haline getirmeliyiz.”

 

“CEZA ÇÖZÜM DEĞİL!”
İşlenen suçlara karşılık idam cezasının engelleyici bir rol üstleneceği gibi tartışmaların yapıldığını hatırlatan Arvas, şunları kaydetti:
“Bu tür olayların meydana gelmesi sadece ceza verilerek önlenemez. Dünyada idamın serbest olduğu ülkelerde çocuk cinayetleri ve tacizleri, kadınlara yönelik tacizler ve cinayetlerin her gün onlarcası yaşanmakta, fakat bu olaylar yine de önlenememektedir. Çocuk istismarı, çocuk kayıpları, madde bağımlısı insanlar, evden kaçan çocuklar ve neticesinde oluşan ölümleri her yönüyle irdelememiz gerekiyor. Soruna yol açan faktörlerin ivedilikle masaya yatırılması gerekmektedir. Bu konunun muhatabı olarak Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı gibi öncelikli birimlerin periyodik aralıklarla çalışmalar yapması kaçınılmaz görünmektedir. Manevi değerlerimizi ön plana çıkararak ailelerin çocuk ve gençlerin sosyolojik, psikolojik ile değerler eğitimi konularında bilinçlendirilmesi elzem görünmektedir. Bu konularda çağın ihtiyaçlarına göre hareket etmeliyiz. Ferasetli davranmalıyız, basiretli olmalıyız.” 
Haber: Mürsel ÖNER

Kaynak: (Prestij Haber Merkezi) - Prestij Haber Merkezi Editör:
Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2018, 11:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner248

banner141

banner140

banner238

banner247

banner203

bayan escort bursa escort escort gaziantep istanbul escort escort izmir escort izmir izmir escort istanbul escort denizli escort escort bayan

Konuşma Sonu Bir mesaj yaz...