banner207

‘Özgürlük eşitlik kardeşlik’ doğduğu yerde ölürken

Leyla İpekçi

‘Özgürlük eşitlik kardeşlik’ doğduğu yerde ölürken

Fransa’da gün geçtikçe harlanan öfke ve nefret ateşinde yanan anılarım var. Ta 70’lerden beri. Hatta bir zamanların bizde de çok değer verilen meşhur sosyoloğu Alain Touraine ile 90’larda burada yayınlanan ilk kitabı için yaptığım söyleşi de var. Sözü ona getirmek üzere, öncesinden alayım mevzuyu.


80 öncesi bir yılbaşı gecesi Paris sokaklarında çıkan şiddet olaylarını hatırlıyorum, bambaşka bir ideolojinin isyankarlarıydı göstericiler. Turistler arasında tanıdıklarım vardı, nereye sığınacaklarını şaşırmışlardı. Fransızlar -ki orta ve lisede okuduğum Fransız okulundaki öğretmenlerimdi ilk tanıştıklarım- çoğunlukla öfkeli, kibirli, ukala ve muhalif olarak bilinirler. Bunun gündelik hayattaki tezahürlerini en iyi komşu Almanlar bilir.

***

Lakin bir bilen daha vardır, Fransa’da vatandaş olan milyonlarca Magripli. Alman ve Fransız arkadaşlarımın sayısından fazla olmuştur bir dönem arkadaşlık ettiğim Cezayirliler. Onlara dair en dikkatimi çeken yine ateşle ilgiliydi. Magripliler öfkelendiklerinde bir Fransız gibi sinirlenseler de içlerindeki nefret ateşi daha farklı yükseliyordu. Savunma mekanizmaları daha öndeydi saldırganlıktan.

Fransızlar, dünyanın bugünündeki modern cumhuriyetlerimizin mottası olan ama giderek içi boşalan nakaratı “özgürlük eşitlik kardeşlik” temasının kan ter ve gözyaşıyla 1789’dan beri temsilciliğini yaptıklarının her fırsatta altını çizerler. Avrupa’ya ve küresel dünyaya böyle biraz da sarkastik bir havayla bakarlar. İngilizce bilseler de daha ziyade kendi dillerini konuşmaya özen gösterirler. Bir vakitlerin küresel dili olarak Fransızca’nın yaygın olmasını çabalamak onlar için elan milliyetçiliklerinin sembolüdür.

Magriplileri de kendilerine benzedikleri ölçüde içlerine almışlardır. 80’lerde Paris’e ilk gittiğimde Afrikalı Müslümanlarla ilişkiler kültürel farklılıkların ajite edilmesi üzerine inşa edilmemişti henüz. Sağ sol çatışmaları sonrası, şiddetin maneviyatını yönlendiren hali hazırda ideolojilerdi. Dönem, maddenin de mana olduğunu bize unutturmuş iki kutuplu dünya dönemiydi.

Kültürümün mayasındaki türküleri ilahileri değil, Fransız şansonlarını dinleyerek büyüyordum ama Paris’i ilk gördüğümde durumun farkına varmıştım. Bizdeki Avrupalılık ile Avrupa’daki Avrupalılık arasında benzerlik yok denecek kadar azdı. Bizimki çoktan alaturka bir Avrupalılık olmuştu, Batılı değerleri taklit ederken kendimize uyarlamış, benimsediğimiz ölçüde de yerli hale getirmiştik. İçinden geçenler bunu bilir, halen içinde olanlar ne kadarını görür bilemem.

***

Alain Touraine, bir dönem benim de Sosyoloji’den hocam olan Göle’nin üstadıydı. Paris sokakları başörtülü Müslümanların gösterileriyle kaynıyordu. Touraine entelektüel kimliğine yakışır bir ‘özgürlük eşitlik kardeşlik’ yaklaşımıyla başörtüsünün eğitimde serbest olmasını savunuyor, Fransa’nın kavrayıcı değerleri Müslümanlara da yeter diyordu.

90’larda da Paris’te yaşayan Cezayirli arkadaşım vesilesiyle gidip geldiğim Fransa’nın arka sokaklarını ve turistlerin pek girmediği gündelik hayatın tabire muhtaç yanlarını anlamlandıracak epey fırsatım oldu. 11 Eylül sonrası Paris sokaklarındaki gençlerin arasındayken gördüm ki çizgisi alınmış gibiydi yüzlerinin. Bir ‘dalga’dan diğerine, bir felsefeden diğerine derken, ruhları ‘dışarı’ kaçmış gibiydi. Güvensizlik duygusunun üzerini kültürel faaliyetlerle örtmeye çalışıyorlardı.

15 yıl önceki kıpır kıpır bir ruh bulduğum Paris sokaklarında insanlar göz göze gelmiyordu. Onların içi boşalmış bakışlarını Cannes Nice gibi başka şehirlerdeki kültürel faaliyetlerde de sıkça gördüm. Sanat terbiyesi aynıydı ama sanatçı çıkmıyordu eskisi kadar artık. Cumhuriyetlerin unutulan projesi olarak kardeşlikten dem vurdum yazılarımda.

“Paris’de veya bir Avrupa şehrinde bambaşka bir iç dünya kurmuş bir Müslüman’ın, bir Ortadoğulu veya bir Avustralya yerlisinin sıradan bir biçimde yaşama katılabilmesi için kendini ifade edebilecek bir dili var mıdır?” diye sormuştum: “Farklı bir varoluş bilgisine sahip birinin kendi dünyasının değerlerini nasıl taşıyabilir burada dönüştürmeden? Hele çok kültürlülüğün bir efsaneye benzediği ve İslam başta olmak üzere birçok göçmen kültürünün bir nefret nesnesi haline geldiği düşünülürse…”

***

2000’lerin sonunda Paris’de filmimizin post prodüksiyon işlemleri vesilesiyle bir ay kaldım. Yerleşik ve vatandaş olmuş göçmenlerin arasında bir evde. Onların iç dünyalarında esaret altında olduklarını fark ettim. Polisten kaçarken kazara ölen iki genç yüzünden daha önce de sokaklar alev alev olmuştu birkaç yıl önce.

Touraine yine sahnedeydi ve yıllar önceki tutumundan hayli sapmıştı. Azınlık grupları diyordu göçmenlere, onların yabancılaşmasından bahsediyor ve cemaatleşmelerini kınıyordu. Onların tam model “özgür eşit ve kardeş” olarak kabul görülmek istemelerini kabullenemiyordu: “Değişmek gibi bir niyet yok, kırıp dökmek istiyorlar!”

O vakit anlamıştım, değişip Fransızlar gibi olamayan her kim, yabancı kalmaya mahkumdu entelektüel zihinlerde de gönüllerde de. Yıllar önceki sorumun cevabı bu ateş dolu sokaklarda verilmişti. Evet iç dünyanızı bize rehin bırakamazsanız, yabancı olmaya mahkumsunuz diyordu Fransız ortak algısı.

Bugün petrol fiyatları gerekçesiyle çıkarılan isyanların ardında elbette bizdeki Gezi kalkışması gibi devletin ehlileşmek yerine Avrupa ordusu kurulmasında ısrar etmesi yüzünden Macron’a karşı bir kalkışma olarak kurgulanması yatıyordur. Lakin kullanışlı elemanlar bu sefer hemen herkes!

Ateşle tecelli eden toplu öfke ve nefretin sahibi orta sınıf vatandaşlar. Eğitim politikalarını ya da çalışma şartlarını eleştirmeleri bir şeyi değiştirmiyor: Yağmalanan dükkanlar, ölü ve yaralılar, yakılan ağaçlar, tahrip edilen araçlar, binalar, otobüs durakları…

Bakıyorum ve malumu bir kez daha söyleme gereği duyuyorum, yıl 2018: Fransız ihtilaliyle Avrupa’ya güya ruh veren “özgürlük eşitlik kardeşlik” epeydir can çekişiyordu. Yine Fransa’da, sloganlaştığı yerde siliniyor an itibariyle.

Yeni Şafak

Güncelleme Tarihi: 04 Aralık 2018, 10:04
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner141

banner140

banner238

banner203

sikiş izle sex hikaye bedava sikiş beylikdüzü escort ataşehir escort pendik escort mecidiyeköy escort bakırköy escort