banner151

banner140

banner228

banner200

banner141

banner161

banner203

banner204

banner207
22 Temmuz 2018 Pazar

HAVADA, KARADA; HALİ PÜR-MELAL’İMİZ…

İçimde üşüyen bir Eylül var şimdi !

Bilgin Erdoğan

04 Temmuz 2018 Çarşamba 11:13
İçimde üşüyen bir Eylül var şimdi !
banner76
 İçimde üşüyen bir Eylül var şimdi !

 

Diri diri gömülen kız çocukları sorduğunda ( Tekvir:81:8)

 

Hunharca katledilen Eylül isimli sekiz yaşındaki kızcağızın içimizi burkan elim hadisesi insanlığın dibe vurduğu utanç verici bir tablodur. Küçük bir kız çocuğuna tecavüz edilmiş ve zalimce öldürülerek toprağa gömülmüştür.

 

Öyle ki insan onur ve haysiyetini ayaklar altına alan bu cinayet vahyin dilinde “Ve izâl mev’ûdetu suilet” “Diri diri gömülen kız çocukları sorduğunda” ayetine cahiliye şartlarında muhatap olan bu işi irtikap eden bedevileri dahi geride bırakacak cinstendir.

 

Zira onlar bu cinayeti sahip oldukları kız çocukları ilerde fakirlikten güya yanlış yola düşmesin ve aile namuslarına halel gelmesin gibi çarpık bir mantıkla yapıyorlardı.

 

Lakin onlardaki bu çarpıklık misak-ı milli içinde irtikap edilen bu utanç verici cinayetle kıyas dahi edilemez.

Kur’an insanlık vicdanı’nın evrensel sesidir. Bu ayeti tarihselci bir tasavvurla salt bir zaman ve mekan içinde okumak değil bilakis her zaman ve zeminde geçerliliğini koruyabilen bir olgu olarak okuyabilmek gerekir.

 

Şayet Tekvir Sûresi’ndeki “Bu kızlar hangi suçundan dolayı öldürüldü” âyetini biz hayatın bizzat içinde aramıyorsak, bu âyet camilerin soğuk köşelerinde, hafızların ezberinde ve tarihin tozlu sayfalarında tutuklu kalır.

 

Oysa bu âyet tedebbür edilirse, o dem bu âyet insan yüreğinde bir feryada dönüşecek ve bu haykırış organ mafyalarının içinde, mektep önlerindeki fuhuş mafyasında, Nataşa pazarlarında, kanlı kürtaj masalarında aranacak ve vahyin diriltici soluğu hayatın her sahasında şifa olabilecektir.

 

Zaman ihtiyarladıkça Kur’an gençleşmekte ve vahyin verdiği kötü misallerin modern versiyonları geçmiştekilerine adeta pabuç çıkartmaktadır. Modern Firavunlar, Nemrudlar mazidekilerden daha zalim modern cinayetler ve tecavüzler tarihtekilerden daha utanç vericidir.

 

Zulüm hangi topraklarda kime karşı ve hangi tarihte yapılırsa yapılsın zulümdür ve insanlığını kaybetmemiş olmak bunlardan uzak durmayı gerektirir.

 

Savaş karşıtı ABD'li muhalif, tarihçi, Howard Zinn’in de ifade ettiği gibi “Masum bir insanı öldürmenin utancını kapatacak büyüklükte bir bayrak yoktur”

 

Zulme uğrayan her daim haklı olmayabilirler lakin zulmeden hep haksız olanlardır.

 

Tüm bu zulümlerin temelindeki ahlaksız zaafiyetin adı bencilliktir. Bencillik insanlık isimli ağacı zehirleyen beladır.

Eylül isimli bu yavru’nun ölümü hedonizm darağacında masumiyetin idam edilmesi değil de nedir?

 

Asıl üzerinde durulması gereken insanoğlu’nun niçin bu kadar bencil, acımasız canavar olduğudur?

Peki bu işin çözümü nedir? 

 

Ceza’nın şiddetini arttırarak bu zulüm bertaraf edilebilir mi? Kanımca ceza’nın şiddetini arttırmak nispeten mağdur ailenin içindeki yanan o kocaman ateşi nispeten hafifletir. Lakin hasta ruhlar ne pahasına olursa olsun bu zulmü irtikap etmeye devam ederler.

 

 

Yeryüzünde hiç bir ceza sistemi çocuğu bir zalim tarafından en adı şekilde öldürülen bir ebeveyin acısını teskin edemez. İşte bunun için kuluna sonsuz rahmeti olan Rabbin, Kahhar isminin tecelli edeceği ve bu tür zalimlerin orada mükim kalacağı bir cehennem yurdu var. Yaşasın zalimler için cehennem!

 

Eylül

 

Bu Eylül içim bir ayrı buruk

Kış değil henüz, lakin bir yerim donuk

Damarlarımda sanki kan yerine hüzün var

Üşütmemişti içimi böyle ne yağan kar ne esen rüzgâr

Bayram dahi bayram değil, sanki donuyor iliklerim

Gurbet değil acıtan sadece, lakin bilmiyorken bildiklerim

Tiryak oluyor bir nebze gönlüme yıllar evvel yazdığım bir şiir

Lakin bilmiyorum gözyaşıyla erir mi bu muannid demir

Hobbes haklıymış demek geliyor içimden

İnsan insanın kurduymuş meğer

Kalmamış sanki vicdandan, irfandan, insaftan bir nebze eser

Sokaklarda çocuk cesetleri, annelerde feryat, yetimlerde hıçkırık

Vefasızlık diz boyu, zira vicdanın kolu kırık

Abdülhak Hamid’in dediği gibi her yer karanlık her yer makber

Lakin bana umut veren, yine mabedden yükselen o ses

Allahu Ekber, Allahu Ekber

Biliyorum bitecek bu uğursuz gece ve gelecek beklenen sabah

Sabret gönül sabret

La taknetu min rahmetillah

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV