banner151

banner140

banner233

banner200

banner141

banner161

banner203

banner204

banner207
26 Eylül 2018 Çarşamba

ŞEHREMİNİ ARANIYOR!

Ermeni mezalimi

Hayrettin Karaman

09 Eylül 2018 Pazar 10:51
 Ermeni mezalimi
banner76
 Ermeni mezalimi
Yahudinin biri mahalle mahalle dolaşıp incik boncuk satıyor, bu işe yaramaz şeyler karşılığında halkın kıymetli mallarını, çocukları kandırarak topluyormuş. Zeki bir çocuk bunun farkına varmış ve “Arkadaşlar bu adam bizi kandırıyor, evlerden aparıp getirdiğimiz kıymetli şeyleri bu aldatıcı nesneler karşılığında vermeyelim” demiş. Yahudi bunu duyunca çocuğu cezalandırmak ve susturmak için göstermeden sıkı bir çimdik atmış. Canı acıyan çocuk ağlamaya bağlayınca sokaktan geçen bir adam oraya yönelmiş, bu defa da Yahudi çocuk kendini savunamasın diye daha yüksek sesle ağlamaya başlamış. Adam sebebini sorunca da, “Bu çocuk bana çimdik attı” demiş, adam da çocuğun kulağını çekip yoluna devam etmiş.
Kıssadan hisse:

Siyonist Yahudiler en büyük zulmü ve uzun vadeli soykırımı Filistin halkına uyguluyorlar, ama propaganda gücünü kullanarak zalim iken mazlum rolü oynuyorlar, bugün mevcut ve devam etmekte olan zulmün üstünü kapatıyor, üzerinden yetmiş yıldan fazla zaman geçmiş olan Nazi zulmünü gündemde tutuyorlar.

Ermeniler de böyle.

Kendileri Müslüman Türk halkına büyük zulümler yaptıkları halde dünya kamuoyundan bunu nispeten gizlemeyi başarıyor, ama bir efsane olan “Ermeni soykırımını” inkâr edenleri cezalandırmak üzere ülkelerde kanun yaptıracak ölçüde gündemde tutuyor ve dünyaya yutturuyorlar.

Rahmetli babam Erzurum’un Oltu kazasından idi, 1915 gibi yıllarda oradan Çorum tarafına göç etmişlerdi. Ömrü boyunca Ermenilerin kendilerine yaptıkları zulmü anlattı, “Onların yaptıklarının onda birini Ruslar yapmadı” der dururdu.

Rahmetlinin anlattıklarının tarihi gerçek olduğu birçok çalışmada ortaya çıkarıldı. İki yazardan birkaç örnek aktaracağım:

Sayın Osman Nuri Toraman’ın “Ermeni Mezalimi ve Soykırım” başlıklı bir makalesinden:

“Ermeni isyanları artmaya başlayınca, 24 Nisan 1915 tarihinde, Ermeni komiteleri kapatılarak, 2 bin 345 Ermeni, ‘Devlet aleyhine faaliyette bulunmak’ suçundan tutuklanmıştır... Ermenilerin her yıl ‘ulusal anma günü’ olarak adlandırdığı günün, Yani 24 Nisan’ın tehcirle alakası yoktur; çünkü tehcir kanunu (Sevk ve İskân Kanunu) 27 Mayıs 1915’te çıkarılmıştır. Dönemin resmi gazetesi Takvim-i Vekâyi’de, 1 Haziran 1915 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Birinci Dünya Savaşı tüm hızıyla sürerken, Osmanlı Devleti, Ermeni komitacılarının Devlet aleyhine faaliyetlerinden ve Ermeni çetelerinin saldırılarından dolayı cephe gerisini sağlama almak maksadıyla, doğru bir kararla Doğu Anadolu’da yaşamakta olan Ermenileri daha güneye, Suriye ve Şam’a sevk kararı almıştır. Bu sevk sürecinde Ermeni kayıpları olmuştur. Trajediler yaşanmıştır. Ancak buna asla soykırım denilemez. Bu dönemde asıl soykırım, katliam, mezalim ve zulmü Müslüman Türk ahali, dahası Erzurumlular görmüştür… Ermenilerin acımasız işgal ve katliamına son vererek Erzurum’u kurtaran Kazım Karabekir, 12 Mart sabahını şöyle anlatıyordu: “Erzurum’da halk, gözyaşları içinde kimi babasını, kimi kardeşini, yakılmış ya da süngülenmiş buluyor, saçlarını yoluyordu. Sokaklarda canlılıktan bir iz bile kalmamıştı. Yerlerde çocuk, kadın ve yaşlılar kanlar içinde yatıyordu...” Ermeni çetelerinin yalnız son gece, Yani, 11-12 Mart 1918’de 3 bin Müslüman Türk’ü öldürdüklerini, Erzurum Rus 2. Topçu kale komutanı Yarbay Twerdo Khlebov anılarında yazmıştır... Amerikalı Prof. Dr. Justin McCarthy’ye göre ise, gerçek soykırım Türklere uygulanmıştır. Çünkü Erzurum Müslüman Türk ahalisinin yüzde 20’den fazlası Ermeni çeteleri tarafından katledilmiştir...”

Sayın Murat Bardakçı’nın bir yazısından:

“Günlerden bu yana kıyametleri kopartıyor, 1915 olayları hakkında önce Papa Fransuva’nın yaptığı konuşmaya, ardından da Avrupa Parlamentosu’nun aldığı ve tehciri ‘soykırım’ olarak niteleyen karara tepki gösteriyoruz. 1915’te büyük acıların yaşandığını, tehcirin Ermeniler tarafından unutulmasının imkânsızlığını ama tehcirin ‘soykırım’ değil, devletin o günlerdeki mecburiyeti ve daha da önemlisi “nefis müdafaası” olduğunu senelerden buyana yazıp söylüyorum.”

“Mahmud Kâmil Paşa’nın şifre ile gönderdiği yazı:

Erzurum, Van ve Bitlis illeri dâhilindeki Ermeniler firar edip düşman tarafına katılmak, çeteler teşkil ederek yolları kesmek, halkı katl ve depoları yağma ve tahrip etmek suretiyle içyüzlerini gösterdiler. Sivas, Diyarbakır ve Elazığ illerinde yaşayan Ermenilerin de aynı maksat ve emelde oldukları ele geçirilen silâh, bomba, patlayıcı maddeler ve meydana çıkarılan teşkilât ve tertipleri ile belli olmuş ve daha sonra Karahisar’daki olay ile de tespit edilmişti…”

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV