banner194

banner197

banner151

banner140

banner200

banner148

banner141

banner161

banner203

banner204

banner207
19 Kasım 2017 Pazar

ÇÜRÜYEN BÜROKRASİ VE SİYASETTE ÇÜRÜYEN ARAÇLAR!

DİN KUR'ANDIR

SADECE KURAN DEMEMİZİN SEBEBİ

08 Şubat 2017 Çarşamba 11:16
DİN KUR'ANDIR
banner76
DİN KUR'ANDIR

SADECE KURAN DEMEMİZİN SEBEBİ 

1-Allah’ın bizi sadece Zikirden/Kur'an-dan sorumlu tutması (43/44).

2-Allah’ın kendisine vahyettiklerini, eğer Peygamber bize bildirmemişse, peygamberlik görevini yerine getirmemiş demektir (5/67).

3-Kemale erdirilen bir dine, ekleme ya da çıkarma yapılamaz (5/3).

4-Allah İnsanlar arasında kitapla hüküm verilmesini emretmiştir (4/105,5/48-49).

5-Dinde tek hüküm sahibinin Allah olması (11/45, 12/80, 18/26, 95/8).

6-“Allah'ın ayetlerinden/Kuran'dan sonra hangi hadise/söze inanacaksınız?” diye Allah’ın uyarması (7/185, 31/6, 45/6, 77/50).

7-Muhammed Peygamber’in mahşerde: “Ümmetim bu kuranı terk etti.” diye şikayet etmesi (25/30).

8-Kur’an’ın “ahsenel hadîs”(En güzel hadis/söz) olması (39/23).

9-Elçiye düşen; ancak açık bir tebliğdir (5/92,99, 6/19, 16/35,82, 24/54, 29/18, 42/48, 64/12).

10-Rabbin sözleri gerçeklik ve adalet bakımından tastamam olması (6/115).

11-Her şeyi ayrıntılı açıklayan, bir rahmet, bir hidayet kılavuzu, bir müjde olan kitabın gönderilmiş olması (11/1-2, 11/89, 16/89).

12-İnsanların Kur’an ile uyarılması (6/19, 6/51, 7/3, 43/5, 50/45). 

13-Kur’an’ın eksiksiz bir kitap olması (6/38,70, 6/114).

14-Kitaba sımsıkı sarılmamızın emredilmesi (7/170).

15-Peygamber’in Kur’an okumakla emrolunması (27/92).

16-Vayh-i gayri metluva örnek verilen ayetlerin delilleri yine Kur’an’da var olması (2/141-144, 2/187, 3/123-126, 8/7, 33/37, 59/5, 66/3).

17-Allah, bildirmediği konulardan bizleri sorumlu tutmayacağını buyurması (5/101).

18-Hakkında da bilgimizin olmadığı şeylerin ardına düştüğümüzde bundan sorumlu tutulacağımızın bildirilmesi (17/36).

19-Rabbimiz, bize indirdiğine uymamızı emretmiştir (6/155 7/3). İndirilenin ise sadece Kur'an olması!

20-Peygamber’in Kur’an’ı değiştirmesine imkan yoktur ya da başka bir Kur’an getirmesine (10/15)


"Ben sizi ancak vahiyle uyarıyorum" (Enbiya 45)

Din sadece Kur'an değil ise elçi bizi sadece vahiyle uyararak eksik mi uyarmış oldu?

"Bu Kur'an en doğruya yönlendirir" (İsra 9)

Din Sadece Kur'an Değil ise, 
Sadece Kur'an Yetmez ise, 
Yetmeyen Bir Kitap Nasıl 
Olur da En Doğruya Yönlendirebilir?
Siz hiç akletmez misiniz?

"Biz kitapta hiç bir şeyi eksik bırakmadık" (En'an 38)

Hiç bir şey eksik bırakılmamış 
ise Kur'an dışındaki kaynakları 
(zan ve rivayeti) din haline 
getirmenin sebebi nedir?

"Ey Muhammed De ki! Ben sadece bana vahyolunana uyarım" (Ahkaf 9)

"Böyle demesini istiyor Allah, elçisinden! Öyleyse ey müslüman söyle; ey ulema cevap verin; siz niye elçi gibi "sadece vahye" uymuyorsunuz? Hani peygamber sizin rehberinizdi? Peygamber gibi yapmamak, elçi sadece vahye uyarken sadece vahiy olmaz demek nasıl oluyor da elçiye itaat oluyor? Siz hiç akletmiyormusunuz?

Elçi sadece vahye uyuyorsa ki ayete göre öyledir, geleneğin dediği üzere din de sadece vahiy değil ise bu durumda elçi dinin sadece bir kısmına uyup bir kısmına uymamış olmuyor mu? Siz hiç akletmez misiniz?

"Doğrusu, insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği gibi hükmedesin diye Kitap'ı sana hak olarak indirdik; hakkı gözet, hainlerden taraf olma" (Nisa 105)

Ey "Peygamberimiz buyurdu ki"   diyerek Kur'anın dışında bir din kuranlar: Hani elçi Kur'andan bağımsız da hüküm koyardı? Öyleyse Kur'anda olmayan hususlar nasıl din oldu?
     
Peygamberimiz Kuran'a uymuş, insanlara da Kuran okumalarını ve yalnızca Kuran'ın hükümlerini esas almalarını öğütlemiştir. Bu gerçek ayetlerde şu şekilde bildirilir: 

“…Ben, bana vahyedilenden başkasına uymam" (Enam Suresi, 50) 


"Sana vahyolunana uy ve Allah hükmünü verinceye kadar sabret. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır" (Yunus Suresi, 109) 

Nitekim Peygamberimiz için ayette, "... Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir." (Araf Suresi, 203) şeklinde buyrulmaktadır. 

Bir başka Kuran ayetinde ise kendisine "Bundan başka bir Kuran getir veya onu değiştir." diyenlere şöyle söylemesi bildirilir: Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım. (Yunus Suresi, 15) 

Görüldüğü üzere Allah, Peygamberimiz'in yaşamını Kur'ana uydugunu ve Kur'ana gore yasadigini ayetlerinde detayli aciklamistir.

"Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan başka dostlar (insanlar / ilahlar / kaynaklar / kitaplar vs.) edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz" (A'raf 3)

Rabbimizin katından indirilen sadece vahiy değil midir? Öyleyse niye "din" diyerek vahiyden başkasına da uyuyorsunuz?

"İleride ondan (Kur'andan) sorulacaksınız" (Zuhruf 44)

   Ondan yani vahiyden! Yani Kur'andan! Zan ve rivayet de din ise, Allah bizi ileride sadece vahiyden sorumlu tutacaksa -ki öyle ayete göre- bu durumda Allah bizi sadece dinin bir bölümünden mi sorumlu tutacak yani ahirette? Siz hiç akletmez misiniz?

Bu gibi daha birçok ayetlere rağmen Kur'anın yetersiz görülmesinin, "Elçiye itaat şart" dedikleri halde sadece vahiy olmaz denilmesinin (oysa esas bu tutum elçiye itaatsizliktir) en önemli sebebi geleneğin zihinlerde inşa ettiği "Din detayı çok olan kompleks bir sistemdir, din derin bir ilim işidir" algısıdır. 
Bu sebeple Kur'andaki sade, basit, kolay dini kabullenmekte zorluk çekiyorlar. Onlara göre din böyle olmamalıdır. Kur'anda kısaca geçer. Oysa Din bir abdest hususunda bile en az 300 sayfalık malumat içermelidir. Bize bu anlayışı gelenek verdi. Böyle bir anlayışa / yargıya sahip olduğumuz için Kur'anın yeterli olduğunu, dinin sadece vahiy olduğunu kabulde zorluk çekiyoruz. Hem de bu husustaki onlarca ayete rağmen! Geleneğe körlemesine itaat adına onlarca ayeti zımnen inkar ediyorlar, farkında bile değiller. 

Oysa din çok sadedir, çok kolaydır, çok basittir!
   
"Allah size güçlük çıkarmak istemez, ama sizi temizlemek ve üzerinizdeki nimeti tamamlamak ister. Umulur ki şükredersiniz" (Maide Suresi, 6)

"Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zayıf olarak yaratılmıştır" (Nisa Suresi, 28)

"Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir." (Nisa 147)

Görüldüğü üzere Allah bizlere kolaylık istediği, bunun için de kolay ve yaşanabilir bir din yolladığı halde içtihatların, tevil ve tefsirlerin vs. yani kısaca zannın ve rivayetin de dinde kaynak haline getirilmesiyle din alabildiğince zorlaştırılmıştır. 

Bu zorlaştırmanın aracı sınıf yaratmak gibi (çünkü bir iş zorlaşırsa o işin uzmanları ortaya çıkar yani aracı bir sınıf oluşur) nedenleri mevcuttur. Ayrıca detaylandırmak ve zorlaştırmak, böylece dini yaşanamaz hale getirmek şeytanın da sinsi bir oyunudur. 

Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler?" (Bakara Suresi, 170
 
Müminler yalnızca Kuran’ın buyruklarına göre hareket etmelidirler. Nitekim Allah Kuran'da inananlara şöyle emretmektedir:

"Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır. Şu halde O'na uyun ve korkup-sakının. Umulur ki esirgenirsiniz" (Enam Suresi, 155) (Kur'ana uyun demek tersten okunduğunda Kur'an dışı kaynaklara uymayın demektir.)

"Sana da Kitap'ı hak olarak indirdik. Kitap'tan onun yanında bulunanı tasdikleşici ve onu denetleyip güvenilirliğini sağlayıcı olarak... O halde onlar arasında Allah'ın indirdiğiyle hükmet, Hak'tan sana gelenden uzaklaşıp onların keyiflerine uyma. Sizden her biri için bir yol/şerîat ve bir yöntem belirledik. Allah dileseydi sizi elbette bir tek ümmet yapardı. Ama size vermiş olduklarıyla sizi imtihana çeksin diye öyle yapmamıştır. O halde hayırlarda yarışın. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O size, tartışmış olduğunuz şeylerin esasını bildirecektir. Sen de aralarında, Allah'ın indirdiğiyle hükmet. Onların keyiflerine uyma. Dikkat et de Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni uzaklaştırıp fitneye düşürmesinler. Eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah onları bazı günahları yüzünden belaya çarptırmak istiyor. Zaten insanların birçokları doğru yolda iyice sapmış bulunuyorlar. Yoksa cahiliye devrinin hükmünü mü arıyorlar? Gerçeği görebilen bir toplum için, Allah'tan daha güzel hüküm veren kim vardır?" Maide 48-50

Ayetler bu kadar net, anlaşılır ve açıkken hala başka kaynaklar aramak, Kuran'ın apaçık ve eksiksiz olduğu Allah tarafından bildirilmişken 'Kuran tek başına yetmez, anlamak için te'vil etmek, tefsire bakmak vs. lazım' demek samimiyetsizlikten öteye geçmez. Kuran; hükmü kıyamete kadar geçerli, Yüce Rabbimizin apaçık ve eksiksiz kitabıdır. Allah sadece Kuran’ı kıyamete kadar koruyacağını bildirmiş. Kuran dışındaki hiç bir kaynağı koruma sözü vermemiştir. Bunun tek nedeni dinin sadece Kur'an olmasıdır.

Kuran'da haramlar ve helaller birbirinden kesin çizgilerle ayrılmış ve insanları tereddüde sürükleyecek tek bir husus bırakılmamıştır. İnsanlar kendilerine söylenen herhangi bir hükmün doğruluğunu hemen Kuran'a bakarak anlayabilme imkânına sahiptirler. Bu, Allah'ın insanlara verdiği büyük bir kolaylık ve rahmettir.
 
Allah, Kitabı Kur’an’da, “din” konusunda tek rehber olduğunu pek çok ayetinde söylüyor. Yani “Rehberliği / kılavuzlamayı Kur’an içinde yer alan Sözlerim olan ayetlerle Ben yaparım!” diyor. Ayetlerden ben şunu anlıyorum. “Benim Kitabım Kur’an’la, Benim rehberliğimle, Bana ulaşabilirsiniz!”

"Allah’a inanıp, apaçık ışığa / Kitabına / Kur’an’a sımsıkı  sarılanları, Kendi rahmetine ve lütfuna kabul edecek, onları dosdoğru bir yola sokarak, Kendisine yöneltecektir" (Nisa,175)

"Bizim yanımızda, içinde (her türlü bilgiyi) koruyan / her şeyin ayrıntısını içeren / her şeyi koruyup saklamış bir Kitap vardır. İnkârcılar gerçekleri açıklayan buyruklarım / gerçek / gerçeğin tâ kendisi kendilerine gelince, onu yalanladılar / yalan dediler" (KAF,4,5)

"Bizim öğüt ve uyarılarımızı reddeden, nice toplumları yok ettik. Helâk olan toplumlara felâketimiz geldiğinde, panik halinde “Eyvah! Gerçekten Allah’ın öğüt ve uyarıları doğruymuş. Bizler, onları reddetmiştik” demekten başka sözleri olmamıştı" (A’RAF,4,5)

"Bunlar Allah’ın ayetleridir / ilkeleridir, belki onları düşünür, öğüt alırsınız" (A’RAF,26)

Kur'an dışındakiler Allah'ın ayetleri mi?

"Bilinçli / bilinçlenmek isteyen bir toplum için, buyruklarımızı / ayetleri en ince ayrıntısına kadar açıklıyoruz" (A’RAF,32)

Kur'an açık değil, tefsire, rivayete vs. muhtaç, öyle mi?

"Yeryüzünde haksız yere büyüklenenler, kanıtlarımı kavrayamıyorlar / ayetlerimize mani olamayacaklar / ilkelerimizden yüz döndüreceğim / ayetlerimden uzak tutacağım. Onlar her türden ayeti / belgeyi / kanıtı görseler de iman etmezler. Doğru yolu görseler, onu yol edinmezler; fakat yanlış bir yol görürlerse hemen o yola girerler. Bu, ayetlerimize / ilkelerimize “Bütün bunlar yalan” demelerinden ve aldırış etmediklerinden dolayı böyledir / onlara karşı kayıtsız kaldılar. Öyle ya “Ayetlerimize ve ahret gerçeğine yalan” diyenler ve böylece yaptıkları boşa çıkanlar, bu yaptıklarından başka bir şey ile mi karşılaşacaklardı / gene de yapmış olduklarından başka bir şey ile mi cezalandırılacaklardı? / bulacakları karşılık, yapıp ürettiklerinden başkası olmayacaktır" (A’RAF,146,147)

"Düşünüp ibret almaları için Allah ayetlerini / belgelerini insanlara açıklamaktadır / umulur ki / belki öğüt alırsınız diye, ayetlerini insanlara açıklar ki, düşünüp öğüt alabilsinler" (BAKARA,221)

"Allah gerçekleri engelleyen bir toplumu doğruya iletmez / doğru yola ulaştırmaz" (BAKARA,258)

"Düşünmeniz için, Allah size ayetlerini / belgelerini açıklar / Allah size ayetlerini açıklar ki, inceden inceye ve derinden derine düşünebilesiniz" (BAKARA,266)

Kur'an açık değil, kulun izahına muhtaç, öyle mi? Anlaşılmasa da yani öğüt alınmasa da olur, yeter ki harfler yanyana çatılarak okunsun da sevap kazanılsın, öyle mi?

"Kendisine Rabbinden bir öğüt gelip de yaptığından vazgeçenin geçmişi kendisine, işi Allah’a kalmıştır. Onlar ki, iman eder ve salihâtı yaşarlar yani o Vahyi hayatlarına hâkim kılar ve arınmışlığa ulaşırlar. Ey inananlar, gerçekten inanıyorsanız Allah’ın öğütlerini dinleyin" (BAKARA,275,277,278)

 "Allah’ın öğütlerini dinleyin. Allah size (böylece gerekli olanı) öğretmektedir / öğretiyor / Allah size yol gösteriyor" (BAKARA,282)  

"Allah için çaba/gayret gösteriyorum diyen kimse, aslında kendisi için çaba/gayret göstermiş olur" (Ankebut,6)

"Kim Allah’ın Kitabı’na sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir" (Âlî İmran,101)

Hani Kur'an yetmezdi? Hani tevilsiz, tefsirsiz, rivayetsiz vs olmazdı? Hani şeyhi olmayanın şeyhi şeytandı?

“Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri 
öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” Sad 38/29

Anlamasanız da olur, yeter ki tecvide dikkat edin, öyle mi?

“Biz onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. 
Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O hâlde sen, 
benim uyarımdan korkan kimselere Kur’an ile öğüt ver.” Kaf 50/45

Yetmeyen, eksik bir kitapla öğüt verilecek, öyle mi? Kur'anla öğüt ver deniyor dikkat edin! Peki Diyanet, hocalar vs bize asırlardır sadece Kur'anla mı öğüt veriyor?

“Şüphesiz ki bu Kur’an en doğru yola iletir; iyi davranışlarda bulunan müminlere, 
kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler.” İsra 17/9

En doğru yola ileten neymiş? Sadece Kur'an mı yoksa Kur'an + diğer kaynakların toplamı mı?

“Rabbinizden size indirilene uyun. 
Onu bırakıp başka evliyaya/dostlara uymayın. 
Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!” 
A’raf 7/3

Kur'an dışında rabbimizden indirilen var mı? Öyleyse indirilene uyun denirken indirilmeyenlere de uymak nedir?

“Ey insanlar! 
Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi 
ve size apaçık bir nur indirdik.” 
Nisa 4/174

Vahiy dışındakiler kesin mi? Allah kesinliğe dikkat çekiyor, dikkat edin! Din kesin bilgi işidir. Şüpheli şeyler zandır, din değildir.

“Bu bir kitaptır ki, 
Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura (aydınlığa), O övgüye layık, Aziz olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.” İbrahim 14/1

Kur'an yetmiyor öyle mi?

• Bu Kur’an, uydurma bir hadis / söz değildir.
Aksine bu Kur’an, kendisinden önce gelen
Tevrat, Zebur, İncil ve diğerlerini onaylayıp
doğrulayan her şeyin ayrıntılı açıklaması ve
inananlar için de bir yol gösterici, sevgi ve
şefkat pınarı olan ilahi bir Kitaptır.
(Yusuf,111)

• Yemin olsun! Biz size, her şeyi açık açık
anlatan ayetler / ilkeler, sizden önce geçmiş
kimselerden örnekler ve erdemliler için de bir
öğüt indirmiş bulunuyoruz. (Nûr,34)

Kur'anda her şey yok öyle mi?

De ki: “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür? De ki: “Allah benimle sizin aranızda şahittir. İşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu.  Gerçekten siz mi Allah ile beraber başka ilâhlar olduğuna şahitlik ediyorsunuz? De ki: “Ben şahitlik etmem.” De ki: “O, ancak tek bir ilâhtır ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.” Enam 6/19

"Andolsun, size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir Kitap indirdik. Yine de akıllanmayacak mısınız?" [Enbiya Suresi, 10]

Din sadece rab katından inendir...

SON OLARAK

"Biz Kitap'ta hiç bir şeyi noksan bırakmadık..." [En'am Suresi, 38]" 

Müslümana düşen sadakallahülazim ve işittik ve itaat ettik demek olmalıdır. Bir şey Kur'anda yoksa ne o unutulmuştur ne de eksik bırakılmıştır. Sadece o husus din olarak görülmemiştir. Allah'ın din görmediğini, kitabına koymadığını dine koymaya / sokmaya çalışmak dinde ve hükümde Allah'a ortak olmak demektir. Oysa yüce kitapta "Ve O, kendi hükmüne kimseyi ortak etmez" (18/26) buyruluyor.

"Kur'andan başka artık hangi hadise inanacaklar" (Murselat 50)

Cevap verin: Kur'andan başka hangi hadise inanıp da onu din ediniyorsunuz?
...

Görüldüğü ve bir çok ayette olduğu gibi Rabbimiz "Kuran yeterlidir ve apaçıktır" diye buyurmaktayken hala “Din” konusunda tek otorite olması gereken ve "Ben hükmüme kimseyi ortak etmem" diyen "Allah’ı, neden tek eğitici-öğretici kabul etmiyoruz? Niçin Allah'ı dininde tek söz sahibi olmaktan çıkararak hissedar (ortak) haline getiriyoruz?

"Bugün dininizi kemale erdirdim (en mükemmel şekliyle tamamladım)" (Maide 3)

Din vahiyle tamam olduysa zan ve rivayet nasıl oluyor da din oluyor? Din kemale erdiği, elçinin tebliğiyle, vahyin son buluşuyla kapısı artık kapandığı halde! "Zan ve rivayet de dindir" demek din vahiyle kemale ermedi demek değil midir?

Evet, din vahiyle başladı, vahiyle sona erdi! Çünkü din ilahidir. İlahi olan sadece ilah katından gelendir. Din rab katından indirilendir. Din sadece vahiydir. Zannı ve rivayeti din kabul etmek ulemayı ve elçiyi hükme (dine) ortak etmek demektir. Bu ise apaçık şirktir. Oysa peygamber dinde risaleti tebliğle görevli bir elçidir.

"De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir elçiyim" (İsra 93)

Peygamberimiz sadece beşer bir elçi ise bu durumda din sadece bize tebliğ ettiği risalet (vahiy) değil midir?

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV