Konuşma Sonu Bir mesaj yaz...

banner207

ABD notları -3

Merve Şebnem Oruç

ABD notları -3

ABD seyahatimin Zeytin Dalı Harekatı’nın ilk haftasına denk gelmesi, bana Afrin operasyonunun Washington’daki etkisini doğrudan gözlemleme imkanı sağladı.

Harekatın Washington’da herkesi afallattığını söylersek abartmayız. Ankara’nın Fırat Kalkanı'ndan sonra uzun süre “terör koridoruna izin vermeyeceğini” söyleyerek eyleme geçmemesi ABD’de rehavete sebep olmuş. Görüştüğüm çevrelerin harekata hazırlıksız yakalandıklarını isteksizce itiraf etmelerini müteakip yönelttikleri “Sizce Ankara Menbiç’e yönelecek mi? Bu ne zaman olur? Peki Fırat’ın doğusu?” sorularının, Türkiye’nin oyun planını okuyamamaktan kaynaklanan rahatsızlığı ortaya koyduğunu söyleyebiliriz.

İlk iki yazıda bahsettiğim Washington’daki iç kargaşanın ve Türkiye-ABD ilişkilerindeki gerginliğin ne noktada olduğunu gösteren en iyi gelişme, son Erdoğan-Trump telefon görüşmesinin Beyaz Saray basın bülteninde çarpıtılarak verilmesiydi. Bu bültende özellikle “Trump’ın Erdoğan’a Menbiç’teki ABD askeri varlığıyla sıcak çatışma ihtimaline mahal verilmemesi çağrısı yaptığı” ifadesi dikkat çekiciydi. Bu bağlamda, Washington’da PKK/PYD’ye desteğin devam etmesini arzu eden çevrelerin, “Olası bir Türk hava operasyonunda ‘kaza sonucu’ da olsa bir Amerikan askeri ölürse o zaman ikili ilişkiler ne hale gelir? Aman aman...” şeklindeki yorumlarına sahte bir endişe eklediğini söylemek gerek. Suriye’den bahsediyoruz; türlü sahte bayrak operasyonunun yapıldığı, aldatmanın, yanıltmanın gırla gittiği bir savaş ortamı... Rusya ile hem uçak düşürme hem de büyükelçi suikastı nedeniyle iki kere çok riskli eşiklere gelmiş, bu tür komploları tüm ağırlığıyla yaşamışken, kararlılığımıza sekte vurup planlarımızı bozabilecek benzeri kirli oyunlara hazırlıklı olmamız, bunların gerçekleşmeden önüne geçebilmemiz gerek.

“Türkiye-ABD arasındaki sorunların kaynağı FETÖ ve PKK”diyoruz ya, eksik okumayı tamamlamak için gerilimin Suriye’de FETÖ/PKK meselelerinin büyümesinden önce başladığını söylemek gerek. Washington’da görüştüğüm kişiler, sorunların başlangıcına dair tarih ve mekan da veriyor: Beyaz Saray-Mayıs 2013 Erdoğan-Obama görüşmesi... Yazarlık sürecimin belki de miladı sayılabilecek 2 Haziran 2013 tarihli “Erdoğan gemileri neden yaktı?” başlıklı Gezi olaylarının arka planını analiz etmeye çalıştığım makalede ben de o görüşmenin kırılma noktası olduğunu, ‘artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını’ tahmin ettiğimi yazmıştım. Sonrasında o görüşmeyle ilgili olarak hem FETÖ hem de Amerikan medyası kaynaklı çok şey okuduk.

Washington’da bana “Obama o gün, Erdoğan’a “Sınırdan ‘cihatçı/Nusracı’ geçirdiğinizi biliyoruz” diyen eski bir Dışişleri yetkilisine, “15 Temmuz’a kadar Türkiye’de yaşananlar Türkiye’de devlet içi paralel bir yapılanmanın hükümete karşı çalıştığını gösteriyor. Sınırdan bu tip kişilerin geçirildiği iddiasının doğru olduğunu varsaysak bile, böyle bir şeyin hükümete kumpas olarak yapılmadığını söyleyebilir misiniz?” dediğimde “Söyleyemem. Haklı olabilirsiniz. Ama ilişkiler o gün itibarıyla bozulmaya başladı, bu kesin,” demesi de ABD ile kopmanın Gezi, 17-25 Aralık ya da PKK’ya verilen destekten çok önce, Suriye’de başladığını gösteriyor. Açıkçası geçen hafta Türkiye’de bir kez daha 2012-13’ün popüler ÖSO yalanlarının, Afrin harekatına karşı CHP tarafından bir kez daha raftan indirilmesi de insanı o günlere götürüyor. Hatırlayalım, 7 Şubat 2012 MİT krizinden 2014 MİT TIR'ları hadisesine, muhalif medyada çarşaf çarşaf çıkan “Türkiye cihatçıları destekliyor, sakallıları besliyor, IŞİD’lileri tedavi ediyor” haberleriyle ilmek ilmek örülen dev komplo, Suriye ve bölgedeki dengelerin değişmesinde önemli rol oynadığı gibi, PKK’nın sahneye ‘seküler savaşçılar’ diye çıkarılmasına da zemin hazırladı.

Obama’nın NSA skandalıyla başının dertte olduğu günlerde önüne söz konusu iddiaları hangi ellerin koyduğu, bu ellerin Suriye’deki amaçları ve bu amaçların gerçekleşmesinde FETÖ’nün rolü üzerine kafa yormazsak ne ABD derin devletini tam olarak anlayabiliriz ne de bölgeye dair planlarını... Bunun için de açığa çıkana kadar yıllarca tehlikeli bir istihbarat servisi gibi çalışan FETÖ’nün, PKK, DHKP-c, Suriye muhaberatı, DAEŞ, Nusra vs. ile de dolaylı dolaysız tüm bağlantılarının araştırılması şart.

Belki tüm yaşadıklarımızdan sonra hala aramızda “Yok canım. O kadar değil,” diyenler olabilir. Ama zaten lafım bu yapıyı her daim hafife alıp karanlık tarafının derinliğine dikkat çekenleri yıllarca komplo teorisyenliğiyle suçlayanlara değil.

Aynı komplo teorisyenliği suçlamasını örgütün global yapılanmasını hafife alanlardan, dünyadaki FETÖ okullarının amacını tartışırken de duyuyoruz. Örneğin ABD’de bazı istihbarat örgütlerinin Türkiye, Afrika, Orta Asya’da vs bu okulların açılmasını destekleyerek ne amaçladığını artık herkes biliyor, ama bu okulların ABD’de ardı ardına açılmasına neden izin verildiğine kafa yorulmuyor.

Amsterdam & Partners’ın (LLP) FETÖ okullarının ABD’deki illegal faaliyetlerini sıralarken dikkat çektiği H1B vize programı üzerinden yapılan dolandırıcılığa, en azından bu vizeyi veren ABD konsolosluklarında göz yumulduğu çok açık. Niteliği tartışılır, İngilizcesi yetersiz 6500’ün üzerinde Matematik ve Fizik öğretmeninin, ABD’de bulunmayan nitelikli personel alımı için kullanılan göçmenlik vizesini nasıl rahatlıkla aldığı sizce de kuşkulu değil mi? Latin Amerika ve Afrika kökenli Amerikalıların hedef alındığı FETÖ sözleşmeli okullarında çalışması için ABD’ye taşınan bu FETÖ’cülerin, Türkiye’deki okul ve dershanelerde dindar gençlerin o dönemdeki mağduriyetlerini nasıl suiistimal ettilerse, bu gençlere de aynı şekilde yaklaştığını düşünsenize... Acaba FETÖ’yü projelendirip destekleyenler, ‘ABD’nin başka ülkelerde savaşırken ölmeye hazır sadık asker ihtiyacı’nın bu gençler arasından mı seçilip yetiştirilerek karşılanmasını mı istiyor? ABD’de Vietnam’dan beri büyük tartışmalara yol açan, büyük maliyetler getiren ‘asker cenazeleri’ problemi böyle mi aşılmak isteniyor?

“O kadar olamaz” diyebilirsiniz ama ben söz konusu FETÖ olduğunda hiçbir işin basit ve tek katmanlı olduğunu düşünmüyorum. Türkiye’de de her şey okullar ve dershanelerle başlamıştı; gerçeği herkese görünür olduğunda fareler evimizi neredeyse başımıza yıkacak kadar sarmıştı, unutmayalım.

YENİ ŞAFAK

Güncelleme Tarihi: 05 Şubat 2018, 10:12
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner241

banner141

banner140

banner238

banner203

sikiş izle sex hikaye bedava sikiş beylikdüzü escort ataşehir escort pendik escort mecidiyeköy escort bakırköy escort

bayan escort bursa escort escort gaziantep istanbul escort escort izmir escort izmir izmir escort istanbul escort denizli escort escort bayan

Konuşma Sonu Bir mesaj yaz...