banner194

banner197

banner151

banner140

banner200

banner148

banner141

banner161

banner203

banner204

banner207
22 Kasım 2017 Çarşamba

SOĞANDA GÖREVDEN ALINDIĞINI RESMEN AÇIKLADI!

Ehl-i Sünnet Popülizmi

Ramazan Yaman

01 Kasım 2017 Çarşamba 09:06
Ehl-i Sünnet Popülizmi
banner76
 İfam Vakfı genel başkanı, ilahiyatçı  İhsan Şenocak’ın vaizlik görevinden açığa alınmasıyla anladık ki, dindar kesime, “dindarlıklarından” İslami faaliyetlerinden dolayı devletten, medyadan veya başka kurum ve şahıslardan gelen haklı-haksız yaptırımları savunmanın en iyi yolu “Ehl-i Sünnet’in kalesi olduğumuz için bize bunu yapıyorlar!” diye ortalığı inletmekmiş! 

“Müslüman olduğumuz için” değil, “Ehli sünnet olduğumuz için!” diyeceksiniz! Çünkü, muhafazakar kitlelerin tarikatlar, cemaatler, şeyhler, gavslar yoluyla kurgulanan dine ilişkin zihinsel algısı “Müslümanlık” üzerine değil “Ehl-i sünnet” üzerine bina edilmiş! O yüzden, “Ehl-i sünnet olduğumuz için bize saldırıyorlar!” demek, “Müslüman olduğumuz için saldırıyorlar” demekten daha fazla hassasiyet  ve duyarlılık taşıyor… “Ehl-i sünnete” yapılan “saldırı” islama yapılan saldırıdan daha sert reaksiyonla akis buluyor muhafazakar insanımızda…

Ehl-i sünnet aidiyetinin, yani mezheb aidiyetinin İslam kardeşliği aidiyetinden daha güçlü olduğu toplumda doğal olarak bütün savunular, bütün saldırılar, bütün birlik –bütünlük edebiyatı, Ehl-i sünnet popülizmi üzerinden yapılıyor! “Müslüman olduğumuz için değil, Ehl-i sünnetin kalesi olduğumuz içindir bize yapılan tüm saldırılar!”

Eğer “Ehl-i sünnet olmak, yani Peygamberin, sahabenin, tabiin’in, tebe-i tabiin’in yaşadığı, anladığı, bizlere aktardığı islam, Allah’ın “O sizi müslüman olarak isimlendirdi” ayetinin içindeyse, “Ehl-i sünnetiz” demenin ne anlamı var? 

Eğer, “Ehl-i sünnet” ‘ O sizi müslüman diye isimlendirdi’ ayetinin içinde değil, paralelinde bir yerde duruyorsa ve Müslümanlardan olmanın yanında özellikle vurgulanması gerekiyorsa, “Müslümanlardan olanların” dışında başka çeşit bir “Müslümanlık” ifade ediyor demektir. 

Eğer, “Ehl-i sünnet” Müslümanların çoğunluğunu, orta yol-mutedil olanlarını ifade ediyorsa, Allah “ müslüman” olarak kendimizi tanımlamamızı isterken haşa, orta-mutedil yol dışında ya çok radikal, ya çok “layt” bir tanım yapmış ve biz bunu tashih etmişiz, hatta beğenmeyip değiştirmişiz demektir!

Bu, çok şikayet ettikleri oryantalistlerin yapmaya çalıştığının ta kendisidir. Zira oryantalizm dinin yerine mezhebi, tevhidin yerine şirki, takvanın yerine tarikatı, kafasız takke-kippayı, yüzsüz sakalı, adamsız cübbeyi ve “müslüman papazların” engizisyonu taklit etmelerini görmeye bayılır. Oryantalizm, bizim “sünnetçilerin” iddia ettiği gibi kur’an Müslümanlığının dostu değil, düşmanıdır.. 

İhsan Şenocak’ı savunan, İslam’ın temeli, İslam’ın çatısı, İslam’ın temel referansları olarak Kur’an’ı ve Peygamberi beğenmeyerek, “Ehl-i sünnetçiliği” gören zevat, Şenocak’ı savunurken, “Müslüman’a yapılmış bir zulüm!” diyemiyorlar! “Ehl-i sünnetin kalesine operasyon!” diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar! 

 

Bunun nedeni halkın Müslümanlık algısı zayıflatılıp yerine “Ehl-i sünnetin” ikame edilmesidir! Bunun üzerinden yapılan popülizm avam kesimi ayağa kaldırmak için yeterlidir. Çünkü İslam kardeşliği mezheb kardeşliğinin çok gerisindedir! Dininin üstünlüğünü, İslam kardeşliğinin gücünü, Müslüman olmanın lezzetini bilmeyen halkımız, mezhebinin “üstünlüğünü”, mezheb “kardeşliğinin” gücünü iyi bilmekte, mezhep üzerinden yapılan hamasi sloganlara karşı üst düzey bir donanımla donatılmış bulunmaktadır.

 

Hele ki söze, “Anadolu irfanı!” diye başlayın! “En iyi din Türkiye de yaşanıyor!” deyin, Malazgirt’ten başlayın, Ulubatlı’dan çıkın! Osmanlı Sünniliğinden dem vurun, İran Şiiliğinin ne kadar olumsuz örneği varsa, Arapların yaptığı ne kadar hainlik, yobazlık, faşistlik varsa anlatın! Peygamberin söylediği iddia edilen iki de uydurma hadis, birkaç uydurulmuş sünnet ekleyin, tasavvuf büyüklerinin menkıbelerinden birkaç masal, mitlerden, efsanelerden, destansı hikayeler anlatın!.. Alın size “hücum!” emrinizi bekleyen büyük bir kitle!

Gerçekten İslam kardeşliğinin üstünlüğüne inanan bir müslüman mesela, gazete köşesinde; “Ehl-i sünnetin kalesi Şenocak’ı kovacağınıza, Akabe vakfını kapatın! Ehl-i sünnet düşmanı İslamoğlu’nu linç edin!” anlamına gelen, hedef gösteren yazı yazabilir miydi? 

İhsan Şenocak bizzat kendisini kurtarmak için halka sığınır ve “İslamoğlu’nu açığa alın!” der miydi? 

İslamoğlu’nun devlet kurumlarının hiçbirine bağlı olmadığını, dolayısıyla “açığa” alınamayacağını gayet iyi biliyorlar! Fakat şunu da biliyorlar; Halkımız bunu bilmez, önemsemez! Çünkü “Ehl-i sünnet elden gidiyor! Din teferruattır!” 

Şunu da hatırlatmak isterim ki, Devlet; kestane pazarında başlayan, kur’an düşmanlığının, “Ehl-i sünnetçiliğin” Batıniliğin, mehdiciliğin, hokkabazlığın üzerinden yoğrulup, büyüyüp gelişen, kitleleri hipnotize eden ve başına bela olan, Fetönün küçük muadilleri, “büyünce Fetö olacağım!” diyen “fetöcükleri” görmeye başlamıştır inşallah! Kestane pazarının Samsun’un, İstanbul’un, vesair illerin semtlerinde kurulmasına engel olma girişimidir bu!  (Bunu başka bir yazıda izah ederiz inşallah.)

Eğer mezhep ve cemaat holiganlığı İslam kardeşliğinin önüne geçmeseydi, hizipçilik dinin yerine ikame edilip, hizbini savunmak dinini savunmaktan daha “sevap” olmasaydı, halk mezhep kardeşliği üzerine değil, Müslüman kardeşliği üzerine kurulu bir din algısına sahip olsaydı, kibir ve megalomani dağı bir yazar, hiçbir öngörüsü tutmadığı halde, Fetö’yü devlete karşı savunduğu halde, hala garip ve üst perdeden Müslümanların geleceğine ilişkin hamasi ve atmasyon fikirler-öngörüler serdedebilir miydi? 

Bunlar hep, Ehl-i sünnet popülizmi üzerine söylenmiş sözlerin, saldırıların, savunmaların, ne kadar haksız olsa da halk nezdinde tutacağına inanmışlığın özgüveniyle, yalan ve iftira olduğu bile bile söylenmiş sözlerdir.

İslam düşmanlarının İslam coğrafyasını istila etmesini kolaylaştırmış ve kolaylaştıracak en önemli şey; Ehl-i sünnetçilik, Ehl-i şiacılık, Ehl-i seleficilik, Ehl-i cemaatçiliktir. 

Peki Allah ne buyuruyor; “ Hepiniz Allah’ın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanıp bölünmeyin. Sonra gücünüz gider ve zayıflarsınız…O sizi müslüman olarak isimlendirdi!..” 

Fakat Allah’a, yine “Allah’ın rızası için!” muhalefet edip müslüman kardeşliğinin üstüne mezhebinin adını koymaya kalkanlar, Allah’a nasıl hesap vereceklerini şimdiden düşünmek zorundalar! 

Yoksa “Ehl-i sünnetçilik” onları kurtarmaz! Onları ancak İslam kardeşliği kurtarır! Müslüman kardeşler olmak sünnetin içindeki en önemli unsurdur! 

Kalabalıkların onayladığı her şeyi Allah’ın onayladığı anlamı çıkmaz.. Popülizm müşriklerin ve iki yüzlülerin putudur. Vesselam.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV