banner151

bayan escort bursa escort escort gaziantep porno istanbul escort escort izmir izmir escort istanbul escort denizli escort porno escort bayan

banner200

banner141

banner161

banner203

banner204

istanbul escort bayan escort

banner207
17 Ekim 2018 Çarşamba

İNSANIN KADERİ SEÇMEKTİR!

Bağımlılıklar ve Köleleşme

Yağmur Yaz

08 Aralık 2017 Cuma 10:06
Bağımlılıklar ve Köleleşme
banner76
 Bağımlılıkları, insanı hantallaştırır ve onun doğru davranabilmesini engeller. Aşırıya kaçan her davranış insanın doğru düşünebilme yetisine de ket vurur.

Bundan dolayı her konuda ölçü şarttır. Haddini aşmaya meyilli olan insan, ölçüyü kaçırdığı her an, hâlihazırda gidişatı olumlu olan bir durumu bile kendi aleyhine kolaylıkla çevirebilir.

 

Zamana göre şekillenen insanın ihtiyaçları, sürekli değişiyor. İster istemez hızlı yaşamaya alışmak zorunda hisseden birey, kimi zaman durup derin bir nefes alacak vakti bile kendisine çok görüyor. İnternet vasıtasıyla her bilgiye her an ulaşabilecek olmanın rahatlığı ve hazzı da insanı hızlı bir yaşama daha da bağlıyor. İnsanlar arası iletişimin minimuma indiği çağımızda bu iletişimin yerini özellikle cep telefonu, tablet ya da bilgisayar alıyor. Kişiler elektronik cihazlarıyla bir başkasıyla iletişim kurduğundan daha fazla iletişim kuruyor. Dolayısıyla bu durum hem bireyin davranışlarını hem de sosyal ilişkilerini etkiliyor. İnsan yalnızlaşıyor. En kötüsü de yalnızlığına alışmaya başlıyor ve doğal olanın bu olduğuna kendisini inandırıyor. Elektronik aletlere bağımlı, cep telefonundan başını kaldırıp da dünyayı gözlemleyememiş, kendi sesi de dahil tüm seslere sağırlaşmış bireyler yetişiyor. Teknoloji, ölçüyü kaçırdığımızda bizi böylesine köreltip önümüze sanal bir hayat sunarken Kuran bizi hayatın tam ortasına çekiyor ve gerçeklerle yüzleştiriyor.

 

“Allah'a kulluk edin ve O'ndan başka hiçbir şeye ilahlık yakıştırmayın; ana-babaya ve akrabaya, yetimlere ve yoksullara, kendi çevrenizden olan komşulara ve yabancı komşulara, yanınızdaki dosta, yolcuya ve meşru şekilde bihakkın sahip olduklarınıza iyilik yapın! Unutmayın ki Allah kendini beğenmiş küstahları sevmez.”

(Nisâ/36)

 

Kölelik her zaman bir kişinin denetimi altına girerek hürriyetinden yoksun olma durumu olarak anlaşılmamalıdır. Zira modern çağda bu tarz bir kölelik pek görülmemektedir. Onun yerini modern zaman bağımlılıkları almıştır. Her bağımlılık insanın iradesinden bir parça çalar ve onu hürriyetinden yoksun bırakarak köleleştirir. Kişi farkında olmadan kendi özgürlüğüne pranga vurur. Bağımlılıkları olmadan yaşayamaz hale gelir. Haddinden fazla önem atfedilen her şeye bir bağımlılık söz konusudur. Ve insan, hayatında aşırı değer atfettiği ve o olmazsa yaşayamayacağını düşündüğü her şeye köleleşmiş durumdadır.

 

İnsanın, bir başka insana fazlasıyla bağımlı olup ona köle olacak kadar aklından feragat etmesi de mümkündür. Fakat burada da eski çağlarda var olan, efendisine para karşılığı satılan ve onun hizmetini gören köleler değil; aklını kiraya vermiş ve başka bir aklın hükümranlığını kabul edip kendisini acizleştirmiş bireylerdir söz konusu olan. Zira bu bireyler, köle olduklarını bile farkında değillerdir. İşin vahim olan kısmı da budur. Çünkü köle olduğunu kabul etmeyen yahut farkında olmayan birinin özgürlük isteği de olmayacaktır. O zaten bulunduğu konumdan memnundur ve kendisini özgür saymaktadır. Dolayısıyla bu esaretten kurtulmak için hiçbir çabası olmayacaktır. Bu durum onun, hayatını hakkıyla yaşamasına engel olacağı gibi aynı zamanda onu gerçekleri inkara da sürükleyecektir. Çünkü tek inandığı efendisinin aklı, tek doğrusu ise efendisinin doğrusu olacaktır.

 

"Evet, doğrusu bize bir uyarıcı gelmişti; fakat biz onu yalanladık ve "Allah hiçbir şey indirmemiştir; siz (elçiler) büyük bir şaşkınlık içindesiniz" demiştik" itirafında bulunacaklar.

Ve "Eğer biz (vahyi) işitmiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şimdi kavurucu ateşe müstehak olanlar arasında bulunmazdık" diyecekler.

(Mülk/9-10)

 

Kişi, her neye köle ise ona iradesini teslim eder. Halbuki irade, insanı insan yapan ve Allah’ın insana lütfettiği en önemli nimetlerdendir. Öyle ki Rabbimiz de bizlere vermiş olduğu bu iradeye daima saygı duymuştur ve bize seçim özgürlüğü tanımıştır. Kulluk ile köleliğin farkı da tam bu noktada ortaya çıkmaktadır. Zira bir köle, kölesi olduğu her ne ise ona tüm iradesinden vazgeçerek yönelir. Öyle bir bağımlılıktır ki bu, kişiyi düşünmekten ve özgür karar alabilmekten alıkoyar. Bu da onu değersiz ve işe yaramaz bir varlığa dönüştürür. Böylece insan, kendi elleriyle kendi değerini düşürür. Bağımlılıklarımız bizi köleleştirip aklımızı kullanmaktan yoksun bırakırken Rabbimiz, bizleri zincirlerimizden kurtarıp özgür kılmak ister.

 

“Onlar ki, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılmış bulacakları ümmî/annesinden doğduğu gibi saf peygambere uyarlar; peygamber onlara iyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, güzel şeyleri onlara helâl kılar, pis şeyleri onlara yasaklar. Sırtlarındaki ağırlıklarını indirir, üzerlerindeki zincirleri kırıp atar. Ona inanan, onu destekleyen, ona yardım eden, onunla indirilen ışığa uyan kişiler, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.”

(A’râf/157)

 

Allah, insana oldukça değer vermiş ve onu yokluktan varlık sahasına çıkarmıştır. Yine ona irade verip bu iradesini kullanabilmesi için seçim özgürlüğü sunmuştur. Ayetlerinde birçok kez insana akletmenin öneminden ve zorunluluğundan bahsetmiştir. Durum böyleyken insan da iradesini ve aklını doğru kullanarak Rabbine şükrünü yerine getirmelidir. Aklını kullanmayan insan kendisine zulmeder ve en büyük eziyeti yine kendisine etmiş olur.

 

“Onlar orada, “Ey Rabbimiz! Bizi çıkar. Daha önce yaptıklarımızın aksine iyi işler yapalım” diye feryat ederler. Kendilerine, “Size, düşünecek kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Size uyarıcı da gelmedi mi? Şimdi tadın azabı! Zâlimlerin yardımcısı yoktur” denir.”

(Fâtır/37)

 

Kulluk, insanı yüceltip onu değerli kılarken, kölelik insanı ait olduğu yerden alır ve onu aşağılara iter. İradesini ve aklını hakkıyla kullanamayan, düşünemeyen, özgür seçimler

yapamayan insan nesneleşir. En sonunda, sürü psikolojisiyle hareket eden, kendi aklıyla hareket edemeyecek kadar zayıf insanlardan oluşan bozulmuş bir toplum kalır geriye.

 

“Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah da o toplumun gidişatını değiştirmez..”

(Ra’d/11)

 

Kendisine bu kadar değer veren Yaratıcısına karşı kişi, kendi değerini düşürüp bağımlılıklarına zihnini köle ederse Rabbine şükürsüzlüğünün ve kendisine verilen nimeti hakkıyla kullanamamasının bedelini hem

dünyada hem de ahirette mutlaka ödeyecektir.

 

“Başınıza gelen her musibet, kendi ellerinizle yaptıklarınızın sonucudur; üstelik O birçoğunu da affetmektedir.”

(Şûrâ/30)

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    NAMAZ VAKİTLERİ
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    e-gazete
    • Haber Sistemi DEMO v5 - 08 Ekim 2011Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV