banner151

banner140

banner228

banner200

banner141

banner161

banner203

banner204

banner207
22 Temmuz 2018 Pazar

HAVADA, KARADA; HALİ PÜR-MELAL’İMİZ…

Dostlarımızı ve Düşmanlarımızı Vahye Göre Seçelim

NASUHİ GÜNAY

19 Mart 2017 Pazar 09:21
Dostlarımızı ve Düşmanlarımızı Vahye Göre Seçelim
banner76
 “Sen onların inanç sistemini benimsemedikçe, ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar seni asla kabullenmeyeceklerdir. De ki: “Allah’ın kılavuzluğu biricik kılavuzluktur.” Sana ulaşan bu bilgiden sonra onların arzularını takip edersen, Allah’tan sana ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.” Bakara (2)120.

“Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz. Onlar sadece birbirlerinin dostudurlar. İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna doğru yolu göstermez.” Maide (5)51.

Dost ve düşmanını tanıma insanlar ve devletler için çok hayati önemli bir konudur. Hangi şartlar muvacehesinde olursa olsun bir insanın güvenebileceği bir kimseye “dost” denir. Vahiy bunu “evliya” kelimesiyle ifade eder. Bu kelime bir yerde tevella kelimesiyle tefsir edilmiş yani “kendi dışınızda birisine işin idaresini vermek onu vekil tayin etmek” anlamı taşır. Bu durumda anlam; “Yahudi ve Hıristiyan topluluklarının dostluklarını sadece ve sadece kendi inançlarını yani kendi yaşam tarzlarını paylaşacaklarını göstereceklerini bildiriyor.

Yahudi ve Hıristiyan olan bu iki millet birbirlerinin velisi olurlar. Yahudiler Yahudi toplumuyla, Hıristiyanlar da Hıristiyan toplumuyla dostluk kurarlar. Birbirlerinin velisi, hamisi birbirlerinin vekili olurlar. Bu nedenle Rabbimiz: Yahudi ve Hıristiyanların dost edinilmesini müminlere yasaklanmış, aksi halde bu dostluğu kuranların onlardan olacağı hükmünü vermiştir. Bu değerlendirmenin sebebi, inançta ifrat hastalığına bulaşan, inanç egoizmi yapan kendi dışındakilerin sapık olduğu vehmine kapılıp bu inançla hayatını sürdürenlerin dostluk ilişkilerini zamanla yok ettiklerine Rabbimiz dikkatimizi çekerek bizleri olası bu dostluktan menetmektedir. Aksi halde onları dost edinmenin bedelinin zulüm olacağı yani zalimler safından sayılacağı bildirilmektedir.

Müslüman toplumların, milletlerin idaresini yani siyasi erki ellerinde bulunduranlar onları gizlice dost edinirlerse, bu hakikaten bir zulümdür. Böyle olması halinde Müslüman toplumlar Allah (c.c)’ın hidayet ve rahmetini, nusretini kaybederler.

Dahası; müminleri bırakıp da kafirleri dost edinenlerin, onlarla birlikte hareket edenlerin onların yaptıkları tüm kötülüklere, zulme ortak olanların, bunda ısrar edenlerin, bu kurulan dostluklardan uluslar arası arenada millet olarak, devlet olarak, izzet ve şeref bekleyenler bilmelidirler ki; “Müminleri bırakıp da kafirlerin dostluğuyla (onur) duyanlar; onların yanında şeref ve itibar mı arıyorlar? İyi bilin ki bütün şeref ve itibar bütünüyle Allah’a aittir.” Nisa (4)139 buyrulmaktadır.
Evrensel değerlerin fıtratında ilahi vahiy ve irade vardır. Allah (c.c)’a ve ahirete iman etmeyen bir toplum ahlaki ve evrensel değerlerden mahrumdur. Çözülmeye, kokuşmaya ve yok olmaya mahkûmdur.

Rabbimiz siyasi, hukuki ve ahlaki yönden dost ittihaz edilmesi için belli bir sebebin olmasına dikkatimizi çekmektedir. Devletler politik ve siyasi ittifaklar yaparlarken bir güvence bir itibar şeref beklerler. Kendinde itibar ve şerefi bulamayanlar bu psikolojik hastalığa kapılarak bunu, başkalarının yanında, onlarla beraber olmada, onlarla ittifak halinde olmada ararlar.

Yanlış olan şu ki; şerefin tamamının Allah (c.c)’a ait olduğunu bilenler, bu gaflete düşmeyerek O (c.c)’nun göstereceği yerde şerefi aramak zorundadırlar.
“And olsun içinde sizin için şeref bulunan bir kitap indirdik. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?” Enbiya (21)10.

“Doğrusu bu vahiy senin ve kavmin için bir şeref ve itibar kaynağıdır. İleride ondan sorumlu tutulacaksınız.” Zuhruf (43)44.

Bu manada Yahudi ve Hıristiyan birliği olan Avrupa birliğinin nasıl bir tek başına millet olduğunu, kendi ali menfaatleri dışında hiçbir insani değerinin ahlaki değerinin olmadığını ilmel yakın biliyorduk, ama şu an aynel yakın ve hakkal yakın olarak da bilmiş olduk.

Merhum Mehmet Akif Ersoy “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diyerek işaret ettiği insanlıktan nasibini alamamış Kur’anın “aşağılık maymunlar, onlar hayvanlar gibidir, bilakis hayvanlardan da aşağı” diye vasıflandırdığı, insanlıktan, hak ve hakikatten nasibini alamamış, işte kokuşmuş Avrupa Birliği.

Bütün dünyanın bilmesi gereken gerçek şu; Ey Siyonistler, sizin ciğerlerinizi rahatlatacak intikamı Müslümanlar alamazlar. Müslümanlar çocukları, kadınları, hastaları, savaşa katılmayan papazları, insanları öldüremezler. Ağaçları, ekinleri, hayvanları telef edemezler. İmanları bunlara manidir.
Rabbim bizlere Hakkı hak, batılı da batıl olarak tanımayı lütfeylesin.

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV